CENNETİN ÇOCUKLARI


Yönetmen ve Senaryo Majid Majidi

Cennetin Çocukları 1997 İran yapımı dramatik filmdir. Özgün adı Bacheha-Ye Aseman (Farsça: بچههای آسمان) olan film İngilizce konuşulan ülkelerde ve uluslararası gösterimlerde Children of Heaven adıyla sunulmuştur.

"Cennetin Çocukları" İran'lı yönetmen Majid Majidi'nin ABD'de gişe rekorları kırmış olan Cennetin Rengi ( Rang-e Khoda) (1999) filminden bir önceki filmidir. Çekimleri İran'ın başkenti Tahran'da gerçekleştirilen bu düşük bütçeli film sadece 180.000 dolara malolmuştu.

Bu masalsı duygusal film, yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra isimli iki küçük kardeşin öyküsünü anlatır. Kızkardeşinin ayakkabılarını tamirciden getirirken kaybeden Ali kendi ayakkabısını onunla ortak kullanmak zorundadır, zira babalarının öfkesinden çekindikleri için durumu ona anlatamazlar, zaten anlatsalar da babaları yeni bir çift ayakkabı alamayacak kadar yoksuldur. Filmin tanıtım sloganında denildiği gibi onların bu küçük sırrı artık en büyük serüvenleri olacaktır.

Film eleştirmeni Roger Ebert ilgili yazısında, filmin çocuklar için neredeyse kusursuz bir seçim olduğunu, zira iyi niyetli bir saflıkla çekilmiş bu filmin birçok benzeri Amerikan çocuk filminde olduğu gibi ukalaca akıl vermeler, gizli alaycılık ve iğneleyici temalar içermediğini belirtmiştir.

tutunamayanlar1July 13, 2013, 5:46
BARAKA


Yönetmen Ron Fricke

Özgün ve eşsiz bir eser olan bu filmi ABD’nin sıra dışı yönetmeni Ron Fricke, Amerikalı son dönem filozoflardan Joseph Chemple’in “The Power of Myth / Mitin Gücü” adlı eserinden aldığı ilhamla çekti. Tabiat ile ilişkisi ve kainattaki yeri ile insanı sorgulayan ‘Baraka’, yaşam biçimlerindeki çeşitliliği, değişimi ve insanın bunlara etkisini irdeliyor. Bir iç dünya tecrübesinin epik sinemacılık alanına yansıması olan filmde yönetmen, ustalıkla buluşturduğu resim ve sesler aracılığı ile kişisel bir tecrübeyi, her izleyene ilham verecek ve dünya çapında etki yapacak, çok anlamlı bir şahesere dönüştürüyor.

Bu film için, kameraman-yönetmen Ron Fricke, büyük formatlı 70 mm kamerayı 20 yıl aradan sonra yeniden kullandı. Dönen yıldız kümelerini yakalamak için, hareket kontrollü imgeleri çekme kabiliyeti olan özel bir kamera da tasarlanan bu filmin montajı için de özel bir bilgisayar yapıldı. Baraka’nın müziklerini yapan New Age müziğinin önde gelen ismi Michael Stearns, yerel müzikleri özgün bir akustik kompozisyonla dokuyarak, görsel zenginliği tamamlayan bir ses şöleni ortaya koydu.

‘Baraka’ kelimesinin içerdiği ‘kutsama’, ‘soluk’ ya da ‘yaşamın özü’ şeklindeki mistik anlamların her biri, dünyayı üç kez dolaşmak suretiyle 24 ülkede çekilen ve yapımı 5 yıl süren bu güçlü ve sıra dışı filmde çarpıcı bir kompozisyonla yansıyor.

tutunamayanlar1July 13, 2013, 5:41
1984


Yönetmen Michael Radford

Senaryo Michael Radford, George Orwell

Eser George Orwell

"GEÇMİŞİ KONTROL EDEN
GELECEĞİ DE KONTROL EDER

ŞU ANI KONTROL EDEN
GEÇMİŞİ DE KONTROL EDER"

-Yerçekimi kanunu anlamsız.
-Böyle bir kanun yok.
-Eğer sürüklendiğimi düşünüyorsam ve sen de öyle düşünüyorsan, öyledir.

George Orwell in' günümüzün, en çok atıfta bulununulan kitaplardan olan 1984 isimli anti ütopik romanından Michael Radford tarafından sinemaya aktarılan film gelecekte te kendinden çok sözettirecek.

-1-


-2-
tutunamayanlar1July 13, 2013, 5:38
Z


Yönetmen Costa-Gavras

Senaryo Vassilis Vassilikos

Filmde, aslında ülke adı hiç geçmemesine karşın, Yunanistan'da 1963 yılında solcu milletvekili Gregoris Lambrakis'in öldürülmesi sonrasında gerçekleşen olaylar kurgulanarak yansıtılmaktadır. Eleştirmenlere göre film, 1967 ile 1974 arasında Yunanistan'da hüküm süren askeri yönetimi eleştirmektedir.


Filmin bitişinde akan yazıda ise filme emeği geçenlerin adları yerine askeri yönetimce yasaklanan her ne varsa onlar listelenir: barış hareketleri, grevler, sendikalar, erkeklerin saçını uzatması, The Beatles, pop müzik, Sofokles, Leo Tolstoy, Aeschylus, Eugène Ionesco, Jean-Paul Sartre, Anton Çehov, Mark Twain, Samuel Beckett, sosyoloji, uluslararası ansiklopediler, özgür basın, modern matematik. 1969'da yapılan filmde savcıyı canlandıran ve filmin yapımından yıllar sonra ülkenin Cumhurbaşkanı olacak olan ve olayı hükümet adına soruşturan savcının, ölümünü araştırdığı milletvekili Gregoris Lambrakis'i simgeleyen ve Direniş ölmedi ya da Lambrakis yaşıyor anlamına gelen Z harfinin perdeyi kaplamasıyla film sona erer.

En İyi Yabancı Film Oscar'ının da sahibi olan Z, politik ve toplumsal olaylara duyarlılığını sinemasına taşıyan yönetmen Costa Gavras imzalı.


-1-


-2-


-3-
tutunamayanlar1July 13, 2013, 5:33
A BOUT DE SOUFFLE


SERSERİ AŞIKLAR

Yönetmen Jean-Luc Godard

Senaryo François Truffaut, Jean-Luc Godard

Eser François Truffaut

Serseri Aşıklar (À bout de souffle) 1960 yapımı Jean-Luc Godard filmi. Film, Fransız Yeni Dalga akımının ilk örneklerindendir.

Film

Serseri aşıklar sinemada bir devrim niteliği taşıyan belli başlı 5-6 filmden biridir. Diğer kültler gibi sinemaya çok temel şeyler sokmamasına rağmen artık "belli başlı kurallar" diye nitelendirilen şeylere bağlı kalmadan da güzel şeyler yapılabileceğini ve aslında sinema adlı daha bebekliğini yaşayan bir sanatta öyle pek de sıkı kurallar olmadığını vurgulayan bir yapıttır. Tabi ki Avrupa sinemasının üstünlüğü tekrar ele aldığı 20 yıllık dönemi başlatan filmdir. Godard Amerika adlı şeyle ilgili ne düşünüyorsa bu filmde bunları değişik bir uslupla dile getirmiştir.

Fransız Yeni dalgası bu dönemde Francois Truffaut'un 400 Darbesi ile sinemada kendini göstermişti. Yani çekilen filmin yeni bir dille bir şeyler anlatmak istediği aşikardı. Ama onun yaptığından daha belirgin olanını belki de Godard bu filmde ortaya koydu. Truffaut' nun bu filmin senaryosunu Godard'a bir gazete ilanında görüp verdiği, oluşan projenin de 1 ayda 90.000 dolar büteçeye çekildiği bilinmekte. Dünya görüşleri de birbirine yakın olan iki arkadaşın sineması belki bu vesile ile bugünki sinemanında temelini oluşturdu. Bugün iki filmde yeni dalga akımıyla yan yana anılır.

Filmdeki bir başka önemli ikili ise Jean Seberg ve Jean Paul Belmondo'dur. Film, ikisini de aynı anda zirveye taşımışdı. 20'li yaşlardaki iki genç oyuncunun performansları dönemin gazetelerin de tesiriyle efsanevi bir şöhret kazandırdı.

Filmdeki en önemli teknik orjinallik olarak tanımlanabilecek şey, filmin kurgusunun bütünsel değil bölük pörçük oluşudur. O güne dek, özellikle Amerika kynaklı filmler, belirli bir konuyu birbiri ile doğrudan ilişkili sekanslarda direkt anlatırdı. Bu işin zirve noktası geriye sık dönüşlerini hatırladığımız Orson Welles'in 1941 yapımı Yurttaş Kane isimli filmiydi. Yurttaş Kane seyircinin algısına bir roman, bir öykü gibi hitap eden sağlam bir filmdi. Oysa bu filmde bu tip edebi-teatral bir dilden öte, daha önce denenmemiş ve algıyı -biraz da rahatsızlıkla- zorlayan bambaşka bir yapı vardı. Godart ve Truffaut filmlerinde kamera açıları alışılagelenin aksine fotoğrafik netlikler taşımıyordu. Senaryo ve görsel açıdan teknik orjinallik bir filmin başyapıt olması için önemli etkenlerdir. Bundan 10 sene sonra senaryo açısından benzer fakat görsel açıdan farklı bir film olan Andrey Rublev, Tarkovski tarafından sinemaya armağan edilecekti. Godart'ın sinemasının etkisi midir bilinmez ama Tarkovski'de benzeri açıdan sinemayı etkileyen bir film ortaya koymuştur.


Atilla Dorsay film için şöyle demiştir: "İşte belki de gerçek anlamda modern sinemanın başlangıcı... Doğallıkla, madalyonun öbür yüzü olarak, klasik sinemanın da bir anlamda ölümü... Yarattığı devrimle, neden olduğu tartışmalarla, açtığı kapılar ve yollarla, gerçekten de sinemayı farklı yönlere çeken, sinema tarihinin en etkili olmuş filmlerinden biri olduğu da söylenebilir

Ödüller

1960 Prix Jean Vigo
1960 Uluslararası Berlin Film Festivali-En İyi Yönetmen
1961 French Syndicate of Cinema Critics (Sinema Eleştirmenleri En İyi Film Ödülü)


tutunamayanlar1July 13, 2013, 5:25
12 13 14 15 16 [17] 18 19 20 21 22
tutunamayanlar
Toplam İletisi:343