HALİL CİBRAN
Tilki
Tilkinin biri güneş doğarken kendi gölgesine bakmış ve demiş ki: “Bugün öğle yemeğinde deve yiyeceğim.” Ve tüm sabahı deve arayarak geçirmiş. Ama öğleyin gölgesini tekrar görmüş ve demiş ki: “Fare de olur.”
Sezai Ekinci2March 26, 2018, 1:35
KOVBOYLAR
Amerika’da ilk örneklerine 1820’lerde Texas’ta rastlanmaya başlanan ve 1910’larda ortadan kalkan sığır çobanları..

JIM KRANTZ'ın objektifinden kovboylar.

Ennio Morricone - Dollars Trilogy Theme








Sezai Ekinci2March 24, 2018, 4:19
FOTOĞRAFIN AHKÂMI
Fotoğrafın ahkâmı ışıkla başlar, karanlıkla biter. Büyük harfle başlayıp nokta ile biten cümle gibi, bir göz kırpma ânımız gibi.

Görme duyusu insan hayatının en temel ihtiyaçlarının yarısından çoğunu kapsamakta. Hayatımızda her şeyi bir saatlik bırakalım, eğer uyumuyorsak hiçbir şeye görmek istemek kadar muhtaç olamayız. Görmek ilk insandan bu güne aynı, yüksek oranda bir ihtiyaçla devam etmektedir. İlk insanlar gördüklerinin kalıcılığını sadece beyinde oluşan bir hayal, bir imge olarak saklayabiliyordu. Tekrar o andaki görüntüyü çağırmak istediklerinde kalıcılık sadece hatırlama gücüne ve onu aktarabilme yeteneğine bağlıydı belki de. İlk insanlar bu ihtiyaçlarını mağara duvarları üzerine çizdiği, kazıdığı, boyadığı resimlerle gidermeye başladılar. Ve bu resimler onların yeni bir iletişim yöntemi olurken; dünya tarihinde de sanatın başlangıcı olmuştur. Onların yaşadığı anlar sadece hafızalarında kalacakken, bu mağara resimleri milyonlarca yıl sonra o devre hem ışık tutmuş; hem de en değerli belgeler olmuştur.

Çağlar ilerledikçe, insanın kusursuz beyni ve ruhu bu sanatı ilerleterek yeni yöntemler geliştirmiştir. Mağara duvarından taş tabletlere, deri parçalarına, kâğıda ve en sonunda bir ressamın tuvaline kadar uzanmıştır. İnsanoğlu için çizmek, resmetmek kaçınılmaz bir duygu olmuştur. Tarihten bugüne kadar gelebilen önemli şahıslar, olaylar, yerler sadece kayıt altına alınmış olgulardır. Kayıt “yazı” ile de olur, “ses” ile de olur, “görüntü” ile de olur. Önemli olan o anı geleceğe taşıyabilmekte. İlk insanın mağara duvarına çizmesiyle başlayan kayıt işlemi her çağda yeni bir gelişim ile şekil değiştirdi. Önemli insanların, yerlerin ve olayların resmedilmesini o dönemin sanatçıları üstlenip, tarihe ışık tutacak kayıtları kendi tecrübelerine dayanan estetikleriyle çağlar boyu resmettiler. Bulunan yağlı boya teknikleri ile bu kayıtlar en göz alıcı bir halde resmedilmeye çalışılmıştır.

İnsanoğlu bu gelinen resmetme tekniğiyle de bir zaman sonra yetinemiyordu ve daha iyinin peşindeydi. Bütün asırlara ve görüntülemenin gerçekliğine ve kalıcılığına son noktayı koyacak icat gerçekleşmişti artık. Niepce’ in , gümüş tuzu ve civabuharı sayesinde dolabındaki kâğıtların üzerinde oluşan kararmanın peşine düşmesiyle bulunan bu büyük buluş; 1839’da resmen ilan edilmiştir. Bu icat sanayi devriminin insanlara en büyük hediyesiydi.

Yeni bir görüntüleme tekniği ortaya çıkmıştı. Ayrıca sanatçıları; hem yeni bir alan açılmasıyla sevindirirken, hem de sonu gelmeyecek yeni tartışmalara ve fikir ayrılıklarının oluşmasına sebep olmuştu. Tartışmalar, anlaşmalar devam ederken 19.y.y. son yarısında bulunan bu yeni resmetme yönteminin çoğaltma teknikleri Henry Fox Tablot tarafından bulunmuş ve Nadar Tarafından bir sanat haline getirilmiştir.

Bu icat tek bir kareyi yaklaşık 8 saatte çekebilen, her yere kolayca taşınamayan “fotoğraf makinesiydi” (CAMERA). Artık ölümsüzlüğün iksiri bulunmuştu. Fotoğraf karesindeki imaj iyi tekniklerle banyo edildiği takdirde o karenin içinde yüzyıllarca yaşayabiliyordu. Hiçbir makineye benzemeyen, tarihi, insanı o an’ı bize aynen getirip saklayabilen bir makineydi bu icat.

Günümüzde bu makineyi kullananlar artık ışıkla resim yapabiliyorlar. O an’ı olduğu gibi tecrübelerine ve duygularına bağlı bir estetik kadrajla dondurabiliyorlar. Resmen o an’ı naftalinleyip saklıyorlar. Bugün ulaşılan teknoloji ile 116000 saniyelik makinelerle bu işlem en hızlı hale geldi. Hatta çektiğimiz kareyi bir kimyasal işlemden geçirmeden o anda görebiliyoruz. İnsanoğlunun 17000 yıl önce Lascaux mağarasında doğadan elde edilmiş boya ve sert cisimlerle çizmeye çalışmasıyla başlayan görüntüyü zapdetme dürtüsü, bugün sayısal CCD teknolojisiyle bir deklanşöre basmaya kadar ulaştı.

‘AN’I NAFTALİNLEMEK’ - A. Agâh Öncül- ISBN 978-9944-62-927-0 2009
Abdullah Agâh ÖNCÜL

Fotoğraf sanatçısı Abdullah Agâh ÖNCÜL e bizimle paylaştığı yazı ve fotoğraflar için teşekkür ederiz.



Sezai Ekinci2March 24, 2018, 3:37
REUTERS 2017 FOTOĞRAFLARI
2017'de ödül kazanan Reuters fotoğraf ekibi tarafından yakalanan 50 çarpıcı an.

Luka Sulic , Kol Nidrei





Sezai Ekinci2January 1, 2018, 3:32
GERARD LENORMAN


MİCHELE
henuz 15 yasindaydin
saclarina kurdele takardin
buyuk sarayin
hemen yaninda oturuyordun
ben sabahlari seni cagirirdim
liseye gitmek icin
birlikte trene binerdik
michèle, yaninda oturmus
teneffusleri beklerdim
seninle kafeye gidip
sicak cikolata icmek
ve opusmek icin

bir gun 17 yasina geldin
saclarin ruzgarda ucusurdu
ve sik sik sarki soylerdin :
oh ! yesterday !
persembe ogleden sonralari
siyah beyaz sinemeya giderdik
marilyn'in filmlerini izlemek icin
michèle, aralik'ta bir gece
catilarin uzerine kar yagarken
beraberdik ikimizde
uyuya kalmistik
ilk defa.

zaman yavasca gecti
o cekici prens geldi
ve sana bulutlarin uzerinde
seyahatler sundu
evlendigini soylediler bana
nisan'da, gecen ilkbaharda
ve paris'te yasiyormussun.

michèle, hepsi cok uzak
sokaklar, mutlu kafeler
banliyo trenleri bile
seninle dalga geciyorlar, benimle alay ediyorlar
michèle, hepsi cok uzak
sokaklar, mutlu kafeler
banliyo trenleri bile
seninle dalga geciyorlar, benimle alay ediyorlar
Sezai Ekinci2January 1, 2018, 3:03
1 2 3 4 [5] 6 7 8 9 10 11
Sezai Ekinci
Toplam İletisi:375