HALİL CİBRAN
Bu kardeşimle benim aramda, bir aile meselesidir
-Bir tarlakuşu ile bir kartal yüksek bir tepenin kayalıklarında karşılaştılar. Tarlakuşu dedi, “İyi günler olsun,Efendim.” Ve kartal onu bir süre süzdükten sonra isteksiz, seslendi. “İyi günler.” Ve tarlakuşu dedi, “Umarım keyfiniz yerindedir, Efendim.” “Evet,” dedi kartal, “Keyfimiz yerindedir. Ama bilmez misin ki biz kuşların kralıyız ve biz söz söylemeden senin konuşmaya hakkın yoktur?” Tarlakuşu dedi, “Ben aynı aileden olduğumuzu sanıyorum.” Kartal onu küçümseyen bakışlarla baktı ve dedi, “Seninle benim aynı aileden olduğumuzu kim söyledi ki?” Ve tarlakuşu dedi, “Ama size şunu hatırlatayım; ben de sizin kadar yükseğe uçabilirim ve şarkılarımla bu dünyanın diğer yaratıklarına mutluluk veririm. Oysa siz kimseye ne keyif ne de mutluluk verirsiniz.”
Ve kartal öfkelendi, ve dedi, “Keyif ve mutlulukmuş! Seni gidi küçük ukala yaratık!
Seni gagamın bir darbesiyle mahvedebilirim. Boyun ancak ayağım kadar.” Ve tarlakuşu uçarak kartalın sırtına kondu ve tüylerini yolmaya başladı. Kartal küçük kuştan kurtulmak için hızla yükseldi, tedirgin. Ama olmadı. Sonunda küçük yaratık sırtında, yüksek tepenin üzerindeki kayaya kondu; hiç bir zaman bu kadar öfkelenmemişti; kör talihine lanetler yağdırıyordu durmaksızın. O sırada, küçük bir kaplumbağa çıkageldi ve bu görüntüyü görünce gülmeye koyuldu. Öyle çok güldü ki, neredeyse sırt üstü devrilecekti. Ve kartal kaplumbağaya baktı ve dedi, “Sen ey ağır, yerlebir, sürüngen yaratık; neye gülüyorsun?” Ve kaplumbağa dedi, “Görüyorum ki ata dönmüşsün ve küçücük bir kuş seni sürüyor; ama küçük sürücün senden daha iyi.” Ve kartal dedi, “Sen kendi işine bak. Bu kardeşim -tarlakuşuyla- benim aramda, bir aile meselesidir yalnızca.”
Sezai Ekinci8March 26, 2018, 1:47
HALİL CİBRAN
Savaş
Günlerden bir gün sarayda bir ziyafet veriliyordu ve bir adam gelip kendini prensin ayaklarının dibine attı ve tüm konuklar ona baktı; gördüler ki adamın bir gözü çıkmış, göz oyuğundan kan akıyor. Ve prens adama sordu, “Sana ne oldu?” Ve adam cevap verdi: “Ah prens, ben meslekten hırsızım ve bu gece, ay olmadığı için sarrafın evini soymaya gittim ve tam cama tırmanmıştım ki, hata yapıp dokumacının evine girdim, karanlıkta dokuma tezgahına çarptım ve gözüm çıktı. Ve şimdi Prens, dokumacıya karşı adalet talep ediyorum.”

O zaman Prens dokumacıyı çağırttı, o da geldi ve ona gözlerinden birinin çıkarılması gerektiği bildirildi.

“Aman Prensim,” dedi dokumacı, “Karar adildir. Gözlerimden birini almanız doğrudur. Ama heyhat! Dokuduğum kumaşın her iki yanını da görebilmem için bana ikisi de lazım. Yalnız bir komşum var, kunduracıdır, onun da iki gözü var ve mesleğinde iki göz şart değil.”

O zaman Prens kunduracıyı çağırttı. O da geldi. Kunduracının iki gözünden birini aldılar.
Sezai Ekinci8March 26, 2018, 1:44
HALİL CİBRAN
Korkuluk
Bir seferinde bir korkuluğa dedim ki: "Bu uzak tarlada durmak seni yoruyor olmalı."
Ve o dedi ki: "Korkutmanın keyfine doyum olmaz ve hiç tükenmez ve ben de hiç sıkılmam."
Bir dakika düşündükten sonra dedim: "Doğrudur, çünkü ben de o keyfi tattım."
Dedi ki: "Sadece içi samanla doldurulmuş olanlar bunu tadabilir."
Sonra bana iltifat mı etmiş yoksa küçümsemiş midir, bilemeden ondan ayrıldım.
Bir yıl geçti, bu süre zarfında korkuluk filozofa dönüştü. Yeniden ona uğradığımda, iki karganın şapkasının altında yuva yaptıklarını gördüm.
Sezai Ekinci8March 26, 2018, 1:43
HALİL CİBRAN
Tilki
Tilkinin biri güneş doğarken kendi gölgesine bakmış ve demiş ki: “Bugün öğle yemeğinde deve yiyeceğim.” Ve tüm sabahı deve arayarak geçirmiş. Ama öğleyin gölgesini tekrar görmüş ve demiş ki: “Fare de olur.”
Sezai Ekinci8March 26, 2018, 1:35
KOVBOYLAR
Amerika’da ilk örneklerine 1820’lerde Texas’ta rastlanmaya başlanan ve 1910’larda ortadan kalkan sığır çobanları..

JIM KRANTZ'ın objektifinden kovboylar.

Ennio Morricone - Dollars Trilogy Theme








Sezai Ekinci8March 24, 2018, 4:19
1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 10 11
Sezai Ekinci
Toplam İletisi:368