FOTOĞRAFIN AHKÂMI
Fotoğrafın ahkâmı ışıkla başlar, karanlıkla biter. Büyük harfle başlayıp nokta ile biten cümle gibi, bir göz kırpma ânımız gibi.

Görme duyusu insan hayatının en temel ihtiyaçlarının yarısından çoğunu kapsamakta. Hayatımızda her şeyi bir saatlik bırakalım, eğer uyumuyorsak hiçbir şeye görmek istemek kadar muhtaç olamayız. Görmek ilk insandan bu güne aynı, yüksek oranda bir ihtiyaçla devam etmektedir. İlk insanlar gördüklerinin kalıcılığını sadece beyinde oluşan bir hayal, bir imge olarak saklayabiliyordu. Tekrar o andaki görüntüyü çağırmak istediklerinde kalıcılık sadece hatırlama gücüne ve onu aktarabilme yeteneğine bağlıydı belki de. İlk insanlar bu ihtiyaçlarını mağara duvarları üzerine çizdiği, kazıdığı, boyadığı resimlerle gidermeye başladılar. Ve bu resimler onların yeni bir iletişim yöntemi olurken; dünya tarihinde de sanatın başlangıcı olmuştur. Onların yaşadığı anlar sadece hafızalarında kalacakken, bu mağara resimleri milyonlarca yıl sonra o devre hem ışık tutmuş; hem de en değerli belgeler olmuştur.

Çağlar ilerledikçe, insanın kusursuz beyni ve ruhu bu sanatı ilerleterek yeni yöntemler geliştirmiştir. Mağara duvarından taş tabletlere, deri parçalarına, kâğıda ve en sonunda bir ressamın tuvaline kadar uzanmıştır. İnsanoğlu için çizmek, resmetmek kaçınılmaz bir duygu olmuştur. Tarihten bugüne kadar gelebilen önemli şahıslar, olaylar, yerler sadece kayıt altına alınmış olgulardır. Kayıt “yazı” ile de olur, “ses” ile de olur, “görüntü” ile de olur. Önemli olan o anı geleceğe taşıyabilmekte. İlk insanın mağara duvarına çizmesiyle başlayan kayıt işlemi her çağda yeni bir gelişim ile şekil değiştirdi. Önemli insanların, yerlerin ve olayların resmedilmesini o dönemin sanatçıları üstlenip, tarihe ışık tutacak kayıtları kendi tecrübelerine dayanan estetikleriyle çağlar boyu resmettiler. Bulunan yağlı boya teknikleri ile bu kayıtlar en göz alıcı bir halde resmedilmeye çalışılmıştır.

İnsanoğlu bu gelinen resmetme tekniğiyle de bir zaman sonra yetinemiyordu ve daha iyinin peşindeydi. Bütün asırlara ve görüntülemenin gerçekliğine ve kalıcılığına son noktayı koyacak icat gerçekleşmişti artık. Niepce’ in , gümüş tuzu ve civabuharı sayesinde dolabındaki kâğıtların üzerinde oluşan kararmanın peşine düşmesiyle bulunan bu büyük buluş; 1839’da resmen ilan edilmiştir. Bu icat sanayi devriminin insanlara en büyük hediyesiydi.

Yeni bir görüntüleme tekniği ortaya çıkmıştı. Ayrıca sanatçıları; hem yeni bir alan açılmasıyla sevindirirken, hem de sonu gelmeyecek yeni tartışmalara ve fikir ayrılıklarının oluşmasına sebep olmuştu. Tartışmalar, anlaşmalar devam ederken 19.y.y. son yarısında bulunan bu yeni resmetme yönteminin çoğaltma teknikleri Henry Fox Tablot tarafından bulunmuş ve Nadar Tarafından bir sanat haline getirilmiştir.

Bu icat tek bir kareyi yaklaşık 8 saatte çekebilen, her yere kolayca taşınamayan “fotoğraf makinesiydi” (CAMERA). Artık ölümsüzlüğün iksiri bulunmuştu. Fotoğraf karesindeki imaj iyi tekniklerle banyo edildiği takdirde o karenin içinde yüzyıllarca yaşayabiliyordu. Hiçbir makineye benzemeyen, tarihi, insanı o an’ı bize aynen getirip saklayabilen bir makineydi bu icat.

Günümüzde bu makineyi kullananlar artık ışıkla resim yapabiliyorlar. O an’ı olduğu gibi tecrübelerine ve duygularına bağlı bir estetik kadrajla dondurabiliyorlar. Resmen o an’ı naftalinleyip saklıyorlar. Bugün ulaşılan teknoloji ile 116000 saniyelik makinelerle bu işlem en hızlı hale geldi. Hatta çektiğimiz kareyi bir kimyasal işlemden geçirmeden o anda görebiliyoruz. İnsanoğlunun 17000 yıl önce Lascaux mağarasında doğadan elde edilmiş boya ve sert cisimlerle çizmeye çalışmasıyla başlayan görüntüyü zapdetme dürtüsü, bugün sayısal CCD teknolojisiyle bir deklanşöre basmaya kadar ulaştı.

‘AN’I NAFTALİNLEMEK’ - A. Agâh Öncül- ISBN 978-9944-62-927-0 2009
Abdullah Agâh ÖNCÜL

Fotoğraf sanatçısı Abdullah Agâh ÖNCÜL e bizimle paylaştığı yazı ve fotoğraflar için teşekkür ederiz.



Sezai Ekinci8March 24, 2018, 3:37
REUTERS 2017 FOTOĞRAFLARI
2017'de ödül kazanan Reuters fotoğraf ekibi tarafından yakalanan 50 çarpıcı an.

Luka Sulic , Kol Nidrei





Sezai Ekinci8January 1, 2018, 3:32
GERARD LENORMAN


MİCHELE
henuz 15 yasindaydin
saclarina kurdele takardin
buyuk sarayin
hemen yaninda oturuyordun
ben sabahlari seni cagirirdim
liseye gitmek icin
birlikte trene binerdik
michèle, yaninda oturmus
teneffusleri beklerdim
seninle kafeye gidip
sicak cikolata icmek
ve opusmek icin

bir gun 17 yasina geldin
saclarin ruzgarda ucusurdu
ve sik sik sarki soylerdin :
oh ! yesterday !
persembe ogleden sonralari
siyah beyaz sinemeya giderdik
marilyn'in filmlerini izlemek icin
michèle, aralik'ta bir gece
catilarin uzerine kar yagarken
beraberdik ikimizde
uyuya kalmistik
ilk defa.

zaman yavasca gecti
o cekici prens geldi
ve sana bulutlarin uzerinde
seyahatler sundu
evlendigini soylediler bana
nisan'da, gecen ilkbaharda
ve paris'te yasiyormussun.

michèle, hepsi cok uzak
sokaklar, mutlu kafeler
banliyo trenleri bile
seninle dalga geciyorlar, benimle alay ediyorlar
michèle, hepsi cok uzak
sokaklar, mutlu kafeler
banliyo trenleri bile
seninle dalga geciyorlar, benimle alay ediyorlar
Sezai Ekinci8January 1, 2018, 3:03
FOTO KRİTİK
Merhabalar ben Hazal, bundan sonra tutunamayanlar.net in fotokritik bölümünde fotoğraf okumalarıyla birlikte olacağız.


"Benim için fotoğrafçılık, kişisel hayatımdaki izlenimleri veya yaşadığım toplumun hayatını kaydetmek için kullanılan araçlardan çok daha fazlasıdır. Benim için, fotoğraf günlük yaşamda dikkatimi çeken diğer şeylerin ortasında merkezi, zihinsel ve dengeleyici bir nokta olarak hizmet ediyor. Bu, deli bir dünyada sığınmaktan mutluluk duyduğum bir cennet, akıl sağlığı bir adadır. "diyor Felix Lupa.

Felix Lupa, o zamanlar Sovyet birliği olan Ukrayna'da doğan bir sokak ve belgesel fotoğrafçısıdır. O’nun fotoğrafları için “sokak fotoğrafları” nın olağanüstü üslubudur ifadesi kullanılır.

Ted Grant: İnsanların fotoğraflarını renkli olarak çektiğinizde, onların giysilerini görüntülemiş olursunuz. Oysa onları siyah beyaz fotoğrafladığınızda, ruhlarını görüntülersiniz. der. Bu konuda Felix Lupa, Ted Grant kadar katı düşünmese de, fotoğraflarında siyah beyazı renkli olanlara çok zaman tercih etmektedir.

İnceleyeceğimiz bu Felix Lupa’ya ait fotoğraf, yine siyah beyaz çekilmiştir.

İlk olarak fotoğrafta önden arkaya doğru bir akış göze çarpmaktadır. Ön tarafta koşan genç bir adam, hizasında ağır yürüyen yaşlı adam, istikametleri farklı olmakla birlikte hizaları eşittir.

İlk bakışta koşan adamın dinamizmi dikkat çekerken biraz sonra gözleriniz yaşlı adamda bir duraksama yaşayacaktır. Sonrasında uzun kumsalın sonunda sizi bekleyen ve uzaklıktan ötürü çok seçilemeyen bir adam,deniz feneri ve kulübemsi bir yapı vardır.


İyi fotoğrafların çoğunda rastladığımız geometrik formlar burada da kendini fotoğraftaki en belirgin form olan üçgen form şeklinde göstermiştir. Ayrıca fotoğrafta dairesel ve dikdörtgensel formlara da rastlıyoruz.

Kumsala doğru uzayan gölgelerden, öğle vakti çekildiğini düşündüğümüz fotoğrafta kadraja dahil olan objeler düzenli ve göz yormadan fotoğrafa yerleşmiştir.

En sonda dizili taşlar kendi arasında ritim duygusu oluşturduğu gibi fotoğrafın bitiş noktasını da belirlemiştir.

Kostümlere bakıldığında günümüzden çok uzak bir zamanda çekilmediği söylenebilir. Lekelerin(obje) yerleştirilme şekli denge duygusunu desteklemiş ve bu anlamda fotoğrafı başarılı kılmıştır

Ama burada asıl odak noktamız genç adam ve yaşlı adam. Genç adamın canlı, dinç, güçlü ve hareketli bir yapı sergilemesi resme dinamiklik katarken diğer yanda yaşlı adamın durgun, düşünceli, güçsüz hali durgunluk hissi uyandırmıştır. Burada yaşlı adamın fizyonomik bir okumasını yapamasak bile hem genç olanın tam tersi olduğunun hissedilmesi hemde fiziksel hareketlerin, şekillerin ve ona ait görsellerin(baston gibi) yorumlanması ile bu sonuçlara varabiliriz.


Yaşlı adam ile genç adam arasında uzanan düz bir doğruyu göz kendinden seçmektedir. Yaşlı adam bir adım daha ileride olsaydı, fotoğraf denge ve bütünlük hissini kaybeder ve başka türlü bir okumaya açık hale gelirdi. Ya da genç adamın koşar vaziyette değil, yürür vaziyette çekilmesi fotoğrafçının iletmek istediği mesajın etkisini azaltır yahut yok ederdi. Böylelikle bütün öğelerin, eylemlerin birbirini tamamlayıcı unsurlar olduğunu söyleyebiliriz.

Objelerin birbirlerine göre konumları, çekim mesafesi, fotoğrafın anlam bütünlüğünün oluşması için önemli göstergelerdir.

Fotoğrafın gücünü aldığı asıl alan zıtlıklardır.

Kontrastın fotoğraflarda renk, doku, ışık, gibi çeşitli yerlerde kullanıldıklarını biliyoruz. Bu fotoğrafta genç-yaşlı, hareketli-durağan, uzak-yakın, kara-su gibi kontrastlar biçimsel kontrast olarak gösterilebilir. Kompozisyonunu ve özünü bu zıtlıklardan beslenerek oluşturmuştur.

Felix biçimsel ve içeriksel zıtlıkları kullanarak insanın algılayacağı biçimde birinin yokluğu karşısında zıttının bir anlam karşılığının olamayacağını bir nevi bu fotoğrafta hissettirmiştir.



Bu fotoğrafa baktığımızda fotoğrafçı biçimsel kontrasttan yararlanarak bize anlatmak istediğini anlatıyor ancak anlatmak istediğinin dışında başka bir şeyle karşılaşmıyoruz. Çünkü izleyiciye açık alan bırakılmamıştır.

Var olan zıtlıklar birbirini nötürlemiş ve izleyici bir şey anlayamadan başlangıç noktasına geri dönmüştür. Yaşlı-genç, güçlü-zayıf, uzak-yakın ilişkisi arasındadır izleyicinin seyri. Fotoğraf akılda kalıcıdır,ancak derinliksizdir. İzleyici ise yalnız izleyici.


Bir iyileştirme önerisi olarak fotoğrafta ki genç adam kadrajdan çıkarılınca fotoğraf izleyicisiyle bir ilişki içine girebiliyor.

Okunmasını istediğiniz fotoğraflarınızı, sitemizin, “çektiğiniz fotoğraflar” bölümünde paylaşırsanız elimizden geldiğince yorum yapmaya çalışacağız.
Hazal EKİNCİ
Sezai Ekinci8December 12, 2017, 9:17
JACOB RİİS
1800'lerin sonlarında, Amerika'da yaşamış sanatçı, Sosyal-Belgesel Fotoğrafçılığın ilk örneklerini vermiştir.
"Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur, onu seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa, ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden yüzbirinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşta o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir."

Tino Rossi - O mia bella Napoli




Sezai Ekinci8December 11, 2017, 1:23
1 2 3 [4] 5 6 7 8 9 10 11
Sezai Ekinci
Toplam İletisi:368