Farsça Şarkılar
Zolf bar baad - Mohsen Namjoo

Zolf bar bad made ta nadahi bar badam
(Saçlarını rüzgara savurma da beni havalandırma, perişan etme)
Naz bonyad makon ta nakani bonyadam
(Naza başlama da varlığımı kökünden sökme)

Shohreye shahr masho ta nanaham sar dar kooh
(Şehirde meşhur olma da beni deli divane edip dağlara düşürme)
Shore shirin manama ta nakoni farhadam
(Şirin işvelerini gösterme de beni Ferhat etme)

Mey makhor ba hame kas ta nakhoram khone jegar
(Başkalarıyla şarap içme de ciğer kanını içmeyeyim)
Sar makesh ta nakeshad sar be falak faryadam
(Benden baş çekip çekinme de feryadımı göklere yüceltme)

Zolf ra halghe makoon ta nakoni dar bandam
(Saçlarını halka halka dökme de beni bağlara, kayıtlara sokma)
Tore ra tab made ta nadahi bad badam
(Yüzünü o kadar güzelleştirme de beni berbad etme)

Rokh bar afroze ke faregh koni az barge golam
(Yanağını yalınlandır da beni gülden vazgeçir)
Ghad barafraz ke az sarv koni azadam
(Boyunu yücelt de serviyi seyretme kaydından da geçeyim)

Yare bigane masho ta nabari az khisham
(Yabancı bir dost gibi durma da beni kendimden geçirme)
Ghame aghyar makhor ta nakoni nashadam
(Ağyarın gamını yeme de neşemi bozma)
Zolf ra halghe makoon ta nakoni dar bandam
(Saçlarını halka halka dökme de beni bağlara, kayıtlara sokma)
hafız-ı şirazi
Sezai Ekinci7December 1, 2015, 11:30
Farsça Şarkılar
Ali Azimi - Pishdaramad


"kötü talih, acı günler sorun değil.
ellerimdeki nasırı saklamak sorun değil.
ekmek, su, faturalar sorun değil.
sorunum, yalnızlık büyüsünü bozamıyorum.
aşk benim sorunum, bir gün çözülecek.
ya da bu yükün ağırlığından dizlerim bükülecek.

zinhar!

rüzgar olur saçlarına karışırım,
söz olur ağzına dolanırım,
düşünce olur aklına girerim,
benz olur seni gezdiririm,
fukaralık olur ceplerine dolarım,
kurt olur sürüne dalarım.

herkes senin peşinde
aklın karışık elbette.

bir yaklaşıp bir kaçıyorum.
belki bu stresli yolda azıcık yol alırım,
ışık olur gözlerine sızarım,
gözyaşı olur yanağından akarım,
saçın olur omzuna konarım,
rüzgar olur saçlarına karışırım,
sigara olur dudaklarına ulaşırım,
duman olur ciğerlerine yerleşirim.

hesapsızca sırlarımı döktüm ortaya.
sebepsizce hislerimi açtım herkese.
yazık boka battığım günlerime.
bir yaklaşıp bir kaçıyorum.
belki bu stresli yolda azıcık yol alırım.
işte bu benim hikayem!"
Sezai Ekinci7December 1, 2015, 12:16
ALİYA İZZETBEGOVİÇ
Malesef insanlık tarihinde zülüm asla bitmeyecektir. İnsanın zülüme karşı savaşma gibi daimi görevi vardır. Haytımızın ve İnsanlık tarihin anlamı bu olduğunu düşünüyorum.“
(Alija İzetbegovic)
Sezai Ekinci7November 23, 2015, 9:46
SİMÜLASYON, SİMULAKR,HİPERGERÇEKLİK

Gerçeğin Yerini Alan Simülakrlar

Yeniden canlandırma: Gösterge ve gerçeklik arasında bir eşde-ğerlik ilkesi (bu eşdeğerlik ütopik bir şey bile olsa temel bir aksiyomdur) bulunduğunu kabul etmektedir. Oysa simülasyon, eşitlik ilkesi ütopyasına tamamen ters bir şey olup, göstergeyi kesinlikle bir değer olarak yadsımakta ve her türlü gönderenin ters yüz edilmesi ve öldürülmesi olarak görmektedir. Simülas-yonu sahte bir yeniden canlandırma biçimi olarak yorumlayarak onu emmeye çalışan yeniden canlandırmaya karşılık; simü lasyon bir simülakra dönüştürdüğü yeniden canlandırma düzeninin tamamını sarıp sarmalamaktadır. İmgeye özgü çeşitli aşamalar/basamaklar şöyle sıralanabilir:

— derin bir gerçekliğin yansıması olarak imge
— derin bir gerçekliği değiştiren ve gizleyen imge
— derin bir gerçekliğin yokluğunu gizleyen imge
— gerçekliğin hiçbir çeşidiyle ilişkisi olmayan, kendi kendinin saf simülakrı olan imge

Birinci durumda imge olumlu bir niteliğe sahiptir çünkü imge burada bir tür âyin görevi yapmaktadır. İkinci durumda imge olumsuz bir niteliğe sahiptir. Kötü büyü türünden bir şeydir. Üçüncü durumda imge bir görünümün yerini almaya yani bir büyüleme aracı olmaya çalışmaktadır. Dördüncü durumdaysa imge artık görüntü düzenine değil simülasyon düzenine ait bir şeydir.

Bir şeyleri gizleyen göstergeler aşamasından gösterilecek bir şey kalmadığını gizleyen göstergeler aşamasına geçiş bir dönüm noktasıdır. Çünkü birinciler ideolojilere özgü bir hakikat ve sır teolojisine gönderirken; ikinciler bir simülasyon ve simü-lakrlar çağına girilmiş olduğunu, artık ortada ne kendi
kullarına sahip çıkabilecek bir Tanrı, ne de gerçekle sahte ve gerçekle yapay bir yönteme başvurularak diriltilmiş 'gerçeğin' birbirinden ayrılmasını sağlayacak bir Kıyamet Günü olasılığı bulunmadığını söylemektedirler. Çünkü her şey zaten ölmüş ve Kıyamet Günü beklenmeden diriltilerek yaşama döndürülmüştür.

Nostalji denilen şey, gerçek, gerçekliğini yitirdiği gün asıl anlamına kavuşmuştur. Çünkü dünyanın oluşum sürecini anlatan efsane ve gerçekliğe ait göstergelerin sayısında inanılmaz bir artış olmuştur. Aslına benzeyen ikinci bir hakikat, nesnellik ve doğru sayısında aşırı bir artış vardır. Nesne ve tözden
arındırılmış bir ortamda hakikat, yaşanan olay ve figüratifte sayısal bir artış vardır. Maddi üretim çılgınlığına koşut hattâ ondan daha ileri bir çılgınlık düzeyine ulaşan gerçek ve gönderen sistemleri üretilmektedir. İlgi alanımıza giren simülasyon aşaması bu türden bir şeydir. Her yerde bir caydırma
stratejisiyle örtü-şen gerçek, neogerçek ve hipergerçeği kapsayan bir stratejiyle karşılaşıyoruz.
-------------
Benzer nedenler yüzünden, orijinalini koruma bahanesiyle Lascaux mağarasının ziyareti yasaklanmış ancak beş metre öteye aynı mağaranın tıpatıp benzeri inşâ edilerek ziyarete açılmıştır (ziyaretçiler önce gerçek mağaraya dikiz deliğinden bir göz attıktan sonra kopyasının tamamını ziyaret edebilmektedirler). Orijinal mağarayı insanların belleğinden silip atmanın bir yarar sağlayacağını sanmıyorum çünkü gerçeğiyle kopyası arasında hiçbir fark yoktur. Bir kopya her ikisini de yapaylaş-tırmaya yetmiştir.

Jean BAUDRİLLARD, Simülasyon ve Simulakrlar
Sezai Ekinci7November 19, 2015, 9:16
ŞU AN DİNLİYORUM
Mohammad Esfahani Shekayate hejran
Sezai Ekinci7November 11, 2015, 9:26
9 10 11 12 13 [14] 15 16 17 18 19
Sezai Ekinci
Toplam İletisi:368