DİNO MERLİN İLE YAŞAMAK ÜZERİNE RÖPORTAJ
02/12/14 | YORUM SAYISI 0 | GÖRÜNTÜLENME 2139 |    Ters Dizgi
“İnsanlar göz göze gelebilmeli, bu rahmetin oluşması için gerekli ” diyor Saraybosnalı müzisyen Dino Merlin. Dino Merlin’i bizim için ayrıca kıymetli kılan müziğinin yanı sıra göz göze gelebilme ve rahmetin oluşumu arasındaki ilişkiye işaret etmesi ve bu işaret edişin içimizde yarattığı pansuman etkisiydi.
1962 yılında Saraybosna’da doğdu. Asıl adı Edin Dervişhalidoviç’tir.Annesi kendisine hep Dino diye seslendi. 1983’te ilk müzik grubu “Merlin”i kurdu.Albümleri eski Yugoslavya’da satış rekorları kırdı.Dört yüz bin nüfusu olan Saraybosna’da, şehrin en büyük stadı Koševo'da 100.000 kişiye konser verdi.

1992’de Bosna Hersek’te çiçekler soldu. Savaş esnasında Saraybosna’yı terk etmedi.
Bir zamanlar müezzinlik yaptığı söylentiler arasında.


Biz kendisiyle bir araya gelip yaşamaktan, Saraybosna’nın kuşlarından, evlerinden, camilerinde açan çiçeklerden bahsetmek istedik. Bir turnede olduğu için sorularımızı internet üzerinden cevapladı. Kendisine ve çalışma arkadaşlarına bu yoğun dönemlerinde bize vakit ayırdıkları için teşekkür ederiz.

Yaşamak sizin için ne ifade ediyor? Sizi yaşama bağlayan anlar, hisler nelerdir?
Hayatta bol miktarda his var. Bu yüzden bu hislerin hepsini tek bir cevaba koymak mümkün değil. Git gide yaşlandığım için, arkamda bıraktığım bütün deneyimlerin beni mutlu bir insan yaptığını hissediyorum. Her bir mutluluk veya acı anının bana önemli bir şey öğretti ve bu anların hiçbirini hiçbir şeye dünyada değişmem. Kendi kendime sorduğumda tekrar genç olmak ister miydim diye, cevabım hayır. Yaşamım ve yaşamımı oluşturan şeyler, onu bir yaşam yapan her şey, bütün başarılar ve yenilgiler, iyilikler ve kötülükler hepsi içinde birçok güzellikle birlikte bana ait... Ailem, müziğim, fanlarım, seyahatlerim…

Kendinizi ne zaman yorgun hissedersiniz?
Düzensizliğin, organizasyon ve disiplin eksikliğinin olduğu bir çevrede zaman harcarken yoruluyorum. Ve yaşlandıkça bu durumlarda daha da fazla yorulmaya başladım. Çalışmaktan hiç yorulmadım. Aslında müzik benim işim değil, benim bütün hayatım. Hayatımın her gününde ve anında, müziğin tadını çıkarıyorum. Bazen seyyahatlerden çok yoruluyorum, ama bu müzikle ilişkili olanlarda yorgunluk veren tek şey.

Aşk sizin için ne ifade diyor?
Aşk, genellikle birdir ve tek anlamdır. Aşksız dünya üzgün ve yalnız bir dünya olurdu.

Bize çocukluk anılarınızdan, çocukluğunuzun Saraybosna’sından bahsedebilir misiniz?
Şimdikinden tamamen farklı bir mekân ve zamandı, ama yine de hala benzer- aynı kokular, renkler… Son albümümü çıkardığımda, insanlar albümün adının neden “Hotel National” olduğunu merak ediyordu. Aslında albümüme verdiğim bu isim bana çocukluk anılarımla örtülü bir zamanı hatırlatıyor. Evimin yakınlarındaki Hotel National’in önünde günlerce ve günlerce aldırışsız ve kaygısız oynardım. Bütün bu zaman boyunca bu otel bana dünyadaki en büyük ve en güzel otel olarak göründü. Koridorları, odaları ve sakladığı çeşitli sırlar hakkında hayaller kurdum. İleride, genç adamlar olarak o otelin sundurmasında gecelerimizi harcayacaktık, köşe başında bizi bekleyen geleceği hayal ederek. Bugün, bu otel yenilenmeyi bekleyen bir harabe… O, harabelerin arasında, bizim toplumumuzun içinde bulunduğu durumun sabit bir hatırlatıcısı gibi orada duruyor. Birçok değer hasar gördü, ama biraz çabayla, tekrar restore edilebilir.

Mevsimler hakkında ne düşünüyorsunuz? Saraybosna’da mevsimler nasıl geçiyor?
Saraybosna kendine özgü iklimiyle olağanüstü bir şehir. Uzun zaman önce çok fazla kar yağardı ve kış sert geçerdi, ama birkaç yıldır, Saraybosna’da Kasımlar Nisana döndü. Şubatta artık kayak yapamıyoruz, ama bahçelerimizde güneşin tadını çıkarmaya başlıyoruz. Bu yüzden mevsimler hakkında düşünürken, bugünlerin karmaşasını ilişkilendirdiğimiz iklimleri ve içinde yaşadığımız küresel toplumu düşünmeden edemiyorum.

Müezzin olmak, müzik yapmak ve din. Üçünü bir araya getiren deneyimleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Dinin geleneklerimizde ve yaşam şeklimizde önemli bir yer tuttuğu bir aileye doğdum ve bu aile tarafından büyütüldüm. Büyüdüğümde ve kendi ailemi kurduğumda, ailemin geleceğinden sorumlu oldum ve din eskiden olduğu gibi günlük yaşantımızın büyük bir parçası olmaya devam etti. Müzik de din de kişisel seçim meselesi. Bu yüzden müzik ve din bana türlerin doğal bir karışımı gibi geliyor.

Saraybosna’nın güvercinleri bu sıralar nelerden konuşuyorlar?
Yarın yağmurun yağmayacağına dair umutlarından

Röportaj: Damla YAZAR
Dino Merlin - Mostarska
laleDecember 2, 2014, 5:45
[1]
Çevrimiçi Üyeler
0 Üye 15 Ziyaretçi