ODTÜ FİLM ANALİZİ DERS NOTLARI
10/07/13 | YORUM SAYISI 0 | GÖRÜNTÜLENME 6837 |    Ters Dizgi
FİLM ANALİZİ DERS NOTLARI

(Notlar Oğuz Onaran' ın Odtü de verdiği derslerde tutulmuş notlardır.)
DAMLA YAZAR

İki türlü film vardır. Kalbe, zihne seslenen ve belden aşağısına seslenen filmler.

Aynı türden sadece bir film izlediğinizde size pek fazla bir şey ifade etmeyebilir. Aynı türden birçok film izlediğinizde ancak gözünüzde yeni bir dünya oluşabilir.

Filmde anlatılmak istenen nedir? Bazen gerçekten hiçbir şey hiçbir mesaj verilmeyebiliyor. Yani yoruma açık. Bir filmden iki farklı zıt yorum çıkabiliyor.

Filmde bir açık anlam bir kapalı anlam var. Örneğin; Hitchcock’un psycho adlı filminde deliliğin kesinlikle akıllı olmaktan farklı olduğu gibi bir mesaj veriyor ama akapalı olarak da aslında delilikle akıllığında iç içe geçebileceğini söylüyor.

Gerçeği anlatan filmler.(?) Konusunu gerçek olaylardan alan filmler.

Gerçek nedir? İki farklı yönetmen kırmızı başlıklı kız masalını çok değişik biçimlerde ele alabilir. Örneğin birisi kızı, kızın masumluğunu savunmasızlığını vurgulayarak bir film çeker. Diğeri kurda vurgu yaparak, kurdu önemseyerek bir film yapar. Dolayısıyla gerçek yönetmenin gösterdiği yönde değişebilir.

Örneğin bir belgesel filmi vardı. Çin deki toprak heykellerin görüntüsüyle başlıyor. O heykeller gerçek, yani gidenler oraya onları görebilir. Birçok belge gösteriyor o çağların insanlarıyla görüşüyor . Ama belgesel şöyle bitiyor bu belgesel filminde izlediğiniz hiçbir şey gerçek değildir.

SİNEMANIN BEŞ ÖĞESİ:

Kurgu, mekan(alıcının yeri), alıcının hareketi, (kendi ekseni etrafında, rayların üstünde vesaire)çekim ölçekleri, zaman


KURGU: birçok çekimin arasından seçilenlerin birleştirilmesine kurgu denir.

Uzun süreli çekimler var birde. Çekimi hiç kesmiyor yani 10 dakika boyunca diyelim çekiyor kamerayla. Sonra kesiyor. Ama yarım dakikanın içinde elli çekime yer veren yönetmenlerde var.

Kurgusuz film olur mu peki. ? Olur. Kameranın düğmesine bastığın andan itibaren hiç kesmeden çekersen kurgusuz olur.. Hiç kesmeden bir adamın uykusunu çekilmiş sekiz saat. Bu kurgusuz bir filmdir. Çünkü tek çekim var. Kurgu deyince akla ilk gelen öykü kitap kurgusu olmamalı. Çekimlerin birleştirilmesi .

ALICININ YERİ(mekan): Alıcı figürün aşağısında ise figür heybetlidir büyüktür.

Örneğin bir polis şefi ,oyuncu zaten büyük birde aşağıdan çekince iyice heybetli görünüyor. Ama polis şefi zamanla çete işlerine karıştı diyelim, o zaman alıcının yeri yükseliyor ve yönetmen şefi yukarıdan çekiyor, daha küçültücü daha yukardan bakıyor.

Bir film vardı .Kadın çocuğunun parasını çaldığını düşünüyor. Odaya doğru gidiyor. Giderken alttan çekim var, çünkü güç onun elinde. Odaya giriyor ve alttan çekim devam ediyor. Çocuğa tokat atıyor alıcının yeri yüz hizasında. Ağlamaya başlıyor, devreye yukarıdan çekim giriyor.

Yine aşağıdan çekim korku filmlerinde de kullanılan bir yöntem.

Sinemasal mekan: Örneğin bir adam sağdan sola doğru yürüyor. Bir kadın soldan sağa doğru yürüyor. İkisi de başka başka yerlerden geliyorlar. Çok farklı bir yerde buluşuyorlar.

Adam beyaz bir kuleyi işaret ediyor. İşaret ettiği yer beyaz saray. Merdivenlerden çıkıyorlar. Merdivenler Moskova’da bir sarayın merdivenleri.

Değişik mekanlarda gerçekleştirilen çekimler birleştirilip aynı mekanmış gibi gösterildiğinde sinemasal mekan oluyor.

Örneğin bir şelale var. Şelale gerçekten var. Adam atlıyor. Sonra adam stüdyoda bir havuzda boğulma rolünü oynuyor. Hepsi birleşince gerçekte olmayan bir sinemasal mekan oluşuyor.


Uzak çekim-yakın çekim: Yakın çekim göğüs ve üstü çekim, bel ve üstü çekimi, ve boydan çekim olmak üzere üçtanedir.

Yakın çekimde figürle daha yakın bir ilişki kuruyoruz doğal olarak.ve yakın çekimde çevre eksik kalıyor. Nasıl bir çevredeyiz nerdeyiz onu anlayamıyoruz. Bir film vardı çete gençlerini anlatan o filmde sürekli yakın çekim vardı nerdeyiz nasıl bir yerdeyiz bir türlü anlayamıyorsunuz.

Öznel çekim: öznel çekimlerde sahneyi birisinin gözünden görüyoruz. Ama sonra gören kişiyi de görürüz genelde çünkü insan kimin gördüğünü merak eder. Sadece öznel çekimle gerçekleştirilmiş çok az film vardır. Adam birini dövecekse alıcıya vurmak zorundadır, öpecekse yine alıcıyı öpmek zorundadır.

Yine otomatik portakalda bir intihar sahnesi vardır orada yönetmen kamerayı köprüden aşağı atmıştır. Ama kameranın dümdüz şekilde atılması gerekmektedir. Çünkü düşenin gördüklerini vermesi gerekir. Bunun için kamerayı çok defa atmışlar. Kubrick de gördüğüm en sağlam alıcıydı kırılmadı demiş. Bu çekim örneği de öznel çekime giriyor . Düşenin gözünden gördüğümüz için.

ALICININ HAREKETİ: dikkati belli bir yere çekmek için önemli. Örneğin birde alıcının ileri geri gitmesi zamanın geçmişe yahut geleceğe gitmesini sağlayabiliyor ulis in bakışında olduğu gibi.

(Çerçeveyi nasıl doldurduğun önemli. Üç boyutlu bir dünyayı iki boyutlu bir dünyaya sığdırmaya çalışıyoruz çünkü.

Örneğin Korkunç İvan adlı filmde, krala yalvarmak için gelen halk sahnesi. Kral kulede. Aşağıda Halkı dümdüz sıra halinde göstermek yerine kıvrımlı dizilmiş şeklinde gösteriyor ki daha kalabalık gözüküyor.
Yine ışık önemli.kralın büyüklüğünü göstermek için duvara vuran gölgesinden yararlanılıyor. Korku efekti için yada karakteri kötü göstermek içinde ışık etkili bir yol.)

Sinemasal zaman: örneğin gelecekten başlıyor film. Geçmişe doğru gidebiliyor.

Bir filmde bir adam var geçmişi hatırlıyor sürekli. Geçmişte farklı zamanlara denk gelen olayları bölük pörçük parça parça hatırlıyor. İzleyici ise ancak filmin sonunda adamın neler yaşadığını anlayabiliyor.

Bir de görüntü geçmişe aitken ses şimdiki zamana ait olabiliyor. Yine ulisin bakışında adam geçmişi hatırlarken yanındaki adamın şimdiki sesini duyuyor .

(Birde mesela dalgaları büyük göstermek için yanına bizim ölçüsünü bildiğimiz bir şey koymalıyızki daha büyük gözüksün.büyük dalganın yanında insan figürü.birşeyin büyüklüğüne dikkat çekmek için: caminin, klisenin yanında insan figürü. Dinlerin büyüklüğüne işaret yine büyük heykellerin yanında insan figrü.)

Birde karşıtlıklardan anlam çıkarma var . bir zengin olanı bir fakir olanı gösteriyorsun oradan bir anlam çıkıyor.

Birde filmdeki objeler var. Örneğin adam odaya giriyor. Sonra başka bir çekim. Masada tabanca. Sonra tekrar adam .Böylece Kurguyla dikkati silaha çekmiş oluyorsun. Direk genel olarak masayı da çekebilirdi ve isteyende silaha dikkat ederdi. Bu yönetmenin tercihi.

Orson Welles’in Citizen Kane adlı filminde adam ölürken elinde hani bu ters çevirince içinde kar yağan küreler var ya, onlardan vardı. Tekrar izlediğimde gördüm ki o küre adamın sevgilisinin masasında duruyor ama çok dikkat çekici bir biçimde değil. Yani çok dikkatli bakmasan görmezsin. Ama yönetmen ayrı bir çekimle dikkati o kürenin üzerine de çekebilirdi.


Derste İzlenilen Filmler

Nosferatu, yön: F.W. Murnau

Kısmet, Andreas Thiel (fatih akın başrolde)

Potemkin, Eiseinstein

Casablanca, Michael Curtiz

Citizen Kane (Yurttaş Kane), Orson welles

Salvatore Giuliano, Francesco Rosi

Russian ark ,Aleksandr Sokurov (tek çekim, kurgusuz)

Kımızı fener, Zhang Yimou

Sekiz Buçuk, Federico Fellini

Özgürlük Hayaleti, Luis Bunuel

Daire, Jafar Panahi


Güney, solonas

Kısa filmler:

Bir yaz elbisesi,( une robe d’été), François Ozon

Gece ve sis, Alain Resnais

Two men and a Wardrobe - İki adam ve Bir dolap

TWO MEN AND A WARDROBE - İKİ ADAM VE BİR DOLAP

Göçmen bir ailenin çocuğu olup, nazi kamplarından şans eseri kurtulan Roman Polanski’nin 1958 yapımı kısa metrajlı filmi.

Dolabın aynası üzerine yansıyan bulutlar üzerinde ölü balık.

Balık havada yaşamaz.

Dolaplı iki adam bir tramvaya sığamaz, gidecekleri hiçbir yere varamaz.

Omuzlarında bu pek de mutsuz taşımadıkları, sanki hep doğuştan sahip ve tutsak oldukları yük: kültür, ırk ve akıl

Polanski’nin kolundaki sarı yıldızı da hesaba kattığımızda, insanların bilinmeyenle aralarında bıraktıkları mesafe, “öteki” ne karşı tutumunu farklı ve çarpıcı biçimde ele alan İki Adam Bir Dolab’ı beğeneceğinizi düşünüyoruz.

DAMLA YAZAR

İYİ SEYİRLER

-I-


-II-
tutunamayanlarJuly 10, 2013, 11:48
[1]
Çevrimiçi Üyeler
0 Üye 12 Ziyaretçi