ÇALAR SAAT
Çalar saat! uğursuz Allah, korkunç, bir karar,
Parmağı bizi tehdit eder, bize der: "Hatırla!"
Bir hedefteymiş gibi dikilecek yakında
Dehşet dolu kalbinde ürpermiş ıstıraplar;

Kaçacak ufka doğru o buharı andıran
Zevk, kulisin nihayetinde bir rakkas gibi;
Her insanın bütün ömrü boyunca nasibi
Nimeti bir parça yiyor senden de her an.

Ve saniye, üçbin altıyüz kere saatte
Fısıldıyor: Hatırla! Hatırla! - Koşan böcek
Sesiyle, şimdi der: Ben 'Geçmiş Zamanım' gerçek,
Ve emdim kirli hortumumla ömrünü işte!

'Remember!' Hatırla ey sefih! 'Esto memor!'
(Aşinasıdır hançerem bütün lisanların.)
Dakikalar o külçelerdir ki fani çılgın,
Altınını almadan atmaması doğrudur!

'Hatırla' ki zaman muhteris bir kumarbazdır
Hilesiz kazanır, bu bir kanun, her koyuşta.
Gün sona eriyor; gece büyüyor; hatırla
Susuzdur her girdap; su saati boşalır.

Yakında çalacak saat ve ilâhî kader,
Ve şan dolu Fazilet, henüz bâkire zevce,
Ne nedamet o dahi (ah! son misafirhane!)
Ve hepsi diyecek: "Vakit, koca ödlek! geber!"

Charles BAUDELAIRE
Sezai Ekinci8March 30, 2018, 2:24
MADREDEUS
Aşk içinse aşk için
Dönüşmek, barışmak aşkın için
Neden yüzüme böyle bakıyorsun?
Geçip giden yolları takip ediyorum
Güldüren ağlatan her şey için
Cebimdeki bozuklukları nehirlere
Saçıyorum
Neden yüzüme uzaktan bakıyorsun
Akıl işte bu
Aşktan alıyor gücünü

Şarkının sözleri ne diyor bilmiyoruz ama bizdeki karşılığı bu şekilde.

Madredeus, fado tarzının hüznüne dokunmadan ama klasik fadodan farklı olarak içinde biraz caz biraz Tanrı eşliğinde dinleyiciyici şehirli bir hüzne, keyifli bir hüzne sürüklüyor. Madredeus, Portekizce:"Aman Tanrım".

Sezai Ekinci8March 27, 2018, 1:45
HALİL CİBRAN
Bilgili ve Yarım Bilgili Olmak
Dört tane kurbağa nehrin kenarında nehir boyunca uzanmış bir kütüğün üzerinde otururken kütük aniden bir akıntıya yakalanır ve yavaşça nehirden aşağı sürüklenmeye başlar.

En sonunda ilk kurbağa, “Aslında bu kütük en muhteşem kütük. Sanki canlıymış gibi hareket ediyor. Böylesine bir güzelliğin daha önce fark edilmemiş olması tuhaf” dedi.

Ardından ikinci kurbağa dile geldi ve dedi ki: “Hayır sevgili dostum, bu kütükte tıpkı diğer kütükler gibi ve hareket edemez. Şu anda bizi kütüğün üzerinde hareket ettiren ve denize doğru ilerleyen şey nehrin ta kendisidir.”

Kütük üzerindeki üçüncü kurbağa, “Hareket eden ne kütük ne de nehir. Hareket eden bizim düşüncemiz. Düşünce gücü olmaksızın hiçbir şey hareket etmez” dedikten sonra üç kurbağa gerçekte neyin hareket halinde olduğu hakkında tartışmaya başladılar. Atışma giderek hararetlendi ancak fikir birliğine varılamadı.

Bir ara üçü birden, o ana kadar dikkatlice tartışmayı izleyen ve sessizliğini koruyan dördüncü kurbağaya dönerek fikrini sordular.

Bunun üzerine sessizliğini koruyan dördüncü kurbağa dedi ki: “Hepiniz haklısınız ve hiçbiriniz haksız değilsiniz. Hareket kütükte, suda ve aynı zamanda düşüncemizde.”

Diğer üç kurbağa çok sinirlendi, hiçbirisi bir diğerinin tamamen haklı olduğu gerçeğini kabullenmeye niyetli değildi.

Birden çok tuhaf bir şey oldu. Uzlaşamayan üç kurbağa hep birlikte dördüncü kurbağayı kütüğün üzerinden nehre ittiler.
Sezai Ekinci8March 26, 2018, 1:51
HALİL CİBRAN
Bu kardeşimle benim aramda, bir aile meselesidir
-Bir tarlakuşu ile bir kartal yüksek bir tepenin kayalıklarında karşılaştılar. Tarlakuşu dedi, “İyi günler olsun,Efendim.” Ve kartal onu bir süre süzdükten sonra isteksiz, seslendi. “İyi günler.” Ve tarlakuşu dedi, “Umarım keyfiniz yerindedir, Efendim.” “Evet,” dedi kartal, “Keyfimiz yerindedir. Ama bilmez misin ki biz kuşların kralıyız ve biz söz söylemeden senin konuşmaya hakkın yoktur?” Tarlakuşu dedi, “Ben aynı aileden olduğumuzu sanıyorum.” Kartal onu küçümseyen bakışlarla baktı ve dedi, “Seninle benim aynı aileden olduğumuzu kim söyledi ki?” Ve tarlakuşu dedi, “Ama size şunu hatırlatayım; ben de sizin kadar yükseğe uçabilirim ve şarkılarımla bu dünyanın diğer yaratıklarına mutluluk veririm. Oysa siz kimseye ne keyif ne de mutluluk verirsiniz.”
Ve kartal öfkelendi, ve dedi, “Keyif ve mutlulukmuş! Seni gidi küçük ukala yaratık!
Seni gagamın bir darbesiyle mahvedebilirim. Boyun ancak ayağım kadar.” Ve tarlakuşu uçarak kartalın sırtına kondu ve tüylerini yolmaya başladı. Kartal küçük kuştan kurtulmak için hızla yükseldi, tedirgin. Ama olmadı. Sonunda küçük yaratık sırtında, yüksek tepenin üzerindeki kayaya kondu; hiç bir zaman bu kadar öfkelenmemişti; kör talihine lanetler yağdırıyordu durmaksızın. O sırada, küçük bir kaplumbağa çıkageldi ve bu görüntüyü görünce gülmeye koyuldu. Öyle çok güldü ki, neredeyse sırt üstü devrilecekti. Ve kartal kaplumbağaya baktı ve dedi, “Sen ey ağır, yerlebir, sürüngen yaratık; neye gülüyorsun?” Ve kaplumbağa dedi, “Görüyorum ki ata dönmüşsün ve küçücük bir kuş seni sürüyor; ama küçük sürücün senden daha iyi.” Ve kartal dedi, “Sen kendi işine bak. Bu kardeşim -tarlakuşuyla- benim aramda, bir aile meselesidir yalnızca.”
Sezai Ekinci8March 26, 2018, 1:47
HALİL CİBRAN
Savaş
Günlerden bir gün sarayda bir ziyafet veriliyordu ve bir adam gelip kendini prensin ayaklarının dibine attı ve tüm konuklar ona baktı; gördüler ki adamın bir gözü çıkmış, göz oyuğundan kan akıyor. Ve prens adama sordu, “Sana ne oldu?” Ve adam cevap verdi: “Ah prens, ben meslekten hırsızım ve bu gece, ay olmadığı için sarrafın evini soymaya gittim ve tam cama tırmanmıştım ki, hata yapıp dokumacının evine girdim, karanlıkta dokuma tezgahına çarptım ve gözüm çıktı. Ve şimdi Prens, dokumacıya karşı adalet talep ediyorum.”

O zaman Prens dokumacıyı çağırttı, o da geldi ve ona gözlerinden birinin çıkarılması gerektiği bildirildi.

“Aman Prensim,” dedi dokumacı, “Karar adildir. Gözlerimden birini almanız doğrudur. Ama heyhat! Dokuduğum kumaşın her iki yanını da görebilmem için bana ikisi de lazım. Yalnız bir komşum var, kunduracıdır, onun da iki gözü var ve mesleğinde iki göz şart değil.”

O zaman Prens kunduracıyı çağırttı. O da geldi. Kunduracının iki gözünden birini aldılar.
Sezai Ekinci8March 26, 2018, 1:44
[1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Sezai Ekinci
Toplam İletisi:361