KULTUR, SANAT, FİKİR FORUM
Ocak 08, 2009, 01:56:14 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: willow tree (majid majidi)  (Okunma Sayısı 305 defa)
unrulaz
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 16


« : Ekim 21, 2008, 10:57:49 »


  merhabalar . bugüm bu film geçti elime hiçbir bilgim yoktu filmle ilgili. internetten baktım izlemeden önce hiçbir bilgi bulamadım . filmin türkçesinin ne olduğu hakkında vs gibi bi bilgi de yok . filmi izlemekten vazgeçecekken son anda izledim ve şu ana kadar izlediğim en güzel filmlerden olduuna eminim . hatta bazı şeylere bakış açımı değiştirdi . herkese tavsiye ederim. bu kadar güzel bi filmle ilgili doğru dürüst bi bilgiye rastlamamak kötü
Logged
leylirumi
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 302



« Yanıtla #1 : Ekim 21, 2008, 11:51:23 »

The Willow Tree ( 2005) 


Yapımcı yonetmen: Majid Majidi,   Senaristler; Majid Majidi, Fouad Nahas ve Nasser Hashemzadeh,  Fotoğraf Direktörleri:  Mahmoud Kalari,  Bahram Badakshani ve Mohammad Davudi,  muzik; Ahmad Pehzman,  Kurgu: Hassan Hassandoost. 96 dakikalık film  New Yorker Films tarafından piyasaya sürüldü.

Oyuncular:

Parvis Parastui (Yusef), Roya Taymourian ( Roya), Afarin Obeisi ( Anne),  Mohammad Amir Naji (Morteza),  Melika Eslafi (Mariam)  ve Leila Otadi (Pari).



                                           


Íran’lı film yönetmeni Majid Majidi’nin filmi  ‘The Willow Tree’  bir insanın Tanrı ile konuşmasıyla başlar.

Karanlık  sahne.
Bir erkek sesi duyulur sadece.
“ Konuş benimle!
   Hiç kimseye söylemeden buna ne kadar daha katlanabilirim?
   Birgün?   Bir hafta?   Bir ay?
   Kendim için mi  üzüleyim, yoksa onlar için mi?

Bir kız sesi duyulur:  sahne hala karanlık.
“ Baba”

Gene erkek sesi:
“ Eğer öğrenirlerse, nasıl karşılarlar?

Kız sesi;
“ Baba Yusef”

Erkek sesi:
“ Onunla başa çıkabilirler mi?”

Kız sesi;
“ Onları buldum”

Erkek sesi;
“Iyi, hadi bırak onları suya, ben hazırım!”

Kız sesi:
“ Ben küçük olanım sende büyük olan”

Burada yakından çekilmiş iki kücük el,  biri uzun biri kısa iki çubuğu suya bırakır. Kamera çubukları takip eder…sonunda iki büyük el ve kör bir adam görüruz.




8 yaşında iken gözlerini havai fişek kazasında kaybeden Yusef( Parvis Parastui), 45 yaşında üniversitede edebiyat professorüdür.
Braille alfabesi ile yazar ve okur.  Çok düşkün ve yardımcı karısı, seven kızı, güzel evi, balkonu ve  bahçesi ile karanlık ama küçük bir çennette yaşar gibi görünür.  Ama içinde büyük bir acı taşımaktadır.

Devamlı Allah ile konuşmaktadır.  Dua etmektedir gözlerinin açılması için. Ve mucize,  Paris’de kornea nakli ameliyatı ile görmeğe başlar. Bu arada ameliyattan önce hastanede, gözlerini yavaş yavaş kaybeden Morteza(Mohammad Amir Naji)  ile tanışır, orada arkadaş olurlar.  Morteza o’na  ceviz verir devamlı, ceviz ağacının kendisi için ne kadar önemli olduğundan bahseder.  Yusef’de  söğüt ağacının kendisine uğur getirdiğinden bahseder.   Morteza Yusef’in resmini çeker.

 

Parvis Parastui ( Yusef), ameliyattan sonra hava alanında karşılanırken.

Yusef, hemen hemen iki ay sonra gözleri görür olarak Íran’a döner. Herkes – ailesi,  annesi, akrabaları, tanıdıkları, öğrencileri -  hava alanına büyük bir çoşkuyla o’nu karşılarlar.  Kendisi camın bir tarafında karşılayanlarda öbür tarafındadır.  Yusef herkesi incelercesine bakar.  Genç bir kıza takılır gözleri önce.  Sonra yaşlı bir kadına.  Yusef Paris’e giderken annesi (Afarin Obeisi) bir muska vermişti o’na.  Muskayı çıkarır cebinden ve yaşlı kadına gösterir.  Kadın gözleriyle “ evet” der.  Yusef sesi titreyerek  “Anne” demeğe çalışır.  Annesi işaretle Yusef’i  karısının (Roya Taymourian)  ve kızının (Melika Eslafi) olduğu yere yöneltir.  Bu arada gene genç kıza
takılır gözleri.

Yusef’in dünyası tamamen değişmiştir.

Yusef dualarının sonucu gözleri açıldıktan sonra dünyayı yeniden tanımaya  çalışır.  Metroda bir yankesiciyi iş başında hiç bir reaksiyon göstermeden seyreder.  Bunu farkeden yankesici küstahça işine devam eder.

Karısının düşkünlüğünü kendisine acıması gibi görmeğe başlar ve nefret eder.  Yaşamadığı hayatın üzüntüsü içinde kendi yazılarını, herşeyi  yakar, yıkar.

Bu arada görüşünü  tamamen kaybeden Morteza’dan bir mektup alır.   “ Ne görülmeğe değer söyle bana, ben sana ne görülmeğe değmez söylerim.” der mektupta ve  bir de resim çıkar , söğüt ağacının altında, ameliyattan önce  Yusef’in resmi.  Mektup devam eder “ Söğüt ağacının sana hala uğur getirip getirmediğini öğrenmek isterim.”

Dualarına daha önce cevaplayan Allah şimdi Yusef’e yeni bir problem verir.  Ve Yusef ikinci bir şans için tekrar duaya başlar.

Majid Majidi ya uzun bir tek çekim, ya da uzun sahnelerle seyircilere de  karakterlerin çektiklerini başarıyla  yaşatmaya çalışmış, Film de  dinsel simgelerin  - muska, kurban kesmek ve  yemek ikram etmek adakları gibi- yanısıra bir de.  Ceviz, karınca, rüzgar gibi simgeler de kullanılmış.






(aka 'Beed-e majnoon' The Willow Tree' or 'Baz ghasht' or 'Weeping Willow')

Directed by Majid Majidi
Iran 2005







Subtitle Sample



Screen Captures
Visible 'combing'

















« Son Düzenleme: Ekim 22, 2008, 12:31:38 Gönderen: leylirumi » Logged

"anne, yahudiler çocukları öldürmek için küçük mermi mi atıyorlar?"
unrulaz
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 16


« Yanıtla #2 : Kasım 06, 2008, 05:24:20 »

 
  çok teşekkür
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: