"1971 Kars doğumlu. Anadolu Lisesi mezunu. İşletme ve İngilizce Öğretmenliği'ne devam etti, mezuniyeti yok. 1993'ten beri şiir, 96'dan beri şiir üzerine eleştirel denemeler yazıyor. Dergâh'ta başladığı yayım hayatını 1997'de İcabi Akçaoğlu ile birlikte çıkardıkları Şehrengiz ve 2000-2001 yıllarında kendisinin çıkardığı Atlılar'da sürdürdü. Atlılar'ı feshederek, Eren Safi'yle birlikte Huruç'u kurdu. Reis'in Kara Merhemi (97) , Şehidet'in Erken Günlerini Anarak (98) ve Namus ve Başka Şiirler (01) adlı şiir kitaplarının yanı sıra Dünyaya Saldıran Şair (98) adlı eleştirel deneme kitabı da Dergâh yayınları arasından çıktı. 'Neo-epik şiir' görüşünü ortaya atmıştır. Şu an da Fayrap dergisini çıkarıyor ve yönetmenliğini yapıyor. İlk üç kitabından yaptığı seçmelerle yeni şiirlerini bir araya getirdiği Çok Üzgünüm adlı kitap ise Şiirler 1995-2005 altbaşlığını taşıyor. (2007, Fayrap Kitaplığı.) Kılavuz dergisinde kültür ve düşünce yazıları çıkıyor. Ayrıca Türk Şiiri 2005 ve Türk Şiiri 2006 başlıklı iki şiir yıllığı çıkardı (2006, Büyükharf Yay.)(2007, Büyükharf Yay.). "

"Başladığım günden beri saf lirik şiir yazıyorum. Saf anlamda bir lirizmin şiirin tamamını oluşturmaya yetmediğini düşünüyorum. Bu düşüncem, özellikle II. Yeni şairlerinin 1960'larda ve İsmet Özel ve Cahit Zarifoğlu'dan daha sonra yazdığı neo-epik şiirlerde temelini bulur. Neo-epik şiir, bir yanıyla saf lirizmden ciddi bir kopuştur. Öte tarafta, bu şiir, akılla yazılan veya izlekçi, dizgeci bir şiir de değildir. Aklın sağladığı çağdaşlık, yani ironi ya da mesafe; şiirin göreneksel ritmi, tınısı ya da hızı çerçevesine sığdırılabilirse, neo-epik şiir karşımızdadır. Akılla yazılmaz ve akılla okunmaz; ama neo-epik şiirin hem yazılması hem de okunması akılla beslenir ve akıl besler..."
"Bugün Türkiye'de özellikle şiir çevresinde dönüp duranlar, şiirin gürleşmesinin önünde ayrıca birer engeldir. Aslında bu ülkede şaire hep bir yer açılmış ve açılmaktadır. Öte tarafta, bu "yer", dünyanın bütün anlamına katkı olabilecek şiirin filiz vermesine uygun bir yer değildir. Zira, "dünyanın bütün anlamı"; bu ülkenin okumuşlarının birbirlerine yaklaşmasını, birbirleriyle tartışmasını veya anlaşmasını sağlayacak bir medium olmaktan uzaktır."