KULTUR, SANAT, FİKİR FORUM
Ocak 08, 2009, 09:25:43 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞEMS'E  (Okunma Sayısı 174 defa)
enginfiroll
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 103



« : Ekim 13, 2008, 01:45:05 »

Sevgili Şems,
Bir Pazar sabahı uyandım. Sınava girip yanına gelecektim. Heyecanlıydım. Sınavı unutmuştum. Zaten öylesine girdiğim bir sınavdı. Sınava girmeyip seninle daha çok vakit geçirebilmek adına erkenden yola koyulup yanına gelebilirdim ama yine de yapamadım. Sınava girdim. Zaman bir an önce geçmedi. Soruları hızlı bir şekilde cevapladım. Kaç yanlış kaç doğruyu götürürdü bilmiyorum ama heyecanım bir an önce beni İstanbul’a götürecekti. Soruların yapabildiğim kadarını yaptım, işaretledim ve tebessümle görevliye teslim ettim. Her sınavdan tebessümle çıkmayı isterdim ama bu sınav başka bir sınavdı. 4 yıllık bir sınavdı. Merdivenlerden nasıl indiğimi hatırlamıyorum. Hatırladığım yağmurlu bir Pazar günüydü. Yağmur bana beni iyi hissettirdi. Havadaki yumuşaklık biraz olsun beni rahatlatıyordu. Otobüs biletini çoktan aldım. İlk otobüsle İstanbul’a yolcu olacaktım. Saniyeler dakikaları kovaladı ve otobüsteyim. Yağmur yağmaya devam ediyor. Damlalar oturduğum koltuğun camından akıyor. Bazı yerlerde şiddetini artıyor. Kulağımı cama dayıyorum. Yağmuru dinliyorum. İçimde garip bir huzur... Tarif edemiyorum. Otobüste bir ön koltuğumda oturan bayanla servisle Kadıköy’e geçiyoruz. Vapura bineceğim için ona Eminönü iskelesini soruyorum. O da aynı iskeleye gittiğini söylüyor. Yolda tanışıyor ve konuşuyoruz. Okumaya aşık biri olduğumu öğrenince benimle konuşmayı devam ettirmek adına e-posta adresini veriyor. Nezaketen adresini not ediyorum. Ama hala ona yazmadım. Yazmayı da düşünmüyorum. Aynı iskelede farklı vapurlara biniyoruz. Vapura binice martılarla birlikte derin bir nefes alıyorum. Ne çok seviyorum denizi, martıları, vapurun hırıltılı sesini ve elbette İstanbul’u. Kim sevmez ki İstanbul’u! Eminönü’ne yaklaştığımızı anlayınca önceden ayağa kalktım bir an önce vapurdan inmek için. Sultan Ahmet Camii’nde beni bekleyen Şems’ime bir an önce kavuşmak için Sirkeci kaldırımlarını hızlı yürüdüm. Nihayet Sultan Ahmet’in bahçesindeyim. Kalabalık çok kalabalık… Farklı dillerle, farklı inanışlarla dolu bir bahçe ve Ramazan ayı münasebetiyle bahçeye kurulan kitap fuarı. Heyecanlıyım çok heyecanlıyım. Abdest aldım. Ne zaman suyu yüzüme vurdum o zaman kendime geldim. Buraya gelene kadar zaman nasıl geçti anlamamıştım. Zamanın değeri yoktu. Kalbim gözlerimde Şems’i arıyorum. En ön safta sağ tarafta olacaktı ama göremiyorum. O beni görüyor olmalı derken telefonum çaldı. Açtım. O idi. Tam arkandayım dedi. Ve onunla karşı karşıyayım. Heyecanlıyım. Kuran-ı Kerim okunuyor. Duyduğum şey kulağımdan kalbime akıyor. Şems’e yürüyorum. Beni Kuran’a yaklaştırana yaklaşıyorum. Mimber’in yanına oturmuş Allah’ı dinliyor. Tam yanındayım. Elini sıkıyorum. Tebessümle elimi sıkıyor. Yanağım yanağında, kulağımda Allah kelamı kalbimde sevgiyle… yanına oturuyorum. Allah’ı dinliyoruz. Kulağım kalbimde, kalbim kulağımda. Amin amin amin.
Dışarı çıkıyoruz. Konuşuyoruz ama duymuyorum. Etrafa bakıyorum ama görmüyorum. Kitaplara bakıyoruz. Sevdiğim yazarın kitaplarını almak isteyince, O bana hediye ediyor hepsini. Karşı gelmiyorum. Elbette hepsini olmasa da zamanla eksik olanları satın alabilirim ama yine de hayır diyemiyorum. Ama şimdiki aklım olsa… ve beni şimdi üzen şu ki, ben de O’na bir kitap hediye etmek istiyorum ama kabul etmiyor. Nedeni beni tatmin etmiyor ama ne diyebilirsin ki O Şems. Kitaplar arasında kitaplardan konuşuyoruz. Bir çok konudaki bakış açısını beğeniyorum hatta saçmalama engin sen O’nun her bakışını seviyorsun demek istedim kendime,şimdi. Ve biraz daha kitaplardan sohbet ederken Sultan Ahmet’in bahçesinden çıkıp dolanıyoruz. Zaman… buraya gelene kadar ne kadar zaman geçti bilmiyorum tabi ama artık zaman geçmesin istiyorum. Zaman dursun. Zaman dursun. Zaman durmuyor tabî…
İkindi ezanıyla yine camideyiz. Saf tuttuk. Bizi Yaratan’a yöneldik. Bizi biz yapana yöneldik amma… kalbim nerede? Aman Allah’ım bana ne oluyor? Sanki bir perde açılıyor kalbimde, kalbime bir şeyler dokunuyor. Kalbim mi yıkanıyor? Dayanamıyorum. Kendimi tutamayıp ağlıyorum. Kendimi Allah’a en yakın hissettiğim anı yaşıyorum. Rabbim bu ne güzel bir duygu… Bu anlatılması olanaksız bir sevgi… Susuyorum. İnanamıyorum burada, O’nun yanında olduğuma, bir arada oluşumuza. En son ayrılığımızı hatırlıyorum ama hatırlamak istemiyorum. Allah’ın beni sevdiğini anladığım anları yaşıyorum. Çok başka hissediyorum. Çook. Eyüp’e gitmek için tramvaya biniyoruz. Yine az konuşuyoruz. Oysa söylemek istediğim çok şey var ama susuyorum. Bilemiyorum O’nunlayken susuyorum. O’nsuz olunca susamayıp böyle yazıyorum. O’na bakıyorum. Hep O’na bakıyorum. O fark etmesin diye gizliden bakıyorum. Rabbim, ne güzel bir kulun var. O’nu çok seviyorum ve ben O’na aşığım diyorum içimden. Evet, kendime bir kere daha itiraf ediyorum ben O’na aşığım. O’nda sünneti görüyorum, kediyi severken merhameti görüyorum, konuşmasında, duruşunda kulluğu görüyorum. Evet evet, ben O’nda olmak istediğim engini görüyorum. Allah’ım dualarımı kabul ettin. Ve ben bu duamın hala şükrünü yerine getiremedim diye korkuyorum. Allah’ım beni seviyorsun ve ben de Seni seviyorum. İnşallah daha iyi, daha samimi bir kulun olacağım.
Eyüp Sultan’dayız. Koluna giriyorum. Kendimi bu kadar güvende hissettiğimi hatırlamıyorum. Şems’imle kol kola yürüyorum. Çok mutluyum.

Devamını yazacağım ama eğer okumaya devam etmek istersen yollayacağım yoksa kendime yazacağım. Sana yazmaya ara vermiştim ama…24.09.2008
Logged

zaman...
enginfiroll
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 103



« Yanıtla #1 : Ekim 13, 2008, 01:45:43 »

iftarı Eyüp Sultan'da açmayı düşünmüştük ama kalabalığı görünce tekrardan geri dönüp SultanAhmet'te orucumuzu açmaya karar verdik. Tabi hazır EYüp Sultana gelmişken dua etmeden ve camide 2 rekat namaz kılmadan ayrılmak olmazdı. Bzi de öyle yaptık. Dualarım onunla ve tüm sevdiğim insanlarla ve tüm insanlarlaydı. Caminin içinin ve ortamın verdiği huzuurun güzelliğinden bahsetmeme gerek yoktur sanırım. Gidenler bilir ki gidemeyenlere böyle bir havayı anlatabimek gerçekten benim için çok zor. Klabalıkların arasında kendimi yine yalnız hissediyorum ki yanımda Şems'im olmasa daha yalnız hissedeceğim kendimi ama iyiki o var. Geri döneceğimiz için ezanı belki otobüste yakalarız diye orucumuzu açarız diye atıştırmalık kurabiyelerden ve su alıyoruz bir pastaneden. Kol kola yürüuyoruz. Hava yağmurlu ve iyice soğuyor. Durağa doğru gidiyorduk ki kalkmak üzere olan otobüse yetişmek için koşsak da yetişemedik. Hayırlısı dedik:). Otosbüs durağındna onunlayım. Mutluyum. Hiç birşey beni mutsuz edemez onun yanında. Etraftaki koşuşturmacayı izliyorum. Derken otobüs geliyor ve Eminönüye yolculuk başlıyor. Boş koltuklar var ama biz ayakta gitmek istiyoruz. Yanyana ve sallana sallana istanbulu izliyoruz ayakta. Zaten o da ben de pek konuşmuyoruz. Bakışıyoruz. Gözlerimiz anlatıyor herşeyi. 3 durak sonra boşalan koltuklara oturuyoruz. Ezan okunmadı hala. Yetişiriz diye mutluyuz. Gerçi farketmez artık. Yanımızda erzağımız var. İnsan aşıkken karnını düşünmüyor kalbini düşünüyor. Ve Eminönündeyiz. Yeni Camiye gidiyoruz. Caminin girişindeki dış kapıdakediler bir güverciini sıkıştırmışlar. Kapı eşiğinin arkasına saklanmış güvercin canını kurtarma peşinde. Şems bu olaya müdahale etmiyor. Doğanın gereğine karşı gelinmemeli desturu içinde. Caminin içindeyiz. Saydım 10 kişi bile yok. Ezanın okunmasını bekliyoruz. Ezan okunuyor. Suyla ve kurabiyerle orucumuzu açıp. Namaza duruyoruz. Allah'a yöneliyoruz. Dış dünyadan sıyrılıp manevi atmosfere girmek için ve Ona samimi bir kul olarak yönelmek için dua ediyorum...

Devamı sonra...
Logged
enginfiroll
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 103



« Yanıtla #2 : Ekim 13, 2008, 01:46:21 »

Dudaklarımdan al günahlarımı...  Beni huzura erdirmeni bekliyordum gözüm kapalı. SEN HİÇ ÖPMEDİN BENİ. Seni ilk öptüğümü hatırlıyorum. Kendimi içimde hissedip yok olmuştum bedeninde. Ben sendim sen bendin. Ben sende olmak istediğim beni görüyordum. Ve ben sende aşkı görüyordum. Sen duamdın. Sana dokununca tüm yaralarım iyileşiyor gibiydi.Acıtmıyordu hiç bir şey. AMA biz sadece bir kere öpüştük bir kere sarıldık. Sonra ben sana sen bana haramdın. Ne zordu insanın en sevdiğine en uzak olması. Sen karşımdaki yatakta yatıyordun ben seni izliyordum. Uyurken nasıl uyuyabilirim. Yanımdayken seni rüyamda göremem ki. Ahh bu aşk beni yakıyor. Beni yakıyor. Yanıyorum. Allah beni, bizi çok seviyor. Allah beni, bizi çok seviyor. Seni çok seviyorum Ali. Seni çok seviyorum Ali. Ali seni çok seviyorum. Seviyorum...
« Son Düzenleme: Ekim 15, 2008, 10:43:20 Gönderen: enginfiroll » Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: