08parpali
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 156
|
 |
« : Kasım 18, 2008, 04:47:24 » |
|
Duşünceler denizine dalmış bir halde parkta bir bankın üzerinde otururken, yanımda oturan başka birisinin de olduğunu fark ettim. Bastonuyla kâh toprağı eşeliyor, kâh acaip şekiller çiziyordu. İşte, 'Benim gibi yalnız birisi', dedim. Yanımdaki kişiyi çaktırmadan süzmeye başladım. Üstü başı eski, ama giysileri temizdi, saçı uzun ve dağınıktı, ihtiyar bir zat idi. Benim baktığımı farketmiş olmalı ki, başını benden tarafa döndürerek 'İyi akşamlar', dedi. Bende 'Allah sizinde akşamınızı hayırlı etsin', dedim. Sonra ihtiyar bastonuyla toprağı eşelemeye devam etti. Bende içimden ne günler geçirmiş, ne gibi dertleri vardır (?) diye düşünmeye dalmıştım. O zatla konuşma isteğim artmaya başladı. Bu arada: -Buraların yabacısısınız, dedim. -Hem Evet, hem de Hayır, dedi. -Naıl yani! , dedim. -Bu diyarların yabancısı değilim, mekanların yabancısıyım, dedi. -Anlayamadım? -Anlatmak uzun sürer. -Anlat benim bol vaktim var. -Aslında anlatılacak pek bir şey de yok, diyerek sustu. İçimde bir ürperti hissettim, sanki bu ihtiyarı içimde hissettim. İhtiyarın masumca söylediği bu sözler karşısında duygulandım.Sanırım ihtiyaç halinde şuna bir kaç lira versem diye düşünüyordum ki, mırıntı halimde 'Size bir kaç lira versem', diyiverdim. İhtiyar dudaklarında küçük bir tebessüm ile 'Evet ihtiyaç içindeyim, ama para dışında birşeye' diyiverdi. -Neye ihtiyaç duyuyorsun, dedim. -Başımı sokacak biryere, dedi. -Size para vereyim bir otele gidiniz, dedim. -Bu şehirde bütün otellere gittim kalacak yer bulamadım. Bütün lokantaları gezdim, yiyecek birşey bulamadım. Şehirdeki kapıları tek tek çaldım, bir dost göremedim, dedi. O bunları söylerken, 'Ne garip ihtiyar' diye düşündüm. Sanki düşündüğümü anlamış gibi bir tebessüm ile bana baktı. Özür dileyerek: -Hoş gör, sizin kim olduğunuzu bilmiyorum? Söyledikleriniz tuhafıma gitti, geceyi benimle geçirmek için benimle gelir misiniz? -Başını kaldırdı; 'Eğer benim kim oldugumu bilseydin, beni davet etmek istemezsin', dedi. -Sen kimsin(?), dedim. Sesi derinden ve çağlar gibi; 'Ben senin ihtiyarlık haliyim, yani sen benim gençliğimsin', dedi. Bu sözün ardından, gözlerimi açıp uyandım. -Oh be...
Halil Cibran'ın Fırtınalar kitabından esinlenerek yazılmıştır.
|