gülnare
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 41
|
 |
« : Eylül 14, 2008, 11:17:45 » |
|
Henüz güneş zaferini kazanamadı.Gece hala gökyüzüne hakim. Ay öyle bir kurulmuş ki yerine, hiç gitmeyecek sanki. Bir bir sönen yıldızlar belli ki umudunu kesmiş geceden. Uhud Dağı'ndaki okçular gibi meydanı terk etmekte her biri. Ruhuma doğan karanlık ise öyle ıssız, öyle derin ki kayboluyorum. Ve yine sen, her kayboluşumda karanlıkların ortasında öylece durmuş dikiliyorsun karşımda. Mahur bir besteyi söylemekte dudakların gene, duyuyorum...
Ah sen! Canımı acıtan, yolumu şaşırtan sen!
Her şey senin olsun.Ay, gökyüzü,yıldızlar, karanlık, iyiye veya kötüye dair ne varsa, arzuladığın her neyse al! Hepsi senin. Bana sadece "benim" olanları bırak. Ya da bir zamanlar "benim olmuşları". Aydınlığımı ver bana. Ne şu gökkubbeye bağdaş kurmuş ayda, ne de dilek tuttuğum yıldızlarda gözüm. Bana kucak dolusu gün ışığı, bahçedeki kiraz ağacı, deniz, martı, mahallenin çocukları, tadında bırakılmış bir oyun, burnu düşmüş bir kardanadam yeter. Bana "doğan gün" yeter. Sevgin, yüreğin, rengini bile bilmediğim gözlerin, adının baş harflerine yazdığım şiirlerim.. Senin olsun, istemem. Bana hayatımı geri ver. Çekil gözlerimin önünden. Beni bana bırak. Bundan sonra bana sensiz bir "BEN" yeter...
|
|
|
|
|
Logged
|
...ya yaşamakla uğraşırsın ya da ölmekle...
|
|
|
gülnare
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 41
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 21, 2008, 04:49:13 » |
|
Kelimeler böyle, bazen tükeniyor, ansızın terk ediveriyor… Lügatlerden yığın yığın kelime kaçıyor, tutamıyorum… Tutunamıyorum.
Bazen doyumsuz koca bir yüreğe bir selam yeter. Ben “ben” olmasam da, o “O” olsun yeter…
Bu aralar azla yetiniyorum ve karmakarışığım. Kendimi çözemedim ki sevdiğim, sana anlatayım. Korkuyorum, çünkü görmüyorum, duymuyorum, anlamak istemiyorum. Nereye kadar bilmiyorum. Bu yüzden daha çok korkuyorum. Tersine yaşıyorum. Geriye savruluyorum. Kayboluyorum. Ve her kayboluşumda yine yine yine !
Geçmişe sevdalandım sanki. Bir şey var , bir şey… Biliyorum. Beni çekip alacak Geriye, en başına…
Nefretle aşk arasındaki çizgi ne kadar ince sevdiğim.. Bir adım ötesi değil duygularım, bir nefes ötesi imiş. Her nefes alıp verişimde nefret ediyorum. Sevdiğim, şimdi nefesimi tuttum. Seni bekliyorum!
Kedi gibiyim, ıslak bi kedi.. Şimdi gelip başıma koyacaksın elini, gözlerime bakacaksın derin derin. Alıp bir çatı altına bırakacaksın, isteyeceksin ki ıslanmayayım. Çünkü iyisin! Veya köşe başında bir dilenciyim. Gülümseyeceksin tüm samimiyetinle. Bir bozukluk atacaksın belki önüme… Allah’ım ne saadet! Nereye kadar… Kimin umurunda… Azla yetiniyorum bu aralar…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
gülnare
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 41
|
 |
« Yanıtla #2 : Eylül 28, 2008, 08:05:30 » |
|
Ey ruhumu yasa boğan, Kaldırımlarını bir mısrada eskittiğim, Kayboluşumun başlangıcı, Masallar ülkesinin, çileli şehri! Söyle, Yüreğime sürgünü yaşatan o gözler hangi renktir?
Ey kırgınlığımın daim yoldaşı! En vefasız mevsimin bahar mıdır? Neden çabuk tüketir hüzün yağmurların nisanı? Aşkların en talihsizi hep sende mi yaşanır?
Ey denizlere küskün, çorak diyar! Bilmez misin? Her toprak yağmura sevdalıdır. Yaprak yaprak yaşlanmakta kavaklar, Saçlarına yakışan yalnız sonbahar mıdır?
Ey vuslata susamış gönüllerin mekanı,yolların başlangıcı! Yolcunun döneceği yer , sende yitik midir? Vurdum kendimi gözlerinin sahillerine, Beklemeye dayanmazsa biçare gönlüm, Bunlar vuslatsız bir ömre yazılmış son ağıttır!
Söyle sevdiğime ey şehr-i efkar ; Kelimeler tariften yoksun, yaşadığım yanıma kardır.
Ah sen! Canımı acıtan, yolumu şaşırtan sen! İyi ki doğdun...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
gülnare
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 41
|
 |
« Yanıtla #3 : Ekim 09, 2008, 01:13:48 » |
|
Savur her şeyi, Es yüreğince.. Dalgalar pürdikkat, Söyleyeceğin bir ünsüz harfte gizli kıyamet, Devamı gelecek, yeter ki renk ver denize…
Gülümse(-me)! Anlamsız olsun yüz ifaden... Biraz umuda, biraz hüzne boyansın duygularım. Ne koy çaresizliğe, ne uzaklardan el salla nazlı nazlı… Gülümse(-me), lakin asma gül yüzünü…
Şu an gözlerin hangi noktada takılı, Hangi ses kulaklarında dans etmekte. Ellerin hangi nesneyi şereflendirmekte… Hangi mekan varlığınla huzura kavuşmakta... Söyleme! Bırak düşüneyim, uzun uzun… Seni … Sana ait olanı… Vuslatı…
Gel (–me). Uzaklardan dinle ağustos böceklerini. Kayacak elbet bir yıldız, Ama dileğini duymaya hazır değil gökkubbe.. Nolur gel (-me), Bu kadar yakın durma… Uzaklar yakışır ancak sana. İntiharı olur saçların, mehtabın… Gel ! -me…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
gülnare
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 41
|
 |
« Yanıtla #4 : Ekim 25, 2008, 02:23:13 » |
|
Ey suskun sema, kurumuş pınarlar, Gözyaşına hasret kalmış toprak, MERHABA! Neden yalnızlığa adanmış tüm şarkıların, Söyle şehr-i efkar, hep sitemkar mı bakışların?
Desem "gel"! Unuttum acıyı... Lügatimde yapayalnız bir kelime... vuslat kaldı. Kelimelere takılmış bir ömrün son figanı , Sevdam! Yalnız bir nefeslik umudum kaldı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
gülnare
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 41
|
 |
« Yanıtla #5 : Ekim 29, 2008, 11:41:03 » |
|
Midemin üzerine oturan acım! Kulaklarımda çınlayan sızım!
Bir kuş gibi titreyen kalbim, birazdan yerinden çıkacak.. Nolur bir adım daha atma, gözlerin kıyametim olacak!
Zamanların içinden bir zamanda, Bir kapana atılmış birkaç kırıntıya bakan , Tiksindirici bir fare gibiyim. Ya ömrümü satacağım birazdan birkaç kırıntıya, Ya da toplayıp tozlu kaldırımlardan gururumu, İki büklüm sevdamdan vazgeçeceğim .
Bırak nolur! Alnımı açıp ay gibi, Sana açık avuçlarımı kapatacağım. Senden yukarılarda değil gözüm, Gözlerinin birkaç milim aşağısında, Dik durmanın huzurunu yaşayacağım.
Bırakma nolur! Beni bana bırakma! Yoksa bu koca şehirde, Yalnız seni değil, Kendimi de kaybedeceğim!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
gülnare
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 41
|
 |
« Yanıtla #6 : Aralık 29, 2008, 08:18:53 » |
|
Hangi kelimeleri biriktirdiysem sizin için, Yitirdim gözlerinizde… Hiçbiri layık değil hüznünüze… Filistinli çocuklara…
Yitirilen anaydı , yitirilen evlattı, yitirilen bir ümmetti. Gözyaşlarımla kaydı yıldızlar. Dilek tutmanız için… Hadi Filistinli çocuk, Ver ellerini, birlikte oyunlar oynayacağız bugün. Zannettiğin kadar siyah ve kan kırmızı değil dünya… Bak kar yağdı buralara… Hadi , umutlarını çizeceğiz birlikte gökyüzüne… Nolur ağlama, sen ağladıkça ben eriyorum burada, Sen ağladıkça içim titriyor, ağlayışın arşı titretiyor!!!
Ama birazcık gülersen eğer gözlerime, Belki kurtulabilirim bu azaptan… Bırakma elimi. Acınacak olan sen değilsin, benim! Sen yitirdikçe umutlarını , ben burada kahroluyorum. Yalnız olan sen değilsin, benim! Tüm ümmet dualarla sarıyor küçük bedenini, Ben çaresizlikten boğuluyorum. Dualarım bile yarım kalıyor, utanıyor her kelimem insan denen mahluktan, Seni anarken, gözlerindeki yaşların heybetinden eriyor her dua.
Tüm çocukları toplayın, yüreğimi siper edeceğim onlara…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|