Çoktan seçmeli sorular soruyorsunuz yine.
Ben bütün sorularda kendimi seçiyorum.
Cevaplarımı beğenmeyip bir kenara itiyorsunuz beni.
Kenarların ne kadar fotojenik olduğunu fark ediyorum.
Kuruttuğunuz bütün nehirler için yağmur duasına çıkıyorum.
Sizler ben yokken nehirlerin toprağına göz dikiyorsunuz.
Ben toprağın nuruna güveniyorum.
Omuzlarım artık eskisi kadar dik değil, başımı gökyüzüne huşu ile kaldıramıyorum.
Bir yanılgı türküsü tutturmuş yine kalbim.
Kalbimin türküsüne ayak uyduramıyorum.
Ne sınıra yaklaştım; ne sınırda oldum ne de sınırı geçtim.
Ben bütün ihtimallerin içinden sınırsız olanı seçtim.
Sorular yanılgılarımı öldürüyor, direncim şarkıma çağırıyordu.
Şarkımı dinlettim onlara…
Büyükler şarkımı sakıncalı buldular.
Artık çocuklar da yoktu yanımda.
Büyüklerin dünyasında bana yer yoktu oysa.
Ne gazeteleri ne de telefonları ilgilendirmiyordu beni.
Her akşam televizyon başında izledikleri diziler kusmama sebep oluyordu.
Çığlımın desibelini arttırsam da duymuyorlardı dağların sesini.
Dağlar hareket ediyor, onlar yerlerinde sayıyorlardı!
Ne cevaplarımı beğendiniz ne de susmama izin verdiniz.
Sizler konuşun ey insanlar; ben sizin yerinize susarım!
Eğer susmam da rahatsız edecek olursa sizleri, sükûtumdan bir yol yapıp kendime giderim.
Kendime gidince, merak etmeyin sizi kendime şikayet etmem!
