KULTUR, SANAT, FİKİR FORUM
Kasım 21, 2008, 09:45:41 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bugün Sokağa Çıktım!  (Okunma Sayısı 1366 defa)
08parpali
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 143


« : Ağustos 27, 2008, 01:05:40 »

Bugün Sokağa Çıktım!

Bugün sokağa çıktım, onların konuşmalarına misafir oldum; ''Hey baksana dostum!'',''Takma takıl bana!''

Bugün insanlarımım moder yasadıklarını gördüm. Ya da modernlikten anladıklarını gördüm. Bana, ''Modernleşme bu mu?'' dedirti. Taklitçi, içi boş, biçimiyle, dış görünüşüyle, kılık kıyafetiyle sınırlı, bir modernleşme.

Bugün insanlarımın çoşkularına tanık oldum;''Yawf ya costuk bu gün'', ''Yawf uçurdu bizi'',içerisinde bencillikler, keyfilikler, faydalıcılıklar, günümüzü belirleyen temel yaklaşımlar, haline getirdiklerini gördüm.

Kendisini bilmeyen, tanımayan, öteki'ni, farklı'yı bilmez, tanıyamaz demişler. Bugün sadece ötekisini tanıyan insanlar gördüm
         
Logged

Ben bir DİLENCİYİM

...ruhum kokuşacağına ağzım koksun

...mezarcılar öldüklerinde kazmalarını gömmezler
haydar abi
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



« Yanıtla #1 : Ağustos 29, 2008, 12:12:30 »

nedir bu "öteki"?
« Son Düzenleme: Ağustos 29, 2008, 12:17:18 Gönderen: haydar abi » Logged

Soli Deo Gloria!
haydar abi
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



« Yanıtla #2 : Ağustos 29, 2008, 01:11:25 »

bi soru daha:

nedir bu "kendi"?
Logged
leylirumi
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 247



« Yanıtla #3 : Ağustos 29, 2008, 02:06:00 »

Alıntı
Kendisini bilmeyen, tanımayan, öteki'ni, farklı'yı bilmez, tanıyamaz demişler. Bugün sadece ötekisini tanıyan insanlar gördüm


oldukça sitemkar bir cümle, benim de aklıma şu soruyu getirdi, peki bu serzenişlere neden olan durumları fark eden, bunun neresinde?

aklıma tezkiretül evliya da buna dair bir şey okuduğum geldi

Abdülvahit b. zeyd'e "nefsiyle meşgul olduğu için halk ile meşgul olamayan birini hiç gördün mü?"diye sormuşlar. Demiş ki:

-Evet, öyle birini tanıyorum bu zat şimdi kapıdan içeri girecek, dedi ve o anda Utbe içeri girdi. Utbe'ye sordu:

-Yolda giderken kimi gördün?

-Hiç kimseyi, dedi. Halbuki yolu, pazardan geçiyordu.

Logged

damla denize düşerse denizim deme hakkına sahip olur

sahraya düşerse buhar olur

habbe de olsan kubbesin

zerre de olsan kürresin
zeynepavar
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 185



« Yanıtla #4 : Ağustos 29, 2008, 06:22:41 »

herkes birbirini bu konuda eleştiriyor.çünkü bu hastalık hepimizde var.ama iyileşmek için neler söylenebilir? belki ilk adım önyargılardan kurtulmak,bunu başarırsak bence öteki diye birşey de kalmaz.ama doğru olmayabilir de bu..
Logged

bütün istediğim biraz kesinlikti...
sema
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 76



« Yanıtla #5 : Ağustos 30, 2008, 02:26:00 »

 nedir öteki?
 ve nedir kendi?

gayet yerinde sorular olmuş.

 Aynaya baktığınızda ötekinizi mi görürsünüz yoksa kendinizi mi? Çıplakken nesiniz siz? Aslında kocaman bir yalan olan;  benliğimizin ötekileşerek kendimizi kaybettiğimiz , bulmak içinse çeşitli benliklere giriştiğimiz hatta yarıştığımız bu aynalar bize ne kadar doğru söylüyor. Yada biz bu yalanın hangi düzlemindeyiz?

nedir öteki? ve nedir kendi?
Logged

Volkan olup eritsede lavlarım beni
Ben sen olmanın sarhoşluğunda bir deli
                                        vs. vs
leylirumi
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 247



« Yanıtla #6 : Ağustos 30, 2008, 05:59:58 »

belki de bu soru insandaki doğal olarak var olan bilme isteiğinin en nihâi noktasıdır. şu da olabilir insan yaşamı boyunca ister istemez bir şeyler öğrenir, bir bebeği düşünün hatta hayvanlarda da bu öğrenme süreci kendiliğinden gelişir. öğrendiklerimiz genellikle ihtiyaçlarımız doğrultusunda olur, bu da içinde bulunulan ortama göredir.

ancak burada söz konusu olan durum bunlardan ayrı birşey olmamakla beraber, bir nevi öğrendiğimiz şeylerin çatısı mesabesindedir. insanın kendini fark etmesi de öncelikle ötekini fark etmekle başlamıyor mu? öteki önemli aslında; şunu bile diyebiliriz "ötekin kadarsın!" hayatı küçük bir semtten ibaret göreninkiyle bir ülkeden, hatta dünyadan biraz uçarsak kainattan ibaret görenin öteki anlayışı ne kadar uzlaşabilir? bir de buna "iki dünya anlayışını ve buna göre konumunu ortaya koyan insanı da eklersek öncelikle "öteki"mizin çemberini çizmeliyiz. diyelim ki yaşam çemberi=ilgi alanı=öteki anlayışı varlıklı bir semtte geçen bir insanın algıları-kaygıları-planları-hayalleriyle baş açık, ayak çıplak bir insanın ötekisi aynı olabilir mi?

bu meseleyle ilgilenen, soran sorgulayan cevap üreten, üretmeye çalışan ve ötekilerin de bu konu hakkındaki düşüncesini merak eden insanların önemli bir sebebi olmalı. eğer sizin bu konuya dair makul bir sebebiniz yoksa konu çetrefil bir hâl alır, cevaplar alırsınız binlercesini bulursunuz ancak bunun da sınırı bilmek istediğiniz; o da ihtiyacınız kadardır.

ilk soru şu olmalı "konumunuz nedir?"
Logged
septimus
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45


« Yanıtla #7 : Ağustos 30, 2008, 06:39:03 »

'Öteki' bir dizi disiplinin çercevesin de düşünülebilir,irdelenebilir.Bir anlam da Ötekinin üzerine gider,yanına varırız;fakat bilim,felsefe ya da sanat ile yapacağımız bu uğraş Ötekinin kıyısın da kalmaktan öteye gitmez...kelimenin kendisini,saf anlamını deşmeye çalışıyorum."Hayır o değil,öteki" dediğimizde ötedekini ifade ediyoruz.öteki her zaman ötede kalmamışta olabilir kanımca.'Öteki dünya,öteki yaşam,öteki İstanbul' dediğimiz de ise 'başka'dan bahsediyoruz bir anlamda.Sonraki anlamında da kullanabiliyoruz ötekiyi,enikonu 'öte' sonra olandır.
  Dostoyevski, öteki romanın da öteki meselesini psikoloji bilimi ile irdeleyip,derin gözlem gücü ile şizofren Golatkin'i ortaya çıkartıyor.Öteki üzerinden daha özgün ve canalıcı olan Ötekileşme ortaya çıkıyor.
  Uzun zamandır düşünüyorum.Sanatsal imgelerle dönüşüp,başkalaşım yaşayıp,çoğu zaman toplumdışı bir varlık haline gelebiliyoruz.Sanat insani bir uğraş olmasına rağmen,temel ilgi alanı haline geldiği vakit insanlardan uzaklaştıran bir araca dönüşüyor.Ötekileşme çıkıyor ortaya.Soruyorum:bu haliyle ötekileşiyormusun? yoksa Ben'i mi buluyorsun?
  Bir de içimizde ki Öteki var.İntihar ettiğimiz de tetiği çeken kim?Ben mi Öteki mi?
Logged
haydar abi
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339



« Yanıtla #8 : Ağustos 30, 2008, 08:04:25 »

öteki nedir?

seçilmiş herhangi birşeyin yek diğeri. bu değil de öbürü.

sosyolojinin de bir yaklaşımı varmış hadiseye: bir topluluğun kendini kainatın merkezine koyup, yaşayanları biz ve onlar şeklinde tasnif etmesine, kendilerini en iyi kabul edip kendisi dışında kalanların hepsini yanlış saymasına, onlarla arasına keskin sınırlar koymasına ötekileştirme diyorlar(imişşş). bu durumda kendisini üstün sayan bu kitle kendileri haricindekileri tanımaz oluyor, onlara ister istemez önyargılı yaklaşıyor. tam olarak tanımama değil ama kendi bakış açılarından ve bu kadar mesafeli bir duruşla ne kadar olabilirse ancak o kadar tanıyabiliyorlar... kendilerini de bu yalan yanlış öteki üzerinden ifade ediyorlar. onlara "bizim olmadığımız şey" diyerek kendilerini tanımlıyorlar. yarattıkları bu muhayyel ötekiyi dışlayıp kendilerini güçlü hissediyorlar. bu "kendi" merkezli dünya görüşünü ifade etmek için kullanılan bir kelime zannedersem bu. insanları ayrıştırıyor, birbirlerine yabancı kılıyor, düşmanlıkları-önyargıları körüklüyor vs.

benim aslında bu konuda dikkati çekmek istediğim şey bu kelimenin ne kadar sık ve yerli yersiz kullanıldığı idi. tabi ki herkesin kendince bir anlam yükleyerek bu kelimeyi kullanmasını doğal karşılayabilirim. ama kabul edilen sözlük anlamı veya diğer terim anlamlarından farklı bir şekilde kullanılacaksa, kullanan kimsenin kendi kullandığı biçimi iyice tarif etmesini, ne söylemek istediğini vazıh bir biçimde ifade etmesini beklerim. türkiyede şimdiye kadar gördüğüm "öteki"lerden herbiri başka bir şeyi anlatıyor sanki. bu durumda ortada bir "öteki" tarifi olmadığından dolayı bu kelime hiçbirşey ifade etmiyor. o kadar çok duyuyorsunuz ki artık esatirden bir şey oluveriyor. sen ne efsunlu ne mübarek şeymişsin deyiveriyorsunuz.
moda kavramları sorumsuzca kullanıp aydın geçinen bazı kimseler var ki, ne işe yarar bu adamlar anlayabilmiş değilim. podyunda yürüyen mankenden hiçbir farkları yok. piyasada hangi kavram varsa giyinip fırlayıveriyorlar sokağa. düşünce üretme yok, fikirleri yok, kavgası yok, buhranları yok, herhangi bir hakikat idealleri yok. ha, birşeyleri var: konuşmaya çok değer veriyor bu adamlar, konuşa konuşa her müşkülün çözüleceğini, varlığın sırlarını ilmek ilmek çözeceklerini felan zannediyorlar. önemli olanın konuşabilmek olduğuna kendilerini inandırmışlar. lafla beslenen kafes hayvanlarına benziyorlar ancak. kavgası olmayanın doğrusu da olmaz. bunların neresi aydın, neresi münevver? maesef türkiyede bunlardan o kadar çok var ki:( pop şarkıcıları gibi, pop yazarları... sanat ideali yok, hakikati yok. bir kaç kavramı var bük, çevir, kıvır kullan.

asıl mevzuya gelelim. öteki her zaman vardır ve her zaman da olacaktır. fakat bu öteki öyle herşeyiyle bilirli bir topluluğu ifade etmez. en geniş içerikle "ben"in dışında kalan herkes ötekidir. tabi ki bu ötekinin en hafif derecesi. bana daha az benzeyen daha yabancıdır. birisi bir konuda öteki olurken bir başka konuda bana çok yakındır, çok ortak paydamız vardır. bir konuda çok yakın hissettiğim birisi başka bir konuda bana yedi kat yabancıdır. kendimi belli bir guruba ait hissetsem de hissetmesem de, kendime bir kimliği yakıştırsam da yakıştırmasam da realitede bir ben vardır ve olduğum şeydir ve bu olduğum şey varsa olmadığım şey olan ötekidir. tabi belirttiğim gibi bu öteki rölatiftir ve her zaman içeriği değişir. bu sebepten bir grup insanın başka bir grubu topyekün, iyi niyetle veya kötü niyetle, öteki addedip yabancılamasını, ondan çekinmesini, kendini ondan-onu kendinden tecrit etmesini yanlış bulurum. tüm insanları birbirinden ayıran şeyler kadar, tümünü beraber tutan saikler de vardır. en basitinden herkesin insan olması gibi. bu sebepten iyi veya kötü anlamda kullanılmasını, "olsun-olmasın"ı tartışmayı absürt bulurum. bir olgu olarak öteki her zaman olmuştur ve olacaktır. en azından insanın kendini tanımasında yardım eder fakat içeriğini doldurmak çok zor işte. yanlış olan bir kısım insanı öteki ilan edip, düşmanlık beslemek, onlara önyargılı olmak, kendi sınırlarına endini hapsetmektir. bir de insanın kendi içerisinde olanı var, buna değinilmiş zaten, ben girip saçmalamayım. ben zaten bu anlam karmaşasını nazara vermek istemiştim. kendiymiş, ötekiymiş bana ne yoksa. ben neysem oyumdur, ben olmayan da olgusal olarak ötekidir.

(karıştırdık çorba ettik afiyet olsun.)
(amin.)
Logged
leylirumi
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 247



« Yanıtla #9 : Ağustos 30, 2008, 10:28:15 »

Alıntı
septimus
'Öteki' bir dizi disiplinin çercevesin de düşünülebilir,irdelenebilir.Bir anlam da Ötekinin üzerine gider,yanına varırız;fakat bilim,felsefe ya da sanat ile yapacağımız bu uğraş Ötekinin kıyısın da kalmaktan öteye gitmez...kelimenin kendisini,saf anlamını deşmeye çalışıyorum.

bir dizi disiplin? gözümün önünde matruşka bebekler canlandı. yalnız tekrar düşününce konuyu bu açıdan açmaya çalışırsak ortalık çok karışır gibi geldi. yani düşünün her birimiz içinde 3, 5 tane daha adı "ben"  ya da "öteki" olan matruşkalarını ortaya dökecek olursa toparlanmakda epey zorlanırız.

septimus'un ikinci cümlesindeki kalabalığın fotoğrafı olur bu karmaşa bir bakıma da.

daha önce haydar abi bize bu konu hakkında da işimize yarayacak bilgiler vermiş "saçaklı mantık" başlığında.

http://www.tutunamayanlar.net/forum/fikirler-akimlar-makaleler/sacakli-mantia-girifuzzy-logicgokhan-kocak-t1366.0.html

Alıntı
septimus
Uzun zamandır düşünüyorum.Sanatsal imgelerle dönüşüp,başkalaşım yaşayıp,çoğu zaman toplumdışı bir varlık haline gelebiliyoruz.Sanat insani bir uğraş olmasına rağmen,temel ilgi alanı haline geldiği vakit insanlardan uzaklaştıran bir araca dönüşüyor.Ötekileşme çıkıyor ortaya.Soruyorum:bu haliyle ötekileşiyormusun? yoksa Ben'i mi buluyorsun?


bu paragraftaki sorun ise şu olabilir mi? ilk başta içten gelen, (bir buhran sonucu belki de), o en özde ikamet eden asıl benle bir şekilde karşılaşmış olan insanın tekrar onu bulma çabası da olabilir. mesela kahramanlık öykülerini düşünelim, ya da clark ken'den süperman yaratan gücü arıyor olabiliriz. titrek'ten çıkan atılganı. bunları yapan sanat (mı?) ama/fakat/lâkin  günlük hayatta bu olmuyor (mu?) (sadece filmlerde, kitaplarda mı oluyor?) al sana kopukluk. burada bir slogan olarak da kullanılabilecek bir şey söylenebilir: "inandığın kadar gerçektir!"


Alıntı
haydar abi
sosyolojinin de bir yaklaşımı varmış hadiseye: bir topluluğun kendini kainatın merkezine koyup, yaşayanları biz ve onlar şeklinde tasnif etmesine, kendilerini en iyi kabul edip kendisi dışında kalanların hepsini yanlış saymasına, onlarla arasına keskin sınırlar koymasına ötekileştirme diyorlar(imişşş).

sosyoloji'yle niyetleri uyuşmuyor galiba, ilk durakta da yolları ayrılıyor gibi modern zamanların bilgi ve veri yığını içinde, bilimin ışınlanma telaşesi arasında "kendine" kestirme bir yol arayanların; önlerine konan naylon yaşam tarzlarından haz alamayan hatta ve hatta rahatsızlık duyan,  "rahatsızlığının" bir "farklık" olduğunu kabullenen, fakat çabasının bir imaj ortaya koymak olmadığını; "farkındalık" sonucu doğal bir şekilde ortaya çıkan varlık içinde yokluk sancıları çekenlerin..



..

söylenebilecek çok söz var konuşmak isteyene ancak ne yapacaksınız kendinizle karşılaşıp, ötekilerden soyunup, bu (geri) dönüşümün sonunda  ne ile karşılaşmayı ümid ediyorsunuz?  bu halde nereye gideceksiniz, nerede oturup kalkacaksınız, kimle konuşacaksınız? yıllarca sürecek (ömür götürecek) bir uğraşın sonunda bir kral olunur mu bilinmez ancak çıplak kalınacağı kesin, daha kötüsü ne kadar giyinirlerse giyinsinler ötekilerin en çıplak halini görmek ürkütebilir de, buna katlanabilecek misiniz? bunları da sormak lazım.
« Son Düzenleme: Ağustos 30, 2008, 10:43:19 Gönderen: leylirumi » Logged
08parpali
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 143


« Yanıtla #10 : Eylül 08, 2008, 11:40:45 »

Kendini tanımadan, kendisini beğenmeyerek, başkası gibi olmak isteyen ve de bunu sade dış görünüşüyle yapabilen insanlar gördüm.
Logged
uyku
Global Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 595



« Yanıtla #11 : Eylül 08, 2008, 12:58:40 »

Bugün sokağa çıktım ve hiçbir şey göremedim yine:(

Çok baktım, dakikalarca baktım ama göremedim. Çünkü yoktu benden başka hiçbir şey. Sokak da bendim, bakan da bendim, baktığım da bendim...
Logged

İnsanlar uykudadırlar; öldüklerinde uyanırlar!
sema
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 76



« Yanıtla #12 : Eylül 09, 2008, 10:38:19 »

 öteki intihar etmiş bugün sokakta, kendi koşmuş kurtarmaya çalışmış, nefes üflemiş durmuş, masal bu ya, kanından kan ,canından can akıtmış  ötekiye...  bakmış ki nefes verdikçe ona, o güçleniyor, diriliyor,kanlanıyor ,canlanıyor...Sevinmiş. ama kendi busefer kan kaybetmiş,can vermeye başlamış.hali kalmamış . anlamış ki kendi kaybettikçe öteki kazanıyormuş. öteki dirildikçe, kendi ölüyormuş.

en iyisi herkesi kendi haline bırakmak, öteki bırak intihar etsin sokakta. kendi sarılsın ipine çıksın göğün katlarına.
Logged
08parpali
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 143


« Yanıtla #13 : Eylül 09, 2008, 06:25:35 »

Bugün sokağa çıktım...
Ötekisini taklit eden insanlar gördüm.
O da kötü taklit idi.
Logged
Günseli Işık
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #14 : Eylül 13, 2008, 03:54:46 »

öteki-siz yaşanır mı?

Logged
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: