Tutunamayanlar
Mayıs 18, 2012, 08:27:47 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Herkes ölecek amaben hep Tanrının benimiçin bir istisna yapabileceğine inanmıştm  (Okunma Sayısı 85 defa)
iNThEDeeP
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« : Şubat 05, 2012, 03:41:25 »

Herkes ölecek ama ben hep, Tanrının benim için bir istisna yapabileceğine inanmıştım.
(yazar W. Saroyan ölmek üzereyken söylemiş)

Sonsuza kadar yaşamayı hayal edip durdum, uyandığımda ölmüştüm. Çok üzücü bir durum ama benim yapabileceğim hiçbir şey yok. Şimdiki anı sonsuza dek yaşıyoruz ama farkında değiliz. Bu yüzdende ölüm bize korkunç geliyor ve her ölümün ardından göz yaşı döküyoruz. Bu göz yaşı ölen için mi? Kalan için mi? Ya da biz ölmediğimiz için mi? Sakın bunu sevinç gözyaşları olarak algılamayın, elbette sevinç gözyaşları döken de vardır. Fakat bunu henüz resmen ispatlayamadım. Çünkü gerçek ile sahteyi ayırmak çok zor.

Ölen bir kişi ne yapar? Ölünce nelere gereksinimi olmayacak? Kendimi ele alırsak artık ayakkabılarıma ihtiyacım olmayacak, kanatlarım beni dilediğim yere götürecek. Hemen de kendini melek yaptı demeyin. Bütün masallarda var. Ben belki de kötü bir melek olacağım. Bu kanat sahibi olmama engel değildi diye düşünüyorum. Kanatlarımı çırptım çırptım en önemlisi nereye ineceğine karar vermek. Bir kumsala inebilmek en güzeli, özellikle de akşamüzeri. Ölüm gün batımı gibi güzel ve serin. Sonraki gün yeniden kumlarda koşacağım. Zamanı ayarlayamazda ayaklarım yanarsa kanatlarım olduğu için şükredeceğim. Deniz sen ne kadar güzelsin…

Uçmak güzelde, kuşlarla aynı dili konuşamamak zoruma gidiyor. Bir şey sormaya da korkuyorum. Ucunda gagalanmak da var. Diğer kuşlarla fazla samimi olmak riskli geliyor bana, zaten aptal turist muamelesi yapıyorlar. Benim dilimi öğrenmeye de hiç niyetleri yok. Bir içgüdüdür gidiyor.

Bulutların üzerine bir dershane açsam mı? Ama ücreti balık, buğday vb şeylerle ödeyecekler. Oysa ben onların gün batımında denizlere doğru süzülerek ödeme yapmalarını isterdim. Bazıları yapar belki, gagaları havada olanlar ise, yüz vermeyeceklerdir bana. Sırtlarını dönüp benim tüylerim her yönden çok güzel edasıyla uçup gideceklerdir.

Kuşlar hep böyle miydi? Yoksa ben aralarına karışınca mı? Bozuldular. Neyse, yüksek bir ağaca konayım da ufka bakayım. Kanatlarım olmadan önce yani ölmeden önce bende yükseklik korkusu vardı. Acaba şimdi nerede? Belki de aşağıda unuttum. Bir başkası yanlışlıkla almış olabilir mi? Bu unutkanlıklar oldukça ve her sahipsiz gördüğümüzü sahiplendikçe dünyada yükseklik korkusu asla yok olmaz. Unuttuğum korkumun yeni sahibi ne kadar çok korkuyordur yüksekten. Bunca korku varken başına bir de yükseklik korkusu çıktı.

Hava çok sıcak, kimseye görünmeden denize gireyim. Sanırım kimse beni görmüyor. Fakat bebeklerden korkuyorum. Onlar bana, beni görüyormuş gibi bakıp anlamsız sesler çıkarıyorlar. Bari elinle işaret etme! Çıplak olduğum anlaşılacak. İnşallah beni unuturlar. Biraz önce ıslak kumlara baktım. Ayak izim yok. Ayak izlerim kaybolmuş. Öldüğüme artık” kesin “gözüyle bakıyorum. Bütün bildiklerim de kaybolmuş olabilir mi? Okuma yazma bilgim tamamen yok olmuş. Nereye gömüldüğümü nereden bileceğim. Kendi mezarımı ziyaret edemezsem çok üzülürüm.

Sanırım ben sıradan bir ruha sahipmişim. Hala kafamın üzerinde bir hare yok. Başka kimsede görmedim. Bu hare işi gerçek mi?değil gibi! Bunu nasıl öğrenebilirim? İlk kez ölünce burası ile çok sorusu oluyor insanın. Ağaçta bir kedi var sorsam mı? Bunlarda miyav dan başka bir şey bilmiyor, yine açıkta kaldık. Benden korktu kaçtı. Neyse ki dört ayağının üzerine düştü. Koşarak kaçıyor, çok korktuğu gözlerinden belli, korkudan şehla oldu zavallı kedicik. Üzerime vazife olmayan işlere karışmamak en iyisi. Kedi iyice uzaklaştı. Ama ruhum deli, rahat durmuyor ki.artık sadece ruh olduğuma göre, baştan aşağıya delinin tekiyim demektir. Babam haklıymış benden adam olmadığı gibi, iyi bir ruh da olamadım. Kimin ruhu daha kaliteli acaba. Marka bir ruh mu? Olmalıydım. O zaman herkes beni ister miydi? Ya da kendi markamı mı? Yaratsam. Buralarda hiç mağaza görmedim,belki de haftasonları bir yerlerde Pazar kuruluyordur. Hafta sonu bir yerlere gitmeli.

Buradaki ilk günüm böyle geçti. Diğer taraftan bir farkı yok gibi. Ya da hangi tarafta yaşadığımızı nasıl anlayacağız. Uçtuğumu biliyorum ama rüyalarımda başıma çok şey geliyor. Hangisi gerçek? Ya da hangisinin gerçek olmasını istiyorum! Anın tadını çıkarmak, bence en güzel ve doğru olan bu..

Halit ÇAKMAKÇI
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: