KULTUR, SANAT, FİKİR FORUM
Eylül 03, 2010, 06:28:48 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Pablo NERUDA  (Okunma Sayısı 2811 defa)
kalalayka
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404



« Yanıtla #15 : Haziran 24, 2009, 07:29:47 »




     ''Felsefeden çok ölüme, düşünce-gücünden çok acıya, mürekkepten çok kana daha yakın duran bir şair. Gizemli seslerle aranan bir şair, ki mutludur kendisi bu durumu üstü-kapalı olarak da olsa belirtmemekten. Gerçek bir insan süzülmek üzere ve bir serçe heykelin katı yanağından daha sonsuzdur”.
Logged

''Sahip olacağın her şey ''der Tracy,''bir gün kaybedeceklerinden sadece biridir;cevap bir cevabın olmamasıdır''
kalalayka
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404



« Yanıtla #16 : Haziran 24, 2009, 07:45:55 »




   .......
   Belki çok geç
   birleşti düşlerimiz
   dorukta ya da dipte,
   aynı rüzgârla kımıldayan dallar gibi yukarıda,
   birbirine dokunan kızıl kökler gibi aşağıda.
   .......
Logged
uyku
Global Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 863


« Yanıtla #17 : Eylül 20, 2009, 02:26:52 »

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları
yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve
değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan
kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet
değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk
almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.

Pablo Neruda
Logged

Herkese bu köprüden yürüyüp geçmek kalır...
kalalayka
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404



« Yanıtla #18 : Eylül 23, 2009, 01:10:34 »

  23 eylül,1973"te  Pablo Neruda, askeri diktatörlükçe gözetim altındayken öldü.Anısına bir hatırlatma da benden olsun.Aşağıdaki metin,toplumdüşmanı netten alınmıştır.


Pablo Neruda (1904 - 1973)



Şilili şair Neruda, toplumsal ve siyasal şiirleriyle Latin Amerika edebiyatının dünyada itibar kazanmasını sağladı. Canto General adlı epik şiir dizisiyle kendi kıtasının tarihini ve şimdiki zamanını yansıttı.


Latin Amerika"nın şiirsel sesi Neruda, Neftali Ricardo Reyes Basoalto adıyla 12 Temmuz 1904"de Güney Şili"de dünyaya geldi. Babası lokomotifçi, doğumundan hemen sonra ölen annesiyse öğretmendi. Neruda henüz 15 yaşındayken yurdunun taşra gazetesindeki edebiyat eklerini düzeltmekle görevlendirildi. Bu dönemde, Çekoslovakyalı şair Jan Neruda"ya olan hayranlığından dolayı Pablo Neruda takma adını aldı. 1924"te ilk şiirleriyle bir edebiyat yarışmasını kazanarak bir bursa layık görüldü. Santiago"da üç yıl Fransız edebiyatı öğrenimi gördükten sonra gazeteci olarak çalışmaya başladı.


1924: Veinle poemas de amor


Neruda"nın ilk şiir derlemesi Crespıısctılario adı altında 1923 yılında çıktı. Bir yıl sonra yayınlanan Veinte poemas de amour y una cancion desesperada (Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı) Latin Amerika"nın en çok satış yapan şiir kitabı oldu. Neruda bir aşk öyküsünü fon alarak aynı anda bir şehvet objesi, sığınılabilecek bir liman ve kozmik bir güç olan kadına bir od yazdı.


1927-36: Diplomat


1927"de diplomatlık kariyerini seçen Neruda, altı yıl boyunca Güneydoğu Asya"da konsolosluk yaptı. Bu bölgedeki toplumsal sorunlar yüzünden ömrünün "en çok acı veren dönemi" olarak nitelendirdiği bu zaman içinde Kesidencia en la tierra (Yeryüzünde Konaklama, 1935) adlı iki ciltlik yapıtını verdi.


Eski şiirlerinin melankolisi dünyadaki acıların doğrudan doğruya anlatımına yer verdi burada. Kendine özgü metriği ve dili de ana konusu olan yozlaşmaya uygundu. Neruda, katı mısra ve şiir biçimlerine yer vermeyip her şiiri kendine özgü bir ritimle yazmıştı. 1934"te İspanya"ya giden Neruda, burada sembolizm, sürrealizm ve füturizm etkisinde kalan 1927 Nesli adlı şair topluluğuna katıldı. İç Savaş patlayınca Neruda Franco"ya karşı çıktığı için diplomatik hizmetten çıkarıldı.

İç Savaşın üzüntüsü içinde 1937"de Espana en el corazon (İspanya Gönüllerde) adlı şiir kitabını yayınladı.

1950: Canto General


1939"da diplomatlık mesleğine geri dönen Neruda, başkonsolos olarak Meksika"ya gitti ve bu görevini 1943"e kadar sürdürdü. Altı yıl sonra Şili Komünist Partisi"ne girerek senatör oldu. Başkan Gonzalez Videla"yı eleştirmesi üzerine hükümeti tarafından 1948"de devlet düşmanı ilan edildi ve gıyabi bir tutuklama emriyle arandı. Rahip kılığında Arjantin"e kaçmayı başardı. İzleyen yıllarda Batı Avrupa"da, Sovyetler Birliği"nde ve Çin"de yaşamını sürdürdü. 1950"de Canto general (Evrensel Şarkı) adlı şiirler dizisi çıktı.

Suçlama ile duygudaşlığın egemen olduğu bu ilahi havalı yapıtıyla Neruda, Latin Amerika"yı mitleri ve tarihiyle, doğası ve politik/sosyal durumlarıyla bir bütün olarak yansıtmaya çalıştı. Tarihe Marksist bir görüş açısı getirerek Stalin"e olan hayranlığını da hiç saklamadı.

5O"li Yıllar: Bilinçli Bir Yalınlık


1952"de Şili"ye dönen Neruda başka bir ad altında Los versos del Capitan"ı (Kaptanın Dizeleri) adlı şiir kitabını yayınladı. Ancak on yıl sonra bu yapıtın yazarı olduğunu açıkladı. Bunun nedeni, 1955 yılında üçüncü evliliğini yaptığı Matilde Urrutia"ya aşkını şiirlerle ilan ederken bir önceki karısını incitmek istememesidir. Neruda yapıtlarında giderek daha önce kullandığı, anlaşılması güç mecazlardan (simgelerden) vazgeçti. Böylelikle insanın var oluşunun bir envanteri olan Odas elementares (Temel Odlar, 1954), Nuevas odas elementares (Yeni Temel Odlar, 1956) ve Tercer libro de las odas (Üçüncü Odlar Kitabı, 1957) adlı yapıtlarındaki dizeler çoğunlukla bir ve iki heceli sözcüklerden oluşmaktadır.


Stalin terörünün boyutu açıklanınca Neruda"nın dünya görüşü sarsıldı. Estravaganzio (Acayiplikler, 1958) ve beş ciltlik Memorial de Isla Negra (Karaada Defteri, 1964) adlı otobiyografik yansıtmalarında kuşkularını dile getirdi.


1971: Nobel Edebiyat Ödülü


1969 yılında Komünist Parti tarafından başkan adayı gösterilen Neruda, Salvador Allende"nin ulusal cephesine katılmak üzere 1970"te adaylığını geri aldı. Arkasından Allende tarafından Fransa"ya büyükelçi olarak atandı. Bir yıl sonra Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü"ne layık görüldü. "Incitation al nbconcidio y alabanda de la revolution chilena" (Nixon"u Devirmeye Çağrı ve Şili Devrimine Övgü, 1973) adlı şiir kitabında ABD"nin solcu hükümetin dengesini bozmaya yönelik çalışmalarını eleştirdi. 1973"te kansere yakalanan Neruda, Allende"ye karşı düzenlenen askerî darbeden birkaç gün sonra, 23 Eylül 1973"de, 69 yaşında Santiago"da hayata gözlerini kapadı. "Anıları Confieso que ho Livido" (Yaşadığımı İtiraf Ediyorum) adı altında ölümünden sonra yayınlandı.

Güneşle portakallar arası
ne kadardır metre hesabı?

Alazlı yatağında uyurken
kim uyandırır güneşi?

Göksel müzikteki cırcırböceği gibi
şarkı söyler mi toprak?

Kederin geniş, melankolinin
ince olduğu doğru mudur?



 
« Son Düzenleme: Eylül 23, 2009, 01:21:26 Gönderen: kalalayka » Logged
kalalayka
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404



« Yanıtla #19 : Eylül 23, 2009, 06:46:58 »

ada da gece

bütün gece seninle yattım
denizin yakınında, adada.
yabanıl ve uysaldın sevinçle uyku arasında,
ateşle su arasında.

belki çok geç
birleşti düşlerimiz
dorukta ya da dipte,
aynı rüzgârla kımıldayan dallar gibi yukarıda,
birbirine dokunan kızıl kökler gibi aşağıda.

belki ayrıldı düşün
benimkinden
ve aradı beni
önce olduğu gibi
karanlık denizde,
sen henüz kendin değilken,
ben farkında değilken senin
yelken açmış geçiyordum yanından,
ve gözlerin aradı
şimdi sana cömertçe verdiğimi
- ekmeği, şarabı, aşkı ve yabansılığı -
çünkü hayatımın armağanlarını
beklemiş kadehsin sen.

seninle yattım
bütün gece,
karanlık toprak dönerken
yaşayanlarla ve ölülerle,
ve ansızın uyandığımda,
henüz tam karanlık değilken,
kaydı elim belinde.
ne gece ne de uyku
ayırabilirdi bizi.

seninle yattım,
ve uyandığımda, ve ağzın
kurtulduğunda düşünden,
verdi bana toprağın lezzetini,
deniz suyundan, yosundan,
hayatının derinliğinden,
ve aldım öpüşünü,
sabah kızıllığıyla ıslanmış,
bizi çevreleyen denizden
bana gelmiş.

Logged
kalalayka
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404



« Yanıtla #20 : Eylül 23, 2009, 07:54:45 »

seviyorum suskunluğunu

seviyorum suskunluğunu, sanki sen
yokmuşçasına burada
duyarsın beni uzaktan, dokunmaz sana sesim.
uçup gitmiş gibi gözlerin
ve ağzın bir öpüşle mühürlenmiş.

seviyorum suskunluğunu, çok uzakta
görünüyorsun
sanki yas tutuyorsun, kumrular gibi cilveleşen
kelebek benzeri.
uzaklardan duyuyorsun beni, ulaşmıyor sana sesim.
bırak da varayım dinginliğine sessizliğinde.
ve konuşayım sessizliğinle
bir lamba gibi parlak, bir yüzük gibi yalın.
gece gibisin, suskunluğun ve takım yıldızlarınla
yıldızlarınki gibidir sessizliğin, öyle uzak, önyargısız.

seviyorum suskunluğunu, sanki sen yokmuşçasına burada
uzakta ve hüzün dolu, sanki ölmüşsün gibi.
işte o zaman bir sözcük yeter
uçarım, uçarım sevinciyle yaşadığının.

pablo neruda
ceviri: ergin koparan
Logged
gün
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 38



« Yanıtla #21 : Kasım 04, 2009, 06:58:35 »

         

           Acılardan daha büyük bir yer yoktur
           Bir tek evren var, o da kanayan bir evren...

nokta-pablo neruda şiirler
türkçesi:hilmi yavuz
Logged

*kahverengiyağmurbulutu...
kalalayka
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404



« Yanıtla #22 : Mart 27, 2010, 08:28:20 »

Tuzun gülü gibi ya da topaz gibi
ya da ateşi çoğaltan karanfillerin oku gibi sevmem seni:
karanlık bazı şeylerin, gizlice, gölgeyle ruh arasında,
sevildiği gibi severim seni.

Çiçeklerin ışığını içinde gizleyen
çiçeklenmeyen bitki gibi severim seni,
ve teşekkürler aşkına, kasvetle bedenimde...
yaşar topraktan yükselen kesif rayiha.

Severim seni bilmeden nasıl, ne zaman, nereden,
basitçe severim seni, sorunsuz ve gurursuz,
başka türlü sevmeyi bilmediğim için böyle severim seni.

Fakat ne sen varsın ne de ben,
öyle yoğun ki sevdamız, bağrımdaki elin elimdir,
öyle yoğun ki, uyuduğumda kapanan gözlerindir...
Logged
uyku
Global Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 863


« Yanıtla #23 : Temmuz 26, 2010, 12:04:06 »

kuşlar, uyku ve neruda:)

"Kuşlar Sanatı" şairin doğup büyüdüğü toprakların kuşlarını kendine özgü imgeleriyle anlattığı bir kitaptır.

Bu kitapta Neruda görüp bildiği çeşitli türden kuşları, duyularının ışığında yansıtır. Kitabın sonunda da düşsel kuşları yer almaktadır. Senkuş (eşi Matilde), Benkuş (kendi Pablo).



Sen Kuş
(matildina silvestre)


Minik dünya kuşumla benim,
toprak testimle,
zincirden boşanırcasına
söylüyorum gitarın yağmurunu:
bir odun yükü gibi geliyor
sözde sonbahar
sihrini bozarak
dağlarda yayılan ıtırın
öpüşlerim tane tane
birleşirken onun salkımıyla

Kanıtı bu ki biriktirdi
ikindi güzelliğini
kehribar yöntemi gibi
ya da bir menekşe buyruğu.

Gel uçarak, ey yolcu,
kömürlerle uçalım,
yansın ya da yanmasın,
düzensiz karanlığıyla
belirsizin, ateşliliğin.

Gel, küle girelim
dumanla gidelim
ateşle yaşayalım:
güzün ortasına
kuracağız masayı
çimenliğine tepenin
uçarak Chillan üstünde
kanatlarında gitarın.


Logged
uyku
Global Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 863


« Yanıtla #24 : Temmuz 26, 2010, 12:04:54 »

Ben Kuş
(Pablo insulide nigra)


Pablo kuşum ben,
tek tüylü kuş,
berrak gölgede bir uçucu
ve karanlık berraklıkta,
kanatlarım görünmez,
çınlar kulaklarım
yürürken ağaçların arasında
altında mezarların
şanssız bir şemsiye gibi
çıplak bir kılıç,
yay gibi gergin,
üzüm gibi yuvarlak,
uçarım, uçarım bilmeden
karanlık gecede, yaralanmış,
kim bekliyor beni,
kimdir istemeyen şarkımı,
ölümümü bekleyen kim,
varlığımı bilmeyecek olan,
ve boyun eydirmeye gelmeyecek bana,
kanatmaya beni, bükmeye,
haykıran rüzgarın yırttığı.
Bu yüzden gidip gelirim
uçarım uçmam şakırım ama
öfkeli kuşuyum ben
dingin fırtınanın.
Logged
uyku
Global Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 863


« Yanıtla #25 : Temmuz 26, 2010, 12:05:49 »

Son Deyiş: Şair Kuşlara Veda Ediyor

Taşralı bir şair
bir kuşbaz
gidip geliyorum dünyada
silahsız,
ıslık çalarak yolda,
boyun eğip
güneşe, kesinliğine,
yağmura, keman diline onun
rüzgarın soğuk hecesine.

Geçmiş yaşamların
ve geçmiş zaman keşiflerinin
akışında
kötü havaların bir yaratığıydım
bir ceset olarak kaldım şehirde:
alışamam duvardaki nişe,
fundalığı isterim ben, şaşkın

güvercinleri, balçığı, sayıklayışını
muhabbet kuşlarından bir dalın,
amansız yüksekliklerin tutsağı
akbabanın hapishanesini,
çantaçiçekleriyle süslü
sarp geçitlerin en eski çamurunu.

Evet evet evet evet evet,
iflah olmaz bir kuşbazım ben,
dizgin vuramam buna
çağırmasalar da beni
ağaçların tepesine,
gökyüzüne,
okyanusa
muhabbetlerine, ziyafetlerine onların
kendimi çağırıyorum ben,
bakıyorum onlara
hiçbir şey kaçırmadan:
sarı sakaları,
siyah sığırcıkları,
balıkçı karabatakları
madeni karatavukları,
bülbülleri,
titreşen sinekkuşlarını,
bıldırcınları,
Şili'nin dağlarını yurt tutan
kartalları,
saf, göğsü kınalı çayır kuşlarını,
gazaba gelmiş akbabaları,
ardıçkuşlarını
kıpırtısız doğanları,gökte asılı duran,
bana şarkılarını belleten ispinozları,
mavi kadifeyi, beyaz kuşları,
köpüğün taç giydirdiği kuşları,
ya da sade giyinenleri kumla,
toprağı sorgulayıp gizine tüneyen
ya da devin kabuğuna saldıran
dalgın kuşları,
ve açarak ağacın yüreğini
samanla, çamurla, yağmurla kuran
ıtırlı aşk yuvalarını
katılıp kendileri gibi binlercesine
gövde gövde, kanat kanat
birliğin ve devinimin ırmağını kurarak
yalnız,
haşin kuşları kayalıklarda,
ateşli kuşları, kaçakları,
tozluları, erotik kuşları,
karın ve sisin
yalnızlığında yanına yaklaşılmayan,
tüylü düşmalığında
kuru yaylaların,
kibar bahçıvanların
haydutların
müziğin mavi yaratıcılarının
şafağın dilsiz tanıklarının.

Ben, halkın
şairi, bir taşralı, kuşbaz,
koşturdum dünyada yaşamı arayarak:
kuş kuş tanıdım toprağı:
keşfettim ateşin uçtuğu yeri:
enerji kaybını
ve ödüllendirildi benim yansızlığım,
kimse bir şey ödemediyse de bunun için,
çünkü ruhuma bastım o kanatları
ve kıpırtısızlık hiç tutunamadı bende.

Kuşlar Sanatı / Pablo Neruda
Logged
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: