KULTUR, SANAT, FİKİR FORUM
Eylül 09, 2010, 07:08:57 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dokuz Yüz Katlı İnsan  (Okunma Sayısı 720 defa)
yahut
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 378



« : Eylül 18, 2009, 04:43:43 »

Dokuz Yüz Katlı İnsan 
 


Dr. Mustafa Merter
KAKNÜS YAYINLARI


Her yükseliş ve bir üst kata çıkış, terk edilen kattaki alt kişiliğimizin ölümünü temsil eder.O zaman usulca o kata inip o rolü oynayan oyuncunun kulağına sevgi, anlayış ve muhabbetle "Evet sen bensin ama ben sadece sen değilim!" diyerek hayatımızda o rolün hükmüne son verebiliriz. Hem onu aslında nefret ettiği bir varoluş tarzından kurtarmış hem de kendimize bir yükseliş imkânı sunmuş oluruz! Rolün yani alt kişiliğin terk edilmesindeki en büyük engel, bir üst katın varlığını bilememek, yani rol giderse boşluğa düşerim kaygısıdır. Hâlihazırda öğretilen psikoloji, içimizde var olan potansiyele işaret etmediği için, ne yazık ki bizler rollere ve hâllere kilitlenip kalırız. Bir üst katın varlığından habersiz olan modern psikoloji bilimi, bir bakıma bu kaygıyı tasdik etmiş olur.

Hiç şüphe yok ki, içimizde bir yerlerde bilge bir sanatkâr gizli ve bu sanatkâr her gece bizlere birbirinden değişik oyunlar sunuyor. Amacı, içinde bulunduğumuz hayat sahnesinin sadece bir oyundan ibaret olduğunu ve bu sahnede bizi temsil
eden kişilerin sadece birer oyuncu olduğunu bizlere göstermek.

İsviçre’de eğitim görmüş, pratik yapmış, psikoloji biliminin yanı sıra meditasyon ve yoga gibi Yeni Çağ akımlarını deneyimlemiş ve tasavvufu bir yaşam biçimi olarak benimsemiş Psikiyatr Dr. Mustafa Merter, bu kitapta çiziyor. Haritayı elimize alıp Freud, Jung, Maslow gibi psikoloji biliminin önde gelen kuramcılarıyla Charles Tart, Ken Wilber gibi farklı bilinç hâlleri ve hâl psikolojisinde yepyeni ufuklar açan son dönem düşünürlerin kirleri arasında özgürce dolaşıyoruz.
Kaybolma ihtimali yok. Zira rehberimiz başta Hz.Mevlânâ ile İbn Arabi olmak üzere tasavvuf büyükleri.Bu çok özel gezintinin adı ise Benötesi Psikolojisi. Rüyalar ve aktif hayal kurma teknikleriyle tedavinin nasıl uygulandığını görecek,psikospritüel kriz
ve Kaliforniya Sendromu gibi problemlerle nasıl başa çıkabileceğimiz üzerinde kafa yoracaksınız. İnsan ruhunun kat kat derinliklerine indiğiniz gibi kat kat yükseklerine de çıkacaksınız bu gezintide. Yolun sonlarına geldiğinizde psikolojiye ve insana,bu yeni çehresiyle daha çok inanacak atta muhabbetle yaklaşacaksınız..

Aziz dost! Sen, tek bir kişi değilsin;sen bir âlemsin! Sen derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insan-ı kâmil! O senin muazzam varlığın, belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlerce âlem, o denize gark olup gitmiştir! Bu konuyu anlatmak; uyanıklığın da uykunun da elinde değildir. Zaten bu dünya ne uyanıklık ne de uyku yeridir!
(Hz.Mevlânâ,Mesnevi,cilt 3-4,s.94) 
Logged
herneyse
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 113



« Yanıtla #1 : Eylül 18, 2009, 10:58:23 »

Evet, bir yere not almıştım bu kitabı ancak kaybetmişim demek ki alamadan, çokça teşekkürler..
Logged
uyku
Global Moderator
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 866


« Yanıtla #2 : Eylül 19, 2009, 01:00:12 »

Bu konunun öncüsü aslında Amerikalı, hem psikoloji profesörü hem de sufi olan, Kaliforniya"daki "The Institute Of Transpersonal Pyschology/ Ben ötesi Psikoloji Enstitüsü"nün kurucusu  Prof. Dr. Robert Frager...

"Ben ötesi psikoloji" ne demek, klasik psikolojiyle arasında ne fark var anlatır mısınız?
Ben ötesi psikoloji, psikoloji biliminde "dördüncü ekol" olarak kabul edilir. İnsanın varolabilmesi için temel ihtiyaçlarından birinin de kendi potansiyelini, yaratıcılığını kullanmak olduğunu savunur. Örneğin, bir kuş uçtuğu sürece kuştur. Kanatları olmazsa uçamaz ve hasta olur. İnsan da kapasitesini ve yaratıcılığını kullanmadığı sürece hastadır aslında. Herkesin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir güç vardır. Bunun için insanın öncelikle kendinden daha güçlü bir şeye inanması gerekir. Bunun adına ister Tanrı deyin, isterseniz başka bir şey... Çünkü açıklayamadığınız mistik güçler vardır. Örneğin ruh.. Ruh nedir, neden yapılmıştır, bunu kesin olarak hiçbirimiz bilmiyoruz. Oysa herkesin içinde yakılmayı bekleyen bir ışık vardır. Bu ışığı açık tutabildiğimiz sürece gücümüzü de sonuna kadar kullanabiliriz.



Logged

Herkese bu köprüden yürüyüp geçmek kalır...
leylirumi
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Eylül 19, 2009, 06:01:42 »

Alıntı
İnsanın varolabilmesi için temel ihtiyaçlarından birinin de kendi potansiyelini, yaratıcılığını kullanmak olduğunu savunur. Örneğin, bir kuş uçtuğu sürece kuştur. Kanatları olmazsa uçamaz ve hasta olur. İnsan da kapasitesini ve yaratıcılığını kullanmadığı sürece hastadır aslında. Herkesin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir güç vardır. Bunun için insanın öncelikle kendinden daha güçlü bir şeye inanması gerekir. Bunun adına ister Tanrı deyin, isterseniz başka bir şey... Çünkü açıklayamadığınız mistik güçler vardır. Örneğin ruh.. Ruh nedir, neden yapılmıştır, bunu kesin olarak hiçbirimiz bilmiyoruz. Oysa herkesin içinde yakılmayı bekleyen bir ışık vardır. Bu ışığı açık tutabildiğimiz sürece gücümüzü de sonuna kadar kullanabiliriz.

ne kadar da tanıdık geliyor bu sözler, sizce de öyle değil mi? kim söylemiş? Prof. Dr. Robert Frager hı? o da kim? aslında ak sakallı  bir dedenin günlük virdlerinin ne olduğunu tam olarak öğrenmek için gelmiştim. robert frager.. robert frager.. iyi de ben bir Türkiyeli Müslüman olaraktan niye bunları robert frager isimli birinden öğreneyim? (şükürler olsun ilk defa duymuyorum bunları)  bunu soruyor musunuz siz de kendinize? her ne zaman bir yabancının müslüman olduğunu, islam hakkında hele de aşkla şevkle bir şeyler söylediğini duysam ürperirim, ateş basar vücudumu, utanırım.

Robert Frager?  "hem de sufi olan" dendiğine göre müslümandır herhalde. müslüman olduktan sonraki ismi ne acaba, değiştirdiyse şayet. en çok bu kısmı severim: islamla tanışmaya yeniden doğuş dedikleri için,  yeni  bir isimleri edinir çoğu kişi.

Ragıp"mış, Şeyh Ragıp (rağbet eden).

http://arsiv.sabah.com.tr/2005/07/21/cp/gnc115-20050716-101.html


"" Bir de tasavvufun size söylediği çok güzel bir şey var; sevmeyi bilmek. Kendinizden başkasını sevmediğiniz zaman mutsuz olmanız kaçınılmaz. Etrafıma baktığımda içlerinde kapkara boşluklar olan bir yığın insan görüyorum. Düzenin kendisi ve egoları, onlara hep daha fazla şeye sahip olmalarını söylüyor çünkü. Başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kuramıyor, sevmeyi bilmiyorlar... Şeyh Muzaffer"in anlattığı çok güzel bir öyküsü vardı. Bir gün yanına bir adam gelmiş ve "Ben de bir sufi olmak istiyorum" demiş. O da sormuş, "Hayatında hiç bir kadına aşık oldun mu?" Adam "Hayır" demiş. Muzaffer efendi de ona "Sen git önce bir aşkı öğren" demiş. Aşkı bilmek, tanımak, bir başkasına sevgiyle bağlanmasını bilmek hayatta mutlu olmak için birinci koşuldur. ""

bayıldım buna.. ((: ((: ((:
Logged
Zeliha
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 137



« Yanıtla #4 : Eylül 19, 2009, 10:48:33 »

http://www.benotesi.com/index.asp

dilinize dimağınıza hakikatler deydirecek bir kitap anlayamadığımız deruuuuuun hakikatler oku emriyle atılan bir adım  his-ve-deneyenlerden olmak bu değil miydi dert...gerçi ben daha okuyamadım ama kitabı anlayabilme adına değişk sohbetler vardı 

İQKRA !
Logged

(:
İHVAN
Newbie

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 261



« Yanıtla #5 : Ocak 30, 2010, 08:00:59 »

bir zamanlar okumak istediğim kitaplar listesine eklemiştim nasip olmadı "dokuz yüz katlı insan"
bununla birlikte ismi geçen  prof dr Robert Frager ın almış olduğum "kalp nefs ruh"  kitabını hala okumadığımı acı bir şekilde itiraf ediyorum..bir kaç gün önce bir niyetle almıştım elime hala geçerlilik süresi bitmeyen bu niyetimi Halvet günlüğüme yazıyorum :9
Logged

...

hayatı herkese rağmen yaşamak gerek, belkide hiç yaşamamak  ...
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: