Tutunamayanlar
Mayıs 18, 2012, 07:26:11 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Birhan Keskin şiirleri  (Okunma Sayısı 27345 defa)
I.Key
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 334



« : Ocak 25, 2009, 03:31:08 »





Aşk

Aniden. Birdenbire, beklenmedik olandan...
Beklemeyene: Dilegelen bir dünya.
Vahiy gibi, en çok ona benziyor.
Baharın karnını öptüğüm rüya.

O yüzden "ayak"landım, yukarı ağdım.
Sana vardığımda ağlamam bundan...

Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
Dünyayı dolduran sözü olduran o.
Ve ben ne desem şimdi, benden değiller.
Hâlâ soruyor musun bana, aşk ne demek:
O en "bir" ve "tam" olana yürümek.

Durup durup geçmesin içinden ağlamak
Dur, neden ağlıyorsun ca'nım,
yetmez mi ikimize bir sağanak...

Birhan KESKİN
« Son Düzenleme: Ocak 25, 2009, 04:32:03 Gönderen: BERCESTE » Logged

yoksa ben mujik miyim?
gülizbe
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 34



« Yanıtla #1 : Ocak 26, 2009, 11:28:45 »

Ayrılık

kaç gecenin çölüdür bu ayrılık
kaç şiirin dölüdür üstüme
örttüğün bu ince sessizlik
kalbim alış artık, kır kendini
kendi duvarında, sesini
kendi duvarına haykır.

tesadüfen birbirine rastlamış
başka başka aşklarsızın siz artık
geceyle gündüz gibi birbirine
ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman
senin çölünde kumlar uçurmuş,
o ki gece ve esmer, görmüyor
sahrayı, sesi içinde karışmış.

her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer
kendi sabrını deneyen taş,
kendi uykusuzluğunda yatak oldun.
kül koy şimdi yanına korunun
seni kavuran onu da yakmasın.
aşkla besle kendini, gül yetiştir,
sardunya çoğalt.
ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.


Birhan KESKİN
Logged

Ben Acıyı Tatdım ... Kanına KarışTım!
şebnem
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1



« Yanıtla #2 : Mart 14, 2009, 12:31:22 »


geç benden, ben dururum, ben beklerim, geç benden,
ama nereye geçersin benden ben bilemem.

dediler ki, olgun bir meyve var sabır perdesinin ardında,
dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da.

dediler ki, şu ağaçlar gibi bekledin, şu ağaçlar gibi hayal,
şu ağaçlar gibi kederli.

açıldım, kapandım, açıldım, kapandım, gördüm
gelenler kadar gidenleri de,
hani sabrın sonu, hani gamlı eşek, pervasız nar nerde,
hani bahçe?

biri gelse.. biri görse.. biri gelmişti.. açmıştı.. durmuştu..
duruyor hâlâ bende.

kaç zamandır çınlıyor içimde bu boşluk, kim
kıydı, bahçenin şen duluydu, karşımda duran dut?
en çok onunla bakıştımdı, bir kere olsun dilegelsindi,
çok istedimdi.

bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki,
sapaya kaçmış cümlem uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye
gıcırdandım takatsız.

gördüm hepsini, gördüm hepsini, sabrın sonunu!
biri gelse, biri görse, şimdi,
rüzgâr sallıyor beni...

Birhan Keskin
[/color]
Logged
Asel
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Kasım 13, 2009, 07:34:12 »

Kanamalar

size,
bu odanın alacakaranlığından,
okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
tenimde kalan tuzundan ve
yastıklarda kuruyan gözyaşından
hiç bahsetmedim.

size,
nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza
(garip, tuhaf aslında)
beyaz bembeyaz tabiatımla
'iyiyim' diyorum.
yani aslında korkuyorum
bütün bunlar kıyamet
bütün bunlar cinnet
bütün bunlar cinayet demeye
bir daha düzeltilemeyecek sözler
söylemeye korkuyorum.

telefonla birlikte ışığı da kapatıp
bol şanslar deyişiniz, şanslar deyişiniz, deyişiniz
çınlarken içimde,
bunun beni ne kadar kırdığından
hiç bahsetmedim.
bahsetmediğim çok şey var daha
yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor
akşamın altını, gümüşe dönüyor
bunlar da önemli elbette
en az,
bana ihaneti öğrettiğiniz
bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.

Birhan Keskin
Logged
Asel
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Kasım 13, 2009, 07:35:34 »

Arka Bahçe

birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız
kim karar verebilir birbirine dokunan taş ve su
hakkında, kimin kimi ayakta tuttuğuna, ve günün
aslında kumdan, tuzdan ve ışıktan oluşmadığına?
boşlukları doldurduğumuzda belirecek hayatın
anlamı, taşı ve suyu doğru yorumladığımızda, bir
yarı öbür yarıyı anlayacak: olgunluk bize yaban
meyvesi gibidir; gevşek ağızlarımıza dokunan zehir!
kim sana verdiklerimi, senden aldıklarımı çözebilir?
birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız,
hayalleri dik tutmak gerekir.

...

ben yumuşak tuşlarına basacağım hayatın
sen çatıyı kur.
sırları soracağım ben,
sen hayatın anlamını ara.
yazın yönünü değiştireceğim ben
sen yolculuğa çık.
ben arka bahçeyi özleyeceğim
sen inat et...


Birhan Keskin
Logged
hüznevefa
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #5 : Mayıs 01, 2010, 05:50:13 »

MİLONGA..
Ilık süt gibiydin
Sen , uf uff..


Benim ağzımda bir zehir vardı ,
Beni bu dünyaya ağzımda ,
Hoh ,
Bu zehirle bıraktığında
Ben senin kötü olduğunu ,
Senin kötü olduğunu
Anlamamak için ,
Çok çalıştım..


Benim seninle ilgili
Bildim her şey bir
Yalandı. Buna çalıştım..
Tersinden bir adaletsizliği
Anlamam gerekti benim ,
Ve ben
Hoh ,
Ben bunun için bir Afrikalı gibi çalıştım..

Ilık süt gibi ,
Ilık süt gibi olduğun ,
Hooohhh ,
Benim uydurmamdı..

BİRHAN KESKİN
Logged
borderline
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #6 : Mayıs 12, 2010, 12:10:25 »

IX

Beni bilmediğim bir dünyaya attı..

Bir cümlem yok, darrrrrğğmadaaaaaaanıım, bundan.

Bir düşümüz vardı, "birlikte yaşlanmak" koymuştuk adını,
çok acıyor, belki bundan. aşki bir cümle mi bekliyorsun benden.
Beklemeeeeeeeee.
Mutfakta reçel yapan iki kadın. Kırmızı biberleri filan.
Rüzgar alan biraz tepe bir yer. Bakınca, iki yandan da
uffffffffffffuk filan.
Dünya yuvarlak değil de hafif elipsmiş gibi.
Kaldı ki iki kadın, dünyanın yuvarlağını zaten anlamayan.
Böyle. Kendime inandığım gibi inanmıştım ona da.
Aşk olanın ötesinde bir aşktan söz etmek, aaaaaaah
Bir inançtı desem.
Bu kadar dağılmam kendimi şimdi
bu dünyaya fırlatılmış gibi hissetmem, bundan.
Ne söylememi bekliyorsun
Hava aldıkça sızlayan bir diş var içimde.
Susmam bundan, konuşmam bundan.
Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.
İnsan olmuştumilk o zaman.
Ya da bozulmuşlardı beni yenidoğandan.
Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım,
ölünmüyordu, hatırladım.
Ölünmüyoooooorrrrrrrrrrdu.
Logged
borderline
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #7 : Mayıs 12, 2010, 12:25:25 »

Eski avluda

Bir çiçek açtığında
Bir eski avluda
Diyor ki;
Çalıda sarı bir çiğdemim ben
Ve senin çok eski cümlen.

Sen otursan, gitmemiş ki! olsan
Ben sana bir eski Endülüs avlusu
İstersen serin bir Portofino getirsem
Ya da Yedigöllerin yedisini birden.

Bir çiçek açtığında
Bir eski avluda
Diyor ki;

Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken
Buldum buluşturdum kendime geldim
Tek eksik sensin! İncecik, çilli bir dille
sen de gelsen.

Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı
Begonviller ve bir mavi kapı
Ve illa amansız bir avlu getirsem.

Dünya soğur, akşam serinlerken,
Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
Ve işte en gümüş cümlem:

İçimi açtım sana.
İçini açmak için.
Logged
İHVAN
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 285



« Yanıtla #8 : Temmuz 31, 2010, 12:05:37 »

Onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
Titreme daha fazla kalbim.

Bağışla kendini artık onu da
...Bırak gitsin.
Bırak gitsin.

O senin ezel gününden kaderin
Sen onu nasılsa bin kere daha
Seveceksin...
Logged

Kapına geldim ve ben olmaktan vazgeçtim. Sen 'kim o' de yeter ki: Çünkü, kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim...
Victor Hugo
murat
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29


« Yanıtla #9 : Nisan 02, 2011, 09:40:08 »

Metin Altıok şiir ödülünün 4.sünü kazanmış. Bundan sonra takip etmeye çalışacağım.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25195330/
Logged
amelie
Newbie

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #10 : Ekim 19, 2011, 05:44:15 »

TAŞ PARÇALARI..

XXIV

bir masal

bir taş ağırlığında olabilir mi ?

olurmuş meğer.

 

birlikte bir masala inanmak istedim.

ben seninle , sadece bu.

sen beni tek

tek

tek bıraktın.

 

benim artık taş taşıyacak ,

taş kaldıracak , taş atacak

halim mi var !

BİRHAN KESKİN

Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: