I.Key
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 334
|
 |
« : Ocak 25, 2009, 03:31:08 » |
|
Aşk
Aniden. Birdenbire, beklenmedik olandan... Beklemeyene: Dilegelen bir dünya. Vahiy gibi, en çok ona benziyor. Baharın karnını öptüğüm rüya.
O yüzden "ayak"landım, yukarı ağdım. Sana vardığımda ağlamam bundan...
Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler Dünyayı dolduran sözü olduran o. Ve ben ne desem şimdi, benden değiller. Hâlâ soruyor musun bana, aşk ne demek: O en "bir" ve "tam" olana yürümek.
Durup durup geçmesin içinden ağlamak Dur, neden ağlıyorsun ca'nım, yetmez mi ikimize bir sağanak...
Birhan KESKİN
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 25, 2009, 04:32:03 Gönderen: BERCESTE »
|
Logged
|
yoksa ben mujik miyim?
|
|
|
gülizbe
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 34
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 26, 2009, 11:28:45 » |
|
Ayrılık
kaç gecenin çölüdür bu ayrılık kaç şiirin dölüdür üstüme örttüğün bu ince sessizlik kalbim alış artık, kır kendini kendi duvarında, sesini kendi duvarına haykır.
tesadüfen birbirine rastlamış başka başka aşklarsızın siz artık geceyle gündüz gibi birbirine ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman senin çölünde kumlar uçurmuş, o ki gece ve esmer, görmüyor sahrayı, sesi içinde karışmış.
her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer kendi sabrını deneyen taş, kendi uykusuzluğunda yatak oldun. kül koy şimdi yanına korunun seni kavuran onu da yakmasın. aşkla besle kendini, gül yetiştir, sardunya çoğalt. ki, sen aşktan ve ayrılıktan başka ne anlıyorsun.
Birhan KESKİN
|
|
|
|
|
Logged
|
Ben Acıyı Tatdım ... Kanına KarışTım!
|
|
|
şebnem
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1
|
 |
« Yanıtla #2 : Mart 14, 2009, 12:31:22 » |
|
geç benden, ben dururum, ben beklerim, geç benden, ama nereye geçersin benden ben bilemem.
dediler ki, olgun bir meyve var sabır perdesinin ardında, dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da.
dediler ki, şu ağaçlar gibi bekledin, şu ağaçlar gibi hayal, şu ağaçlar gibi kederli.
açıldım, kapandım, açıldım, kapandım, gördüm gelenler kadar gidenleri de, hani sabrın sonu, hani gamlı eşek, pervasız nar nerde, hani bahçe?
biri gelse.. biri görse.. biri gelmişti.. açmıştı.. durmuştu.. duruyor hâlâ bende.
kaç zamandır çınlıyor içimde bu boşluk, kim kıydı, bahçenin şen duluydu, karşımda duran dut? en çok onunla bakıştımdı, bir kere olsun dilegelsindi, çok istedimdi.
bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki, sapaya kaçmış cümlem uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye gıcırdandım takatsız.
gördüm hepsini, gördüm hepsini, sabrın sonunu! biri gelse, biri görse, şimdi, rüzgâr sallıyor beni...
Birhan Keskin
[/color]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Asel
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 13, 2009, 07:34:12 » |
|
Kanamalar
size, bu odanın alacakaranlığından, okyanusundan, beni boğan dalgalarından, tenimde kalan tuzundan ve yastıklarda kuruyan gözyaşından hiç bahsetmedim.
size, nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza (garip, tuhaf aslında) beyaz bembeyaz tabiatımla 'iyiyim' diyorum. yani aslında korkuyorum bütün bunlar kıyamet bütün bunlar cinnet bütün bunlar cinayet demeye bir daha düzeltilemeyecek sözler söylemeye korkuyorum.
telefonla birlikte ışığı da kapatıp bol şanslar deyişiniz, şanslar deyişiniz, deyişiniz çınlarken içimde, bunun beni ne kadar kırdığından hiç bahsetmedim. bahsetmediğim çok şey var daha yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor akşamın altını, gümüşe dönüyor bunlar da önemli elbette en az, bana ihaneti öğrettiğiniz bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.
Birhan Keskin
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Asel
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Kasım 13, 2009, 07:35:34 » |
|
Arka Bahçe
birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız kim karar verebilir birbirine dokunan taş ve su hakkında, kimin kimi ayakta tuttuğuna, ve günün aslında kumdan, tuzdan ve ışıktan oluşmadığına? boşlukları doldurduğumuzda belirecek hayatın anlamı, taşı ve suyu doğru yorumladığımızda, bir yarı öbür yarıyı anlayacak: olgunluk bize yaban meyvesi gibidir; gevşek ağızlarımıza dokunan zehir! kim sana verdiklerimi, senden aldıklarımı çözebilir? birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız, hayalleri dik tutmak gerekir.
...
ben yumuşak tuşlarına basacağım hayatın sen çatıyı kur. sırları soracağım ben, sen hayatın anlamını ara. yazın yönünü değiştireceğim ben sen yolculuğa çık. ben arka bahçeyi özleyeceğim sen inat et...
Birhan Keskin
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
hüznevefa
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 01, 2010, 05:50:13 » |
|
MİLONGA.. Ilık süt gibiydin Sen , uf uff..
Benim ağzımda bir zehir vardı , Beni bu dünyaya ağzımda , Hoh , Bu zehirle bıraktığında Ben senin kötü olduğunu , Senin kötü olduğunu Anlamamak için , Çok çalıştım..
Benim seninle ilgili Bildim her şey bir Yalandı. Buna çalıştım.. Tersinden bir adaletsizliği Anlamam gerekti benim , Ve ben Hoh , Ben bunun için bir Afrikalı gibi çalıştım..
Ilık süt gibi , Ilık süt gibi olduğun , Hooohhh , Benim uydurmamdı..
BİRHAN KESKİN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
borderline
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 12, 2010, 12:10:25 » |
|
IX
Beni bilmediğim bir dünyaya attı..
Bir cümlem yok, darrrrrğğmadaaaaaaanıım, bundan.
Bir düşümüz vardı, "birlikte yaşlanmak" koymuştuk adını, çok acıyor, belki bundan. aşki bir cümle mi bekliyorsun benden. Beklemeeeeeeeee. Mutfakta reçel yapan iki kadın. Kırmızı biberleri filan. Rüzgar alan biraz tepe bir yer. Bakınca, iki yandan da uffffffffffffuk filan. Dünya yuvarlak değil de hafif elipsmiş gibi. Kaldı ki iki kadın, dünyanın yuvarlağını zaten anlamayan. Böyle. Kendime inandığım gibi inanmıştım ona da. Aşk olanın ötesinde bir aşktan söz etmek, aaaaaaah Bir inançtı desem. Bu kadar dağılmam kendimi şimdi bu dünyaya fırlatılmış gibi hissetmem, bundan. Ne söylememi bekliyorsun Hava aldıkça sızlayan bir diş var içimde. Susmam bundan, konuşmam bundan. Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata. İnsan olmuştumilk o zaman. Ya da bozulmuşlardı beni yenidoğandan. Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım, ölünmüyordu, hatırladım. Ölünmüyoooooorrrrrrrrrrdu.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
borderline
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 12, 2010, 12:25:25 » |
|
Eski avluda
Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki; Çalıda sarı bir çiğdemim ben Ve senin çok eski cümlen.
Sen otursan, gitmemiş ki! olsan Ben sana bir eski Endülüs avlusu İstersen serin bir Portofino getirsem Ya da Yedigöllerin yedisini birden.
Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki;
Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken Buldum buluşturdum kendime geldim Tek eksik sensin! İncecik, çilli bir dille sen de gelsen.
Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı Begonviller ve bir mavi kapı Ve illa amansız bir avlu getirsem.
Dünya soğur, akşam serinlerken, Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok. Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim, Ve işte en gümüş cümlem:
İçimi açtım sana. İçini açmak için.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
İHVAN
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 285
|
 |
« Yanıtla #8 : Temmuz 31, 2010, 12:05:37 » |
|
Onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin. Titreme daha fazla kalbim.
Bağışla kendini artık onu da ...Bırak gitsin. Bırak gitsin.
O senin ezel gününden kaderin Sen onu nasılsa bin kere daha Seveceksin...
|
|
|
|
|
Logged
|
Kapına geldim ve ben olmaktan vazgeçtim. Sen 'kim o' de yeter ki: Çünkü, kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim... Victor Hugo
|
|
|
murat
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 29
|
 |
« Yanıtla #9 : Nisan 02, 2011, 09:40:08 » |
|
Metin Altıok şiir ödülünün 4.sünü kazanmış. Bundan sonra takip etmeye çalışacağım. http://www.ntvmsnbc.com/id/25195330/
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
amelie
Newbie
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3
|
 |
« Yanıtla #10 : Ekim 19, 2011, 05:44:15 » |
|
TAŞ PARÇALARI..
XXIV
bir masal
bir taş ağırlığında olabilir mi ?
olurmuş meğer.
birlikte bir masala inanmak istedim.
ben seninle , sadece bu.
sen beni tek
tek
tek bıraktın.
benim artık taş taşıyacak ,
taş kaldıracak , taş atacak
halim mi var !
BİRHAN KESKİN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|