delil
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 111
|
 |
« : Şubat 12, 2009, 10:00:40 » |
|
"Söyle, anlaşılmaz adam, kimi seversin en çok, ananı mı, babanı mı, bacını mı, yoksa kardeşini mi? -Ne anam var, ne babam, ne bacım, ne de kardeşim. -Dostlarını mı? -Anlamına bugüne kadar yabancı kaldığım bir sözcük kullandınız. -Yurdunu mu? -Hangi enlemdedir, bilmem. -Güzelliği mi? -Tanrıça ve ölümsüz olsaydı, severdim kuşkusuz. -Altını mı? -Siz Tanrı'ya nasıl kin beslerseniz, ben de ona öylesine kin beslerim. -Peki, neyi seversin öyleyse, olağanüstü yabancı? -Bulutları severim... İşte şu... şu geçip giden bulutları... eşsiz bulutları!" (YABANCI)
|
|
|
|
|
Logged
|
SÜRÜLDÜ! Tanrı sürgünlere rehberlik etsin.
|
|
|
kalalayka
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 404
|
 |
« Yanıtla #1 : Şubat 14, 2009, 10:34:10 » |
|
iÇE kAPANIŞ
Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık; Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam, Siyah örtülere sardı şehri karanlık; Kimine huzur iner gökten kimine gam.
Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin, Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte; Toplasın acı meyvesini nedametin Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.
Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler Eski zaman esvaplarıyle eğilmişler; Hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan.
Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.
|
|
|
|
|
Logged
|
''Sahip olacağın her şey ''der Tracy,''bir gün kaybedeceklerinden sadece biridir;cevap bir cevabın olmamasıdır''
|
|
|
gün
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 38
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 07, 2010, 03:39:02 » |
|
il me semble que je serais toujours bien là où je ne suis pas
*nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir.. yahut *"öyle sanıyorum ki benim mutlu olacağım yer hep bulunmadığım yer olacaktır..ya da daha açık söylemek gerekirse: bulunmadığım yer, kendim olduğum yerdir."
|
|
|
|
|
Logged
|
*kahverengiyağmurbulutu...
|
|
|
leylirumi
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 161
|
 |
« Yanıtla #3 : Ağustos 20, 2010, 01:31:12 » |
|
Hiçliğin Tadı
Ey hüzünlü ruhum. İhtiyar budala. Kanının kanatlarında hırçın bir kıvılcım yanardı, Umudun mahmuzu yavaşça dokunsa şaha kalkardın. Ey şimdi her adımda derin derin soluyan hasta İşe yaramaz beygir Uzan olduğun yere dayanmasını bil. Sönmeyen yanı var mı dünyanın...
Ruhum, acılarını örtün. Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır. Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak Artık ne kavganın tadı ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına. Elveda kavalın türküsü Flütün iç çekişi elveda Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık Ey hazların derinliği duyumların ateşi elveda..
Ruhum sevgili baharının bitti. O çılgın kokuların tükendiği zamandır.. Ayaklarımın altında yusyuvarlak dönüyor dünya Issız dağların karlı ağzında donmuş bir yolcu derinlere kayıyor Geçmişin titreyen eli sazdan örülmüş rüzgarlı kulübesi Gerek yok sığınmaya Ey her solukta gövdemi yutan zamanın muazzam ürperişi Ruhum dünyanın çığlarını çağır. Seni sarıp döne döne götürecektir zaman.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sîne hâhem şerha şerha ez firâk /Tâ bigûyem şerh-i derd-i iştiyâk
|
|
|
Belcuvan
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 330
|
 |
« Yanıtla #4 : Ağustos 20, 2010, 03:56:08 » |
|
"... Yatağın bir uçurum, ondan değerli ne var, Dinen hıçkırıklarım içinde yitsin diye; Büyük unutuş durur ağzının üzerinde Ve öpücüklerinde hep böyle Léthé akar..."
(Léthé - Kırk Kötülük Çiçeği)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|