|
tutunamayanlar
|
 |
« : Temmuz 11, 2008, 06:24:00 » |
|
BLOK Aleksandr Aleksandroviç (1880-1921)1898-1901 yılları arasında Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu, ardından 1906 yılında mezun olduğu Filoloji Bölümü’ne geçti. 1903 yılında Dmitriy Mendeleyev’ın kızı ile evlendi. İlk şiirleri sembolizm ruhu ile doluydu. Blok’un şiirleri, heyecanı ile müziğe benziyor ve romans etkileri altında şekilleniyordu. Sosyal gidiş atları genişleterek “korkunç dünyayı” ve çağdaş insanın dramasını kavrayarak, “intikamın kaçınılmaz olduğu” kanaatına vardı (1910-1921 yıllarında yazdığı İntikam adlı eserinde bu yaklaşımlarını sergiler). On iki adlı şiirinde Ekim devrimini yorumlamaya çalıştı. Devrimi ve Rusya’nın kaderini yeniden kavramaya çalışırken yaşadığı sanatsal çelişkileri aşamayarak derin bir bunalıma girdi. Son döneminde şiir yazamadı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
tutunamayanlar
|
 |
« Yanıtla #1 : Temmuz 11, 2008, 06:24:47 » |
|
DURGUN YILLARDA GELMİŞ OLANLAR DÜNYAYA
Durgun yıllarda gelmiş olanlar dünyaya Anımsamazlar geçtikleri yolları; Biz, Rusya'nın korkunç yıllarının çocukları - Gücümüz yok hiçbir şeyi unutmaya.
Yakıp kavuran, kül eden yıllar ! Çılgınlığın mı, umudun mu kökü gizli sizde? Savaş günlerinden, özgürlük günlerinden Kanlı bir parıltı kaldı yüzlerde.
Uğultusu tehlike çanlarının Dilsiz olmaya zorladı bizi. Uğursuz bir boşluk kapladı Bir zaman coşkuyla dolu yüreklerimizi.
Varsın, üstünde ölüm döşeğimizin Uçuşsun bir karga sürüsü, bağırışlarla - Tanrım, seyretsinler âlemini senin Kimler daha lâyıksa!
Aleksandr BLOK
Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
tutunamayanlar
|
 |
« Yanıtla #2 : Temmuz 11, 2008, 06:25:28 » |
|
GECE. ŞEHİR UYUMUŞ.
* * *
Gece. Şehir uyumuş. Kocaman pencerenin ardında Can çekişen bir adam gibi Sakin, heybetli.
Camın önünde kederli biri Küsmüş talihine, Göğsü bağrı açık Yıldızlarda gözleri.
-Yıldızlar, yıldızlar! -Nedir kederimin sebebi?
Yıldızlarda gözleri.
-Yıldızlar, yıldızlar! -Nereden geliyor bu keder?
Ve yıldızlar konuşuyor Anlatıyorlar her şeyi.
Aleksandr BLOK
Çeviri: Melih Cevdet ANDAY - Erol Güney
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
tutunamayanlar
|
 |
« Yanıtla #3 : Temmuz 11, 2008, 06:26:49 » |
|
MAVİ YAĞMURLUK
Yiğitliği, kahramanlığı, şânı Bu kahpe dünyada unuturdum ben Yanlı bir çerçevede ışıdı mı Yüzün önümdeki masa üstünden.
Gün geldi ve sen gidiverdin. Geceye attın aziz yüzüğünü. Yazgını bir başkasına verdim, Unuttum ben o güzel yüzünü.
Günler geçti, hep telaş içre, Hayatımı yıktı şarap ve tutku… Birden hatırladım ben seni ve Gel dedim, gençliğime çağrıydı bu…
Çağırdım ama gelmedin nedense, Çok gözyaşı döktüm, ilgisiz kaldın, Mavi yağmurluğunu mahzun giyindin de Yağışlı gecede benden ayrıldın.
Bilmem, gururun nereyi tuttu mesken. Tatlımsın, sevgilimsin, her şeyimsin… Mavi yağmurluğunla düşe daldım ben, Yağışlı gecede giyip gittiğin…
Düş kurulmaz, yok artık şefkat ve ün. Her şey bitti, geldi gençliğin sonu! Yok artık yalın çerçevede yüzün, Elimle masadan kaldırdım onu.
1908
Aleksandr BLOK
Çeviri: Ahmet NECDET - Kanşaubiy MİZİEV
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
tutunamayanlar
|
 |
« Yanıtla #4 : Temmuz 11, 2008, 06:27:21 » |
|
RUSYA
İşte o altın yıllarda olduğu gibi Aşınmış üç eyer kayışı sallanıyor yine Ve renk renk üç tekerlek dingili Dalıp çıkıyor eğri büğrü izlere…
Rusya, yoksul Rusya! Kül rengi köy evlerin senin Ve rüzgârın taşıyıp getirdiği türküler Gözyaşları gibidir ilk sevgimin
Acımak elimden gelmez sana Ben kendi boğuntumu yaşamaktayım şimdi… Git, istediğin büyücüye Teslim et haydut güzelliğini!
Varsın büyülesin seni ve aldatsın Yok olmazsın yitip gitmezsin nasıl olsa O güzel çizgilerin belki Dumanlanır biraz, kaygıyla…
Ne çıkar bir kaygı daha eklenmişse Çağıltılı nehre bir gözyaşı daha damlamış ne çıkar… Sen o'sun yine, ormanlar, tarlalar… Ve kaşlarına kadar nakışlı bir boyun atkısı…
Ve katlanılmayacak hiçbir şey yoktur artık Sezilmez nasıl akıp gittiği uzun yolların Parlayıverdiğinde, uzakta bir yerde Atkının altından bir anlık bakışın Ve usul bir tasayla çınladığında Boğuk türküsü arabacının…
1908
Aleksandr BLOK
Çeviri: Ataol BEHRAMOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
tutunamayanlar
|
 |
« Yanıtla #5 : Temmuz 11, 2008, 06:27:49 » |
|
SANATÇI
Yaz sıcakları da geçer kış fırtınaları da Geçer şenlikleriniz matemleriniz geçer Ve ben bastırmak için yüreğimdeki özlemi Bilinmedik bir türkünün doğmasını beklerim.
Geçer şenlikleriniz matemleriniz geçer Kapmak ve dondurmak ve belirlemek için. Umudumun katına ucu ucuna seçilen İnce bir iplik gibi uzanıyor şimdi.
Deniz mi uğulduyor? Dallarda şarkı söyleyen Bir su perisi mi var yoksa zaman mı durdu birden? Ya mayıstır aylardan, ve elma ağaçlarının çiçeğini Örten kar dökülüyor? Ya da gizlice bir melek geçti?
Sabırlı akışında saat ebediyeti taşır şimdi. Durmadan genişler aydınlık, sesler ve hareketler. Coşkuyla dolu geçmiş, geleceği seyreder… Şimdiki zaman ve tüm acımsayışlar çoktan uçup gitti.
Ve, yeni ruhla bilinmedik güçlerin Kendi kendilerini yarattığı son uçta Melûn bir gökgürültüsüdür kaplar tüm varlığımı: Yaratıcı düşünceyi zorlayıp devirmekteyim.
Soğuk bir kafese kapatır bu doğan küçük kuşu Çeker giderim işte, bu kuş hürriyet kuşu, Ölümü bizden uzaklaştırmak isteyen ve sadece Ruhu kurtarmak özlemiyle durmadan uçan kuş bu.
Ve işte kafes: Tunçtan, ağır mı ağır; Altın kafes duygusunu uyandırır akşam güneşinde. Ve benim güzel kuşum keyfi geldiğinde, Bir oraya bir buraya, türkü tutturur.
Kuşumun kanadı kesik, türküleri nakarat… Ama pencerenin altında kalakalırsınız işte böyle. Sevdiniz değil mi türkülerini? Bense yorgun bitik, Yeni bir kuş bekliyorum… yeni bir sıkıntının içinde.
1913
Aleksandr BLOK
Çeviri: Attila TOKATLI
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|