İŞLETMELERDEKİ PARMAK OKUYUCULAR (Sezai Ekinci)
08/08/13 | YORUM SAYISI 0 | GÖRÜNTÜLENME 1443 |    Ters Dizgi
Bu yazı, işletmelerde ki giriş ve çıkışları kontrol altına almak üzere uygulanan parmak okuyucular üzerinden, modernleşme eleştirisi yapmaktadır.

Özel bir okulda uygulanan parmak okuyucu uygulamasına dahil olmamak üzere okula savunmak olarak verilmiştir.


SAVUNMA
Okulda uygulanan parmak okuyucu uygulamasını kullanmama nedenimin, bu uygulamanın giriş ve çıkışları ölçmek dışında, normatif ilişkiler, ahlak kırizleri, yozlaşma, yalnızlaşma, şeyleşme, emeğin ve insanın nesneleşmesi gibi atıfta bulunduğu, bozunmalardır.

İdeoloji, olmasına inandıklarım konusunda derinlemesine bilgi sahibi olmak meselesi değildir. Trafikte araçla hızla ilerlerken kendime hız kuralına uyulması gerektiğini anımsatmamın bir faydası yoktur. İdeoloji kafamda değil, gaz pedalındadır. İnsanı, toplumsal ahlakı,etik'i önemseyen bir adam olarak bu uygulamayı reddetmem, kişisel birşey olarak algılanmamalıdır, ideolojiktir.

Artan üretimle birlikte kalabalıklaşan çalışanların, daha sıkı kontrol edilmelerini, yönlendirilmelerini temel alarak, üretim kontrol sistemleri, ücretlendirme sistemleri, örgütsel davranış, personel yönetimi bölümleri açılmış, rasyonelizm dönemi başlamış, Sonrasında Amerikan firmalarının, Japonya ile rekabette yaşadığı sıkıntılar, örgüt kültürünü ortaya çıkartmıştır. Örgüt kültürü, yani bütün değerleri içeri girerken bırakmak ve firmanın kültürüne sahip olmak. Ritzer bu durumdan McDonaldlaştırma diye sözeder. Buna göre, etkinlik, verimlilik, öngörülebilirlik, akılcılık, kârlılık vs.yalnızca restoranlar, fabrikalar için değil, genel toplum için temel kıstaslar olmaya, toplumun tüm yönlerini kapsamaya başlar. Ortaya kapitalizm ve onun inşa ettiği toplumsal yapı çıkar. Sevgi,dostluk, güven, ahlak gibi kavramlar "şeyleşir" ruhsuz bir toplum ortaya çıkar. İşte burada, çocuklara kazandırmak istediğimiz bütün ulvi değerler karşımıza yabancı bir erk olarak çıkar ki, bu ürün kime ilişkindir diye sorulmadan edilemez.

Verimlilik, karlılık esaslı bu sistem içinde durmadan yarışmak bir süre sonra benzer konumdaki insanlara husumet duyulmasına, insanın insanlıktan uzaklaşması hatta kendine karşı bile acımasızlaşmasına, kendinin dışındaki herkesi düşman olarak görmesine yol açmakta giderek kimliksizleşen insan yalnızlaşmaktadır. İşyerinde ki toplumsal beceri yani hoş görünme, göstermelik işbirliği, saldırganlık duygularına hakim olma, taahhüde girmeden oluşan işbirliğinin toplumsal hiçbir faydası yoktur. Yine bu sığ ilişkiler içinde yalnızlaşmanın tabi bir sonucu olarak hukuksuzlaşan erkek kadın ilişkileri.

Adarno teknolojiyle birlikte makine gibi dakikleşen, kesinleşen insanın, incelikten, düşünceli olmaktan edepli olmaktan uzaklaştığını insanı hunharlaştırdığını söyler. Kesinliğin insanı ahlaktan uzaklaştırdığını düşünen sosyologlar da azımsanmayacak kadar çoktur. Güven esasının ortadan kalkıp, insana ait denetimlerin teknolojik aletler tarafından yapılmasıyla, iş ahlakı yada güven makine ile insan arasında tamamen mekanik bir paylaşım halini almıştır. İnsanın ahlaklı olmasına gerek kalmamıştır çünkü artık ahlak denetlenmektedir . Söz konusu parmak okuyucu üzerinden örnekleyecek olursak, parmak okuyucu bozulmuşsa, ve erken çıkıldığında kimse farketmeyecekse işyerinden erken çıkabilir ve hiçbir ahlaki rahatsızlık hissedilmez. Yada hasta olunmadığı halde yöneticinin, hasta olunduğu konusunda ikna edilmesi yine ahlaki bir rahatsızlık hissettirmez çünkü legaldir. Evet ahlak anlayışının son geldiği yer karşımıza legal yada illegal olmak olarak çıkar.

Bir eğitimcinin çocuklara ahlak, sevgi, güven gibi, kavramları öğretebilmesi en önemlisi hissettirebilmesi bu duygulardan arındırılmış, emeğin nesne değeri kazandığı yapı içerisinde mümkün değildir. Fazla mesaiden dolayı verilen teşekkür belgesi, emeğin nesneleşmesidir. Bunun dışında teşekkür kavramında gönüllülük esası göz ardı edilemez, aksi halde, naif olan kavramlarda anlam kayması, zihin kayması, duygu kayması olarak, yozlaşma olarak karşımıza çıkar.

Bir eğitimci olarak, toplumsal, kişisel ahlak, etik, gibi kavramların eğitimde en güçlü şekilde sezdirilmesi gerekliliğine inanan bir insan olarak, öğretmenin öğrenciye, idarecinin öğretmene güven ilişkisinde yürüyen kontrolün ancak gerçek bir kazanç olduğunu düşünüyor ve parmak okuma uygulamasına dahil olmak istemediğimi bildirmek istiyorum.
Sezai EkinciAugust 8, 2013, 3:09
[1]
Çevrimiçi Üyeler
0 Üye 12 Ziyaretçi