tutunamayanlar kök salıyor
Gerçekte bu hareket karamsar bir oluşum yada amacı güç oluşturmak değil. Sadece bir farkındalık yaratmak, bir fikir hareketi bir ruh hareketi, bir bilinç durumu, bir inanç sıçraması..
Kaynak: Zaman
|
|
Henüz yeni bir oluşum olan tutunamayanlar' a gösterdikleri ilgiden dolayı Zaman gazetesine teşekkür ederiz.
BURHAN EREN
Sanal âlemde gençlerin başlattığı ve katıldığı hareketler artıyor. Protest bir yaklaşım, kinayeli, karamsar ve ironik bir üslup bu hareketlerin ortak noktası. Son numara ise sanal âlemde sesini yükseltmeye başlayan ‘tutunamayanlar’ hareketi. Yanlış anlaşılmasın, bu ‘tutunamayanlar’ın Oğuz Atay ile hiçbir ilgisi yok. Liderlerini bulduk, konuştuk.
Modern Türk edebiyatının en iyi birkaç romanından biri olarak gösterilen ‘Tutunamayanlar’, varlığını henüz sanal âlemde sürdüren bir gençlik hareketinin adı oldu. Aslında Oğuz Atay’ın romanına verdiği bu isim, anlamı ve çağrışımları bakımından taşıdığı güçten dolayı kitaptan bağımsız bir şöhrete kavuştu ve anlamı, romanın sahibinin kastettiğinin çok dışına çıktı. Yeri geldi, sokakta rastlanan içkili bir berduşa ‘tutunamayan’ dendi, yeri geldi ‘tutunamayan’ zayıflarla seneyi tamamlamış bir öğrencinin başarısızlığına bulduğu fiyakalı bir kulp oldu. Bir bakıma Batı’da Leonard Cohen’in ‘görkemli kaybedenler’inin (beautiful losers) başına gelen, Türkçede ‘tutunamayanlar’ın başına geldi. Ancak sözünü ettiğimiz tutunamayanlar hareketinin ne bununla ilgisi var ne de Oğuz Atay’ın romanındaki kahramanlara bir atıfı var. Varlıklarından bir e-posta aracılığı ile haberdar olduğumuz tutunamayanlar hareketi, ironik, karamsar ve ayrıksılığı ile dikkatimizi çekti. e-postalarında şöyle diyorlardı söz gelimi: “Caddeye yakışıksızlığımızı fark etmemiz çok geç olmadı. Gitmeye yeltendiğimizde hiçbir gemi götürmedi bizi, hiçbir limanda bekleyenimiz olmadı. Biliyoruz düşeceğiz, betona kafa üstü çakılacağız, zıplama yeteneğine sahip değiliz, bu düşüşten sağ kurtulursak bile bitpazarına düşeceğiz. Madem düşüyoruz hep birlikte düşersek yer sarsıntısı oluşturabiliriz.” Kimlermiş, dertleri neymiş, neden bu adı seçmişler ve neden böyle düşünüyorlarmış, merak ettik, tanıyalım istedik ve bunun için ‘tutunamayanlar’ın lideri Sezai Ekinci ile görüştük. İşte faaliyetlerini henüz www.tutunamayanlar.net adresli sitede sürdüren ve gençlerin başlatıp omuz verdiği tutunamayanlar hareketi…
Tutunamayanlar kim? Hikâyesi ne? Neden ve nasıl ortaya çıktı?
Türkiye’de gerçekten okuyan, düşünen, ve iyi sanattan anlayan bir kitle vardır; ancak popüler kültür bunları köşeye sıkıştırmıştır, bu kitle korunmacı bir tavırla içe kapanmış, konuşacak mekân bulamadığı için susmak zorunda kalmıştır. Bu kitledir tutunamayanlar. Tutunamayanların hikâyesi yalnız olmadığımızı fark etmemizle ve cesaretimizi toplamamızla ortaya çıktı. Bir şeyin yanlış olduğunu düşünüyorsanız müdahale etmek istersiniz, yalnız olmadığımızı bilmemiz bizi cesaretlendirdi.
Tutunamayanlar hareketi kendini neyle, nasıl tanımlıyor? Var oluş gerekçesi ne?
Tutunamayanlar hareketi bu amansız çağda her insan ferdininin ve toplumların kimliğini, düşüncesini, geleneğini tek tek veya toplu olarak ezen, yok eden, yeniden üreten modern sisteme bir karşı duruş olabilme kaygısıyla çıktı. Bir insan ferdinin bile fark yaratabileceğine inanan bir hareket. Başta dünyaya egemen olan kapitalist sisteme, tutunamayanların hareketi… Bir şekilde var olan hiçbir ideolojiye de tutunmayan bir hareket… Aptalca mutlu olamayanların hareketi… Var oluş gerekçemiz insanın bu dünyadaki ve evrendeki var oluşunun kaygısı. ‘İnsan bu dünyada şairane mukimdir’ demiş Heidegger. Biz de bir şair gibi ikamet edenlerdeniz. Söylemlerimizde anarşist bir tavır görmeniz pekâla mümkündür; ancak bu coğrafyanın alt kültürü çok sağlamdır ve bu alt kültürden beslendiğimiz için anarşist tavrımız yıkıcı olmaktan öte huzura sevk edici olacaktır.
Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın yazdığı, Türk edebiyatının kült romanlarından olmuş bir eseri. Hareketin bu esere atfı ne, bu kitapla, bu kitaptaki hikâye ile bağı ne?
Tutunamayanlar hareketi entelektüel bir hareket olduğu için kökleri edebiyata ve felsefeye dayanıyor. Bu anlamda Oğuz Atay’ın romanıyla direkt bir alakası yoktur. Fakat bir çağrışım yapması da güzel oldu. Leonard Cohen’inde ‘görkemli kaybedenler’iyle olduğu gibi.
Bu oluşum adı ile bir zıtlık oluşturmuyor mu sizce? Tutunamayanlar bir biçimde organize olup bir güç oluşturup aslında tutunmuş olmuyorlar mı?
Hayır. Kesinlikle bugüne kadar yapılmak istenenlerle kıyaslamamak gerekiyor. Gerçekte bu hareket karamsar bir oluşum ve amacı güç oluşturmak değil. Sadece bir farkındalık yaratmak, bir fikir hareketi bir ruh hareketi, bir bilinç durumu, bir inanç sıçraması.. Tutunamamak bir maksat olamaz, eğer maksat tutunamamak olursa arızalı mazoşist bir ruh var demektir. Bizim tutunamamamız, istememizden değil popüler kültürün artık vicdanıyla yargılanmamızdan kaynaklanmaktadır. Tutunamayanlar her toplumda var olmuştur, Nietzsche Batı’nın, Mevlânâ Doğu’nun tutunamayanıdır. Ancak hiçbir dönemde tutunamayanlar şimdiki kadar dışlanmamıştır ve baskı altında olmamıştır.
Hedefiniz ne? Dernek olmak istediğinizi yazmışsınız. Dernek olunca neler yapacaksınız?
Hareketin hedefi yukarıda da belirttiğim gibi insanın bu modern çağda durumuyla ilgili bir farkındalık yaratmak. Bu farkındalık yaratma girişimimiz için yakın hedefimizden söz edecek olursak her ilde bir tutunamayanlar derneği açarak birlikte hareket yeteneği kazanmak.
Tutunamayanlar hareketinin potansiyel katılımcıları, üyeleri kimler?
Tutunamayanlar henüz yeni bir oluşum, edebiyat çevresinden çok saygı duyduğumuz arkadaşlardan, akademisyen arkadaşlardan sanatçı arkadaşlardan birçok isim var. Arkadaşlarımızdan bazıları Ali Ayçil, Damla Yazar, Rahmi Uyar, Hatice Duran, Sümeyye İncegül, Selma Ulusoy, Fırat Aydın…
Manifestonuzu yayınlamadınız; ancak sitede işaretleri var ve cümlelerinde ironik, kinaye dolu ve karamsar bir hava var. Neden?
‘Kuşku ya da inanç için, aşk ya da tiksinti için, yüreklilik ya da korku için, özellikle ya da genel olarak hiçbir çıkış yolu bulunmayan bir taş içindeyim sanki, kendi mezar taşım...’ Kafka. Şimdi insanın durumunu bu cümlelerden daha iyi ne anlatabilir ki? Propaganda veya manipülasyon değil, amaç sadece tarihe bir not düşmek insanın durumuyla ilgili. Manifestomuzu geciktirmemize gelince; bir oluşum için ortaya çıkıyorsanız bütün boşlukları kapatmanız, gerekir, aksi halde yapılacak iş iyi değil kötüye sevk edebilir. O yüzden olabildiğince dikkatli davranmaya çalışıyoruz. Karamsar havaya gelince; aslında karamsar değiliz, karamsarlığın ne topluma ne de bize faydası olabilir.
Yakın dönemde, benzer üslubu kullanan, gençlerin ortaya çıkardığı oluşumlar var. Sözgelimi, ‘yüzde 52’ ve ‘genç siviller’. Bu oluşumları siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu oluşumlar hakkında çok fazla bir bilgiye sahip değilim açıkçası. Ama medyadan izlediğim kadarıyla aslen siyasi bir oluşum ‘genç siviller’ hareketi. Biz temel hareket noktası olarak siyasal kaygıları değil, sanatsal ve düşünsel kaygıları olan bir hareketiz. Tabii bu apayrı bir şey de değil. Bir toplumun kültür ve sanatı, o toplumun siyasi yapısını da etkiler.
http://genclik.zaman.com.tr/?bl=5&hn=736
16/03/2010 10:24 - yazmış: meriç atay
Nefes alamıyorum."Tutunamayanlar" bir çıkış yolu gösterir sanmıştım.Bir kaç gün kendimi iyi hissetmiştim.Sandığım kadar yalnız değildim sanki.Gerçekten delirmemişim gibi...Oğuz Atay da çözüm olmadı.Boğuluyorum...Nefes alamıyorum.......
27/08/2009 00:21 - yazmış: Ferdi ELPEZE
Yalnızlığın dinini yayan adam insanlar ikiye ayrılır derdi ama aslı insanları ayırırlar,gözleri acıyı çekip görenler, görmeyip acıları görenlere devredenler.
25/08/2009 02:15 - yazmış: meraklı
gözlerim doldu, midemde kelebekler uçuşmaya başladı, tanrım yoksa dünya mı değişiyor içindeki insanlarla birlikte?
15/09/2008 16:04 - yazmış: turgay parlakyildiz(yarali_yigit)
selam tutunamayanlar ailesi ve okurlari: oncelikle sizleri, yurekten kutluyorum oyle bir proje icin.. evet toplumun en buyuk etkeni kultur sanat ve, edebiyatidir. bu uc faktor yayildigi mudetce erisilmiyecek bir makam ve kapi yoktur.!! siyasallasmak edebiyattan ticaret kulturden insanlik sanat aktuelelrinden olusuyorsa, gencelr adina bu sitenin kurumuna, yapimcisina ve dusunen paylasan kitleleri en icten kutluyor ve basarilar diyorum.. SAYGILARIMLA....SIZINLEYIM)
14/05/2008 16:01 - yazmış: phoenix
okuduğum en başarlı röportajlardan biri. röportajın da başarılısı mı olurmuş demeyin. söyleyeceğini söyleyemeyip bambaşka mecralara açılıp sonra konuya dönemeyenler var, konusundan o kadar uzuuun uzun bahsedip can sıkanlar oluyo falan falan
söylemek istediğini uzatmadan,kısaltmadan,kapatmadan,sıkmadan... -madan -madan -madan... güzelce söylemiş Sezai Bey. hareket katılımcısı olarak tebrik ediyorum...
20/02/2008 22:38 - yazmış: tutunamayanlara selamlar
muammer atakul--Tutunacak bir dal bulmak ne güzel.Bazı şeyler zıtlıklarıyla değer bulur.Sevgiler...
22/12/2007 12:16 - yazmış: :=))))
mandal--?....
23/09/2007 21:30 - zeynep avar yazmış: sağolun
çok güzel bir röportaj.ve işte bu.kalbimin ruhumun tercümanı...aidiyet problemime bir çıkış kapısı...
06/09/2007 16:52 - fatma koç yazmış: Tutunmayanların Tutunması...
Edebiyat(şiir),felsefe ve diğer sanat dallarnı harmanlayan ve harmanı öğütenleri biraraya getiren bir kültür hareketi.İsminin tersi bir durumu karşılıyor insanı tutunduruyor.Boşlukları doldurarak geliyorsunuz her ilde düşünülmesi de oldukça güzel.Teşekkürler Sezai Ekinci ...
21/08/2007 22:22 - akif yılmaz yazmış: çok güzel bi röportajdı
Ben bu röportajı okuduktan sonra etkilendim ve aslında tutnamaynlara ne kadar da yakınmışım diye düşündüm.. hayata bakış açımız basit şeyler peşinde koşmama vb şeylerdi beni buraya çeken.. çünkü bende böyle düşünüyorum..
ÇOK GÜZEL BİR RÖPOTAJDI teşekkürler Sezai Ekinci
